29 Ekim 2012

Arena'da İlk Maç İlk Galibiyet




TKBL 2. hafta mücadelesinde Potanın Kraliçeleri kendi sahasında konuk ettiği Mersin Bşb takımını 77-54 yenerek 2. maçından da galibiyetle ayrıldı.Ayrıca kraliçeler ilk kez Fenerbahçe Ülker Arena’nın parkelerine çıktı.
İlk yarı boyunca en dikkat çeken nokta Mersin Bşb’nin çok yüksek yüzdeyle üçlük isabetiyle oynamalarıydı.Dış savunmamız rakibe gerekli baskıyı gösteremeyince ve boş atış atma imkanı verince Bahar Öztürk - Handy ikilisi cezayı kesti.İlk periyodu 21-19 la önde geçerken,savunmadaki aksaklığa rağmen hücumda topu iyi paylaşıyor sayı bulmakta zorlanmıyorduk.İkinci periyotta bireysel hatalar ve kaçan şutlardan sonra Mersin yine yüzdeli hücum edince bir ara 4 sayıda öne geçtiler.Periyodun sonlarına doğru toparlanan takımımız Angel’ın son saniyede attığı basket ile eşitliği sağladı ve devre 38-38 le geçildi.
3. periyot oyunu kopardığımız periyot oldu.Müthiş bir savunma yaptık.Rakibi zorlama şuta yönlendirmeyi geçtim,kaç defa 24 saniye boyunca potaya bakmalarına dahi izin vermedik.Ön sahada baskı,rakibi bunaltan yakın savunma ve neticesinde Angel-Cappie-Esmeral ile gelen pas araları.Özellikle Angel’ın hücumda hareketli oyunu ve ribaundlardaki takipçiliği takdireşayandı.İkinci yarıyla birlikte savunmada vidaları sıkınca farkı açtık.Ayrıca rakip çok kısa kaldığı için bizde 4 kısaya döndük ve daha da etkili olmaya başladık hücumda.Mersin ilk yarı boyunca hemen hemen her atışta isabet bulduğu üçlükleri bu sefer atamamaya başladı doğal olarak.Bu atışlar illaki bir yerden sonra girmeyecekti.Zaten dar bir rotasyonla oynayan Mersin’de katkı veren oyuncular yorulunca fiziken düştü ve skor üretemediler.Ki deminde bahsettiğim gibi savunmanın dozajını arttırınca 24 saniyeyi kullanamadılar.Final periyoduna 58-45 önde girerken,sadece 7 sayı yememiz savunmanın ne kadar iyi yapıldığınırakamsal olarak bizlere gösteriyordu. Savunmadaki sertliğimiz 4. periyotta da düşmedi,aynı şekilde devam etti.4.5 dakika sayı şansı tanımadık.Hücumda ise nazar değmesin Olcay ve oynadığı dakikalar içerisinde iyi işler yapan Esra’nın üçlükleriyle farkı daha da açmaya başladık.Maçı 77-54 kazanarak yolumuza kayıpsız devam ettik.Bu periyotta da sadece 9 (bu 9 sayının 3 ünü son saniyelerde kendi hatamızdan yedik),ikinci yarının toplamında 16 sayı yedik.
Koç Iniguez takımı rotasyonla oynatmayı seviyor.Tek bir farkla..Geçen sezon yaptığımız rotasyonlar maçın son 3-4 dakikasında olurdu.As kadroyla oynamayan genç oyuncularımız kendilerini pek gösteremiyordu.Iniguez maçın her anında rotasyondan faydalanıyor.Özellikle genç oyunculara ‘’ben size güveniyorum’’ mesajını veriyor.Zaten maç sonundaki röportajlarda Emel ''Koçumuz, karşılaşmaya benimle başlayacağını söyledi, ben de kendisine bana güvendiği için teşekkür ediyorum" ve Olcay ‘ın ''Öncelikle Koç bize güveniyor. Gençlere güveniyor ve biz de en iyisini yapmaya çalışıyoruz.'’ açıklamaları bu güveni ortaya koyuyor.
Süre alan 12 oyuncumuzdan 11 i sayı buldu.Geçen hafta Canik Belediye maçındaki gibi herkes takıma katkı vermeye devam ediyor.Bu takım için çok olumlu bir nokta.Asist sayılarına baktığımız zaman 24 asistle oynamışız.Buda çok çok güzel bir şey.Hücumda topu öyle güzel dolaştırıyoruz ki.Ekstra paslardan sonra boşa çıkan oyuncumuz mutlaka oluyor.Her hücumda mutlaka pota altını düşünerek oynuyoruz.Ribaundlarda 53 e 34 gibi bariz bir üstünlüğümüz vardı.53 ribaundun 21ini hücum ribauntları oluştururken,Mersin’de ise 34 ribaundun 8i hücum ribaundunu oluşturuyordu.
13 sayı 11 ribaund ile maçın yıldızı olan Angel 5 asistlede bu alanda takımın lideriydi.Özellikle penetre paslarıyla rakip takım savunmasının dengesini bozdu ve asistleri yaptı.Gelecekte çok şeyler beklediğimiz Olcay yavaş yavaş geliyorum sinyalini verdi.11 dakika yer aldığımaçta 8 sayı 4 ribaund (3ü hücum) 2 asistle üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.Hem savunmada hem hücumda etkili oyunuyla göz doldurdu.Hücumda aldığı ribauntlarla takımımıza yeniden hücum etme şansı tanıdı.Performansıyla bizi sevindiren diğer bir oyuncu Esra’ydı.Süre aldığı dakikalar içerisinde oldukça yararlı oldu.Kısa sürede 5 sayıyla katkı sağladı.Sezon içinde süre alacağı zamanlarda yapacağı bu ekstra katkılara çok ihtiyacımız olacak.Son olarak Nevin için konuşmak gerekirse...Gerçektenşu aralar çok formsuz.Kendine güvenini kaybetmiş.İyice ağır kalmaya başladıhücumda.Pota altından kaç tane şut sokamadı maç boyunca.1/7 ikilik 0/2 serbest atış yüzdesiyle sadece 2 sayı attı.Umarım bir an önce toparlanır.Çünkü hala pota altında noksanız.Vera (bu arada maçta yabancı kontenjanına takılan isim oldu,kadroda yoktu) ve Matovic’in yanında Yasemin ve özellikle Nevlin’in katkılarına ihtiyacımız olacak.
Yukarıda da bahsettim.Kraliçelerin Arena’da ilk maçıydı.Caferağa’dan sonra nasıl olacak diye merak ediliyordu.Henüz konuşmak için çok erken.Stresi ve gerilimi yüksek olacak Galatasaray maçlarında büyük salon nasıl bir etki yaratır bilinmez tabi.Birde küçük salonda maç olmayacak mısorusunu sorarken,maçtan sonra anons yapıldı.Çarşamba günü Euroleague’de oynayacağımız Targoviste maçı küçük salonda oynanacak.
Tribünlerden bahsedersek biraz…Kadın basketbol maçına göre hatırı sayılır derecede bir kalabalık vardı.Salon büyük olduğu için parça parçaydı taraftarlar.Yaklaşık 1000-1500 kişi vardı herhalde.Bu maçtan sonra Fenerbahçe Ülker’inde maçı olması sebebiyle ilerleyen dakikalarda daha fazla dolmaya başladı salon.
Önce kraliçeler sonra Fenerbahçe Ülker üst üste 2 galibiyet ve farklı skorlarla gelen galibiyetlerle mutlu etti bizleri.Her iki takımımıza da teşekkürler.
Çarşamba günü Euroleague sezonunu açıyoruz.İlk haftayı bay geçmiştik.Rakibimiz Targoviste.2 tanıdık isim var.Geçen sezonki antrenörümüz Dikeoulakos ve formamızı giyen Babkina.İlk maçlarında Famila’ya evlerinde 75-76 mağlup oldular.Çarşamba günü saat 20.00’de başlayacak maç Fenerbahçe Ülker Sports Arena’nın küçük salonunda oynanacak.Küçük salondaki ilk maçımız olacak.Bakalım orda nasıl bir performans sergileyeceğiz.Biletlerle ilgili daha bir açıklama gelmedi henüz.İmkanıolan herkes takımımızı desteklemeye gelmeli.Başarılar Potanın Kraliçeleri…

21 Ekim 2012

Kazanılmış Bir Puan – Bursaspor:1 Fenerbahçe:1




 

Maçı değişik duygularla izledim. Geçen sene Bursa deplasmanı askerliğimin ilk gününe denk geldi. Askerlik yapanlar ilk günün karmaşasını, stresini çok iyi bilirler. Soru işaretleri baş ağrısı yapar, çok büyük bir yorgunluk ve korkuyla yastığa başınızı koyarsınız. Ben de yastığa başımı koyduğumda yanımdaki bir arkadaşın Fenerbahçe’nin 2-1 galip geldiğini söylediğini duyduğum anda bana verdiği o rahatlığı başka zaman hissedebileceğimi sanmıyorum. Lacivert bir gece lambası eşliğine düşündüğüm iki şeyden birisi bu galibiyet oldu.

Fenerbahçe çok büyük eksiklerle Bursa deplasmanına gitti. Fenerbahçe’nin normalde tam kadrosuyla bile eksikleri varken üstüne 4 as oyuncusunun eksik olması ciddi anlamda sıkıntı yarattı. Bu 4 oyuncu da formlarının zirvesindeyken maça çıkamadılar. Fenerbahçe yedek kulübesi için bir gösteri maçı oldu ve ne olduklarını az çok görmüş olduk. Maalesef çok büyük eksikleri olduğunu izledik. Bu oyuncularla sene sonuna kadar oynayacağız ancak bu kadar çok as oyuncunun eksik olması da büyük şanssızlık. 

Bursa maça iyi başladı. Fenerbahçe de eskilere nazaran çok mücadele etti ancak Bursaspor ileride çok iyi paslaşınca Fenerbahçe’nin mücadelesi çok fazla etkili olmadı. Bursa çok akıllı oynadı. Fenerbahçe ilk yarıda golü yedikten sonra Bursaspor’u sindirdi ve golü bulduktan sonra galibiyet hamleleri yaptı ancak bunu maçın ikinci yarısında gösteremedi. Bursaspor ikinci yarıda galibiyet adına büyük hamleler yaptı ancak Volkan’a takıldılar.

Maçtaki en büyük gözlemim şu oldu. Allah dünyadaki hiçbir takıma 4 Türk savunma oyuncusu vermesin. Cidden savunma yapmak nedir bilmiyoruz. Egemen, Serdar, Hasan, Bekir çok garip işler yaptılar. Taca atabileceği topları kornere atmalar, gol atmalar, oyun kuramamalar. Ciddi anlamda pozisyon kayıpları yaptılar. Düşünün Bursaspor’da Ferhat diye bir adam giriyor ve Serdar onu durduramıyor. Fenerbahçe’ye gelse burun kıvırırız ama Serdar onu durduramıyor. Ölüsünün durdurması lazım bir kere. Karşısında Ryan Giggs değil ki durdur yani onu.

İlerideki oyuncularda sıkıntı olmadığını düşünüyorum. Hatta Sow resmen coştu. Kaç defa geriye geldi top kesti. Kuyt keza iyiydi. Krasic harikaydı, Caner top ezdi ancak iyiydi.  Ama savunma bir türlü beklenen katkıyı yapamadı takıma. 

Son zamanlarda ciddi anlamda medyadan bir yıpratma politikası var. Buna rağmen bu takım zirveye ortaksa kimse bir şey dememeli. Destek olmak bu kadar zor olmamalı. Hem Alex olayı yüzünden tepki koyup hem de Medya’yı uyarmak zor olmamalı. İki kulvarda savaşamıyorsan gelip de birilerine akıl vermeyeceksin. Taraftar artık bunları yapabilmeli.

Yönetimin de medya konusunda büyük yanlışları var. Medya konusu ele alınmalı.

20 Ekim 2012

Hücum tamam, savunmaya devam




Fenerbahçe Ülker, Turkish Airlines Euroleague A Grubu 2. maçında deplasmanda Union Olimpija ile karşılaştı. Maç boyunca kafa kafaya giden mücadeleyi takımımız maç sonunu iyi oynayarak 75-81'lik skorla galip tamamladı. Fenerbahçe Ülker bu deplasman galibiyeti ile grubunda namağlup tek takım ünvanı ile grup liderliğine yükseldi.

Karşılaşmayı genel olarak ele aldığımızda savunma konusunda henüz ciddi bir yol almadığımızı söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon alışkanlık haline gelen savunma zafiyeti bu sezonda kaldığı yerden devam ediyor. Bunda elbette ki en önemli unsur savunma konusunda çok becerikli oyuncuların aynı anda sahada olamamasının da etkisi büyük. Uzun savunmamızda David Andersen ve Oğuz Savaş gibi iki önemli uzunun savunmada özellikle de Andersen'in etliye sütlüye karışmaması ve çok basit fauller alması, İlkan'ın tecrübesizlikten basit hatalar yapması bizim pota altı savunmamızı ciddi derecede etkiliyor. Savunma olarak takımdaki en sert uzun olan Kaya Peker'in maçta süre alamamasıda buna eklenince rakip uzunlar kolayca potaya yada faul çizgisine gidebiliyor. Bo McCalebb ve Ömer Onan'ın kenara geldiği dakikalarda ise Bojan, Emir ve Barış üçlüsünün de savunmada istenilen sertliği verememesi rakip kısalarında daha hareketli oynamasına neden oluyor. Simone Pianigiani'nin en büyük savunma silahı olan tam saha baskıyı henüz Fenerbahçe Ülker'de izleyemedik. Zaten ilk yarıda yediğimiz 46 sayıda bundan kaynaklanıyor. Savuma konusunda takımın daha zamana ihtiyacı olduğu açıkça görülüyor.

Fenerbahçe Ülker belki de Euroleague'de bu sezon mücadele eden 24 takım arasında en fazla hücum potansiyeline sahip olan 2-3 takımdan biri. Zaten oynadığımız son iki Euroleague ve bir Beko Basketbol Ligi karşılaşmalarında yediğimiz ciddi sayılara rağmen hücumda bulduğumuz sayılar ile hep gülen taraf biz olduk. Bo McCalebb'ın yönetiminde çok iyi bir hücum takımı olduğumuz aşikar. Dün geceki maçta hücum potansiyellerimiz arasına Mike Batiste'in de eklenmesi ile sahada oyunun hücum kısmında üst düzey bir takım olduk. Hücumda Bo McCalebb, Emir Preldzic, Ömer Onan ve Barış Ermiş gibi yaratıcı oyuncular sayesinde sayı bulmakta zorluk çekmiyoruz. Bu da bize maçları kazandıran en büyük faktör.

Maçı genel olarak ele aldığımızda en dikkat çekici noktalardan biride ribaund üstünlüğü. Olimpija'nın bu alanda 40-29'luk çok ciddi bir üstünlüğü var. Hatta hücum ribauntlarında da 16-3'lük yine çok yüksek bir üstünlük kurduklarını söylemek lazım. Bu, şu demek; Union Olimpija Fenerbahçe potasına 16 kez fazla hücum etmişken, biz rakip potaya sadece 3 kez fazladan hücum edebilmişiz. Bu gerçekten çok ciddi bir sıkıntı. Fenerbahçe Ülker gibi hızlı hücumu iyi oynayabilen ve bu oyunu oynayabilecek Bo McCalebb ve Ömer Onan gibi iki önemli yıldızı olan bir takımın savunmada rakibine ribaund vermesi demek hızlı hücum silahının kilitlenmesi demek. Savunmada verdiğimiz ribaundlar bizim sadece önemli bir hücum silahımızın kilitlenmesine değil aynı zamanda savunmada daha fazla efor sarf etmemize neden oluyor. Açıkçası ribaund konusunda dört kısalı sisteminde bizi olumsuz etkilediğini düşünenlerdenim. Pianigiani'nin dört kısalı sistemde ısrar etmesinin sebebini anlayabilmiş değilim. Emir'i dört numaraya her çektiğimizde hücum gücümüzde belli bir artış olduğu aşikar ama savunmada verdiğimiz ribaund sayılarının da bu süre zarfında oldukça yüksek olduğunu belirtelim.

Dün gece sahadan galibiyetle ayrılmak bizim için önemliydi. Ancak belki de galibiyetten daha da önemli bir olay yaşadık dün gece; Barış Ermiş'i kazandık. Bo McCalebb'ın maçın 32. dakikasında ayak bileğini burkması nedeniyle kenara gelmesiyle sahaya J.R. Bremer'ı almıştı coach. Ancak Bremer'ın bu sürede sıkıntı yaşaması üzerine üçüncü tercih olarak Barış'ı aldı oyuna. Maçın en kritik anlarıydı. Skor 68-68 berabere. Maçın sonları oynanıyor. Barış'ın bu geniş rotasyonda aldığı sürelerin kısıtlı olduğunu ve daha önce hiç üstlenmediği bir rol üstlenerek kısa sürelerde iyi işler yapmasını gerekiyor. Barış'ı Banvit'te iken takip edenler bilir uzun sürelerin adamıdır Barış. Sahada süre aldıkça açılan bir oyuncu. Ancak dün gece Fenerbahçe Ülker'deki görevini ilk kez başarıyla yerine getirdi. Daha da önemlisi özgüvenini geri kazandı. Maçın sonlarında oyuna girip sırasıyla; bir kritik üç sayılık isabet, bir top çalma, serbest atıştan 1/2 isabet ve bitirici üçlükle ard arda bulduğu 7 sayı maçı Fenerbahçe Ülker'e getirdi. Dün gece galibiyetten daha da önemlisi Fenerbahçe Ülker'in Barış Ermiş'i kazanması oldu. Simone Pianigiani'nin en kritik anda güvenerek sahaya sürdüğü Barış, hem hocasının güvenini boşa çıkartmadı hemde Fenerbahçe Ülker'e Euroleague'de deplasman galibiyetini kazandıran isim oldu.

Maçta, takımı son dakikalara Bo McCalebb ve Ömer Onan'ın deliciliği ve sorumluluğu ele almaları üstün taşıdı, maçı ise Barış Ermiş kazandırdı. Bo McCalebb'ın yapılan kontrollerinde çok ciddi bir sakatlığının olmadığını belirtelim. Yarın oynanacak TED Ankara Kolejliler maçında forma giymeyecek. Hafta içi oynanacak olan Real Madrid maçında ise oynayabileceği müjdesini verelim. Bo McCalebb'ı yerde acı içinde bileğini tutarken gördüğüm an inanılmaz üzüldüm ve korktum. Çok şükür ciddi bir sakatlık oluşmaması oldukça sevindirici bir haber. Bo'ya geçmiş olsun dileklerimizi göndererek bir Euroleague maç yazımızı daha sonlandıralım...

18 Ekim 2012

Kaptan Birsel Önderliğinde İlk Kupa : Fenerbahçe 62-45 Galatasaray




Fenerbahçemizin gururu,yüz akı Potanın Kraliçeleri 20. Cumhurbaşkanlığı Kupası mücadelesinde Galatasaray’ı 62-45 yenerek kupayı müzesine götürdü…

Maça;biz Birsel-Cappie-Angel-Vera-Nevin beşiyle başlarken,Galatasaray Işıl-Yasemen-Şebnem-Bahar-Wauters beşiyle başlıyordu..İlk dakikalarda düzen dışı ve topu bir an önce potaya atma düşüncesiyle oynadık..Yaklaşık 1.5 dakika top Birsel’in eline değmedi..Bu sezon yeni transferimiz Vera’nın hücum ribaundunu çekip basketi bulmasıyla hem maçın hemde bizim ilk sayımız geldi.Galatasaray ise geçen sezonki gibi topu bir an önce pota altına indirmeyi düşünüyor,bunda başarılıda oluyor ama önce Wauters sonra Bahar pota altından atışları kaçırıyordu.İlk periyoda genel anlamda baktığımız zaman mücadele ve hırs yönünden güzeldi..Savunmalar sertti..Hatta rakibimiz bu konuda daha agresifti diyebiliriz..2-3 kez toplarımızı çalıp hücuma çıkmamızı engellemeleri bunun göstergesiydi.Amma velakin hem biz hem Galatasaray hücumda düşük yüzdeyle oynayınca skor kısır bir şekilde devam etti ilk periyot boyunca..İlk dakikalarda rahatlıkla pota altımızdan oynayan Galatasaray’a,Vera savunmada iyi oyunuyla dur dedi ve oraya girmelerine izin vermedik..Bunun üzerine sakatlığı tam geçmemiş olsada Fowles’ı oyuna alan Galatasaray ,bu oyuncunun ilk hücumunda sayıyı buluyordu..İlk periyot 10-10 eşitlikle geçildi.

İkinci periyoda bu sefer Yasemin’in hücum ribaundunda topu tokatlaması ve akabinde Olcay’ın gelen topu alıp korkusuzca turnikeye gidip basketi atmasıyla başlıyorduk..Yalnız turnikeyi Fowles’ın üzerinden attığını belirtmekte fayda var..Savunmada vidaları sıkmaya başladık..Buna ek olarak ilk periyotta oldukça düşük bir yüzdeyle oynayan Cappie ile üst üste skor üretmeye başladık.Ancak yine bir bölüm hem biz hem Galatasaray oyun disiplininden iyice koptu.Skor kitlendi ve hücumda daha 2. pasta potayı düşününce iki ekipte boş döndü hücumlardan..Üst üste kaçırılan şutlardan sonra Galatasaray Işıl’ın sayıları ile maça tutunmaya çalıştı..Hatta 1 sayı öne geçtiler..Ama düşük yüzdemize rağmen kaçan şutlardan sonra topladığımız hücum ribaundlarıyla 2. şansları iyi kullandık..Kenardan gelen Esmeral’in katkısı,dış atışlardaki yüksek isabet oranıyla bilinen Vera’nın 2 tane üçlüğü ile ilk yarının son 2 dakikalık bölümünde farkı bir anda 8 sayıya çıkarttık ve devreyi 30-22 önde kapadık..

3. periyoda Galatasaray çok hızlı başladı..2.5 dakikada 9 sayı buldular ve farkı 3 e indirdiler (34-31) Biz ise tam tersi durgun başladık..Sadece Vera ve Angel ile sayı bulduk..Durgun geçen bu dakikalardan sonra Esmeral’in üçlüğü,Angel’ın hem savunmada hem hücumda aktif olmasıyla periyodun bitmesine 5 dakika kala farkı 10 sayıya çıkarttık (41-31) Özellikle Angel’ın hücumlarda rakip pota altına yakın oynaması dengeleri lehimize değiştirdi.Savunmada sertliği arttırdık,Galatasaray’ın pota altından hücum etmesini engelledik,Wauters topu aldığında geçiş yollarını kapattık ve dış atışa zorladık..Vera hücumda olduğu kadar savunmada da müthiş bir maç çıkardı..Wauters’ı çok iyi müdafa etti bu bölümde..Galatasaray buna çare olarak Fowles’ı tekrar oyuna aldı ve yine ilk pozisyonda basketi bulmayı başardı..Ancak bu seferde Nevlin Fowles’ı iyi savundu..Top aldırtmadı,ribauntlarda çok iyi post up yaparak Fowles’ın hücum ribaundu almasını engelledi.Periyodun son anlarında Cappie oyun kurucu pozisyonuna geçti..Yaptığı 1 asist ve attığı basket ile koçun düşündüğü planı sahaya çok güzel yansıttı..Final periyoduna 9 sayılık avantajla girdik (45-36)

Son periyoda hızlı giren taraf bizdik bu sefer..4-0 lık bir seri ile başladık.Her 2 baskette de içeriye katedip,rakip savunmanın dengesini bozduk.Herkes içeriye konsantre olmuşken dışarıda kendilerini unutturan,önce Esmeral sonra Birsel ile sayıları bulduk.Daha sonra Cappie,Angel,Matovic’in üçlükleri ile farkı giderek açtık.İyi savunma yapsakta,rakip bazen boş atış imkanı buldu;ama kötü yüzdeyle oynamaya devam ettiler.Bu arada bizde kötü yüzdeyle hücum ettik..Maça bir an önce nokta koymanın verdiği heyecan ile acele atışlar kullandık.Son 4 dakikada Galatasaray’a sadece faul atışından 1 sayı şansı vermemiz bizim için çok olumlu bir noktaydı.Farkı açtıkça Galatasaray’ın gardı iyice düştü ve maçı bıraktılar bir süre sonra.Son dakikalar çok rahat geçti adımıza.Son bir can havliyle atak yapar diye bekledim Galatasaray;ama onlarda sonucu çoktan kabullenmişti.Maçı 62-45 kazanan Potanın Kraliçeleri tarihinde 8.kez kupayı müzesine götürüyor,bu istatistikte Galatasaray’ı yakalıyordu.

Sezona kupayla başlamak çok güzel oldu bizim için.Rakibin eksikleri vardı;ama bizde de Cappie-Angel Amerika’dan daha yeni döndüler.Ki onlarda bizim gibi insan robot değiller.Saat farkı,iklimsel değişiklik vs derken tam anlamıyla adapte değillerdi.Galatasaray’da eksik oyunculardan bi Whalen oynasaydı fark yaratırdı diye düşünüyorum.Onun dışında sahaya 5 yabancı ile çıkamayacaklarına göre bu bahanenin arkasına saklanmalarının lüzumu yok.

Sezon başı olması nedeniyle iki takımında hazır bir görüntü çizmediği aşikar.Şut yüzdelerine baktığımız zaman anlaşılıyor.Biz maç boyu kullandığımız 47 ikilik atıştan 18 isabet bulurken,Galatasaray 43 ikilik atıştan 15 isabet sağlamış.Ribaundlarda 47 ye 29 gibi bariz bir üstünlüğümüz vardı.Geçen sezon Galatasaray ile yaptığımız 9 maçın genelinde ribauntlarda rakibimizin üstünlüğü göz önüne çarpıyordu.Ama rüzgarı tersine çevirmeyi başardık..Vera’nın bunda çok büyük katkısı vardı.Asistlerde ise 14-13 üstünlüğümüz vardı.

 
Bireysel performanslara baktığımız zaman;hafif sakatlığı bulunan kaptanımız Birsel Vardarlı maçı 4 sayı 5 asistle tamamlayarak üstüne düşen görevi yerine getirdi.Esmeral attığı 11 sayıyla beklediğimiz özlediğimiz Esmeral’i bizlere izlettirdi.Zaten Olimpiyatlarda sergilediği performansla bugünlerin sinyalini vermişti.O’ndan alacağımız katkıya ihtiyacımız var.Geçen sezon istenen seviyede değildi;ama bu sezon acısını çıkartacak gibi..Vera tam nokta transfer oldu.Hem savunmada hem hücumda çok etkiliydi.Tamane’nin gidişine üzülmüştük..Vera’nın Tamane gibi katkı vereceği hatta daha fazla katkı vereceği ortada.Savunmada uzun boyunun avantajını çok iyi kullanıyor.Hücumda hem içeriden hemde dışarıdan katkı veriyor.4 numara oyuncusuna göre,bir uzuna göre üçlük yüzdesi baya iyi.Daha ne olsun.Sezon içinde ekstra üçlüklerini sıkça göreceğiz.Vera ayrıca Angel ile birlikte double double yapan oyuncumuzdu..Maçı 10 sayı 12 ribaund ile tamamladı..Angel ilk yarıda pek etkili olamasada ikinci yarı oyuna ağırlığını koydu ve farkı açmamızı sağladı.Takıma uyum sağlama açısından bir problemi yok..Bu 3. Sezonu olacak zaten..Sadece Amerika’dan geldiği için buraya tam anlamıyla adapte olamadı Cappie ile beraber..O da çok normal..Angel maçı 13 sayı 11 ribaund ile tamamladı ve maçın en skorer oyuncusu oldu.Cappie ise zaman zaman rakip pota altını karıştırdı,kendi yarattığı şutlardan sayılar buldu..O’da tam kapasiteyle oynamadı,sadece gerektiği kadar oynadı ve maçı 11 sayı 3 asist ile tamamladı..Matovic’de potansiyelini sahaya yansıtamayan başka bir oyuncuydu..Alıştığımız orta mesafe,yüksek post şutlarını göremedik maçta.Ama dediğim gibi daha sezonun başındayız.Her şey rayına oturacaktır.Matovic maçı 9 sayı 5 ribaund ile tamamladı..Yasemin Horasan için bir şey demek yanlış olur..Çünkü sadece 6 dakika sahada yer aldı ve sayı atamadan tamamladı maçı..Şu an takımda görünen tek zayıf halka Nevin gibi..Hücumda ağır kalıyor..Buna rağmen bir ara Fowles’a nefes aldırtmadı.Hücum ribauntlarında takımımıza ikinci hücum şansını sağladı..Nevin maçı 2 sayı 5 ribauntla tamamladı.Geleceğin Birsel’i olma yolunda ilerleyen Olcay 7 dakika süre aldığı maçı 2 sayıyla tamamladı..Koç Iniguez’in Olcay’ı maçın önemli dakikalarında oynatması umut vericiydi Olcay açısından..Umarım her gün üstüne koyarak gider ve zamanı geldiğinde Birsel’den formayı alır.

Yabancı kontenjanına takılan ve tribüne çıkan bu sezonki transferimiz Biba’yı,maç sonunda koçun onurlandırması dün akşamın güzelliklerinden biriydi.

Yeni kaptanımız Birsel’in önderliğinde kazandığımız ilk kupaydı.Kendiside maç sonu FB TV’ye verdiği röportajda heyecanlı olduğunu söyledi..Bugüne kadar çubuklu forma ile sayısız kupa ve şampiyonluk kazandı;ama kaptan olarak kupanın ellerinde yükselmesi Birsel’i daha da bir gururlandırmıştır muhakkak..Daha nice zaferlere inşallah..

TKBL’de sezon açılıyor..21 Ekim Pazar günü saat 16.00 da Canik Belediye ile deplasmanda karşılaşıyoruz.Sakatlık olmadan,kazasız belasız ve yolun sonunda şampiyonluğa ulaşacağımız bir sezon olsun…

12 Ekim 2012

Başlangıçlar önemlidir... Bizde iyi başladık...




Fenerbahçe Ülker, Turkish Airlines Euroleague normal sezon ilk maçında Rus temsilcisi BC Khimki Moskova'yı ağırladı. Fenerbahçe Uluslararası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena'da oynanan karşılaşmadan takımımız 92-80'lik galibiyetle ayrıldı ve Euroleague'de yeni sezona iyi bir başlangıç yaptı.

Sezon öncesi gerçekleştirilen yeni yapılanma ile takıma önemli transferlerin yapılması ve İtalyan coach Simone Pianigiani'nin de takımın başına getirilmesi ile yeni bir sistemde oynamaya başlayan Fenerbahçe Ülker, henüz tam olarak hazır görünmese de sahada ortaya koyduğu oyun ve mücadele ile bizlere uzun bir aradan sonra rahat bir maç izleme keyfi yaşattı.

Karşılaşmaya hazırlık maçı havasında başladık diyebiliriz. Khimki'nin skor bulmasını zora sokacak savunma baskısından uzak bir görüntü vermemize rağmen hücum potansiyelimizin çok fazla olması skor üretmemizi kolaylaştırdı. İlk periyot boyunca her iki takımdan, düşük seviyede bir savunma ve buna bağlı olarakta karşılıklı atılan basketler izledik. Oyunun bu şekilde gitmesi açıkçası bizden çok Khimki'nin işine yarıyordu. Çünkü deplasmanda oynayan bir takım olarak, önemli bir favori karşısında başa baş oyunu götürmek hatta tabiri caizse rakibini "uyutmak" onların maçın sonuna umutlu girmesini sağlayacaktı. Nitekim ilk periyotta bu şekilde gelişti ve 25-25'lik beraberlikte tamamlandı. 

İlk periyotta Yunan Hakem Anastopoulos'un Bo McCalebb'a çaldığı düdükler ile 2 faul aldırması biraz bizi sıkıntıya sokabilir diye düşünmüştüm. Ancak Bo McCalebb'ın yokluğunda sahaya giren Emir Preldzic ve yeni transfer J.R. Bremer'ın hücumu toparlamaları açıkçası beni rahatlattı. İkinci periyodun ilk 4 dakikasıda karşılıklı basketlerle geçildi. Ta ki maçın en fazla eleştirilen hakemi Yunan Anastopoulos'un Bojan Bogdanovic'e itirazlarından ötürü teknik faul çalmasına kadar! Bu dakikadan itibaren taraftarın hakemler üzerinde oluşturduğu baskı ve oyuncularında bundan olumlu olarak etkilenmesi ile Fenerbahçe Ülker savunma yapması gerektiğini hatırladı. O dakikadan itibaren kenarda Bo McCalebb gibi bir hücum gücünün iki faulle oturmasına karşın sahada Emir Preldzic ve Ömer Onan'ın öncülüğünde bir savunma seferberliği başladı. Maçın 14. dakikasından devre sonuna kadar Fenerbahçe Ülker 17-6'lık bir seri yakalayarak farkı hem 10 sayıya çıkarttı hem de Khimki'nin umutlarını söndürdü. 

Üçüncü çeyreğe de ilk periyottaki gibi savunmayı gevşeterek başlayan takımımıza karşı Khimki klasik ikili oyundan bulduğu sayılarla ve ard arda gelen iki üç sayılık basket ile farkı bir anda 4 sayıya kadar çekti. Bu dakikada coach Simone Pianigiani'nin mola alması ve oyuncuları savunma yapmaları konusunda uyarmasının ardından kritik anların adamı Romain Sato'nun bulduğu kritik üç sayılık basketler ve savunmadaki sertlik ile rakibe sayı üretme izninin verilmemesi, Fenerbahçe Ülker'in farkı tekrardan 10 sayıya çıkartmasını sağladı.  Son çeyrekte her ne kadar 26 sayı yesekte 30 sayı bulmamız üstünlüğü elimizde tutmamızı ve net bir galibiyet almamızı sağladı.

Fenerbahçe Ülker adına maçın yıldızı tartışmasız 20 sayı ile maçında en skorer ismi olan Emir Preldzic oldu. Oyuna ilk girdiğinde oynadığı tamamlayıcı oyun kurucu rolü ve son periyotta 4 numarada oynama görevini hem başarıyla yerine getirip hem de takıma verdiği skor ve yaratıcılık katkısı ile gecenin yıldızıydı. Milli Basketbolcu dün gece iki tane Euroleague kariyer rekorunu da kırdı. 20 sayı ile Euroleague'de en fazla sayı ürettiği maçını oynayan Emir, 31 verimlilik puanı ile de bu alandaki en iyi derecesini yapmış oldu.

Emir gibi dün gecenin bir diğer önemli ismi kaptan Ömer Onan'dı. Sezona kötü başlamasına rağmen son oynanan hazırlık maçlarında ritmini bulan kaptan dün gecede sahada güzel bir resital sundu. Rakibi karşısında yaptığı bezdirici savunma dışında tam sahayı deparlayıp bıraktığı fast-break sayıları ile dün gecenin alkışı hak eden bir diğer ismi oldu. Simone Pianigiani'nin sisteminde çok daha verimli oynamaya başlayan Oğuz Savaş'ta Khimki maçında çift haneli skor katkısı veren isimlerden biri oldu. Yeni sistemde potaya daha yakın topla buluşan ve isabet yüzdesi daha da artan Oğuz için bu sezon çok verimli geçeceğe benziyor. Hep bahsettiğimiz savunmadaki zaafını da giderebilirse Oğuz Avrupa'nın en önemli uzunlarından biri olacak.

Khimki uzunlarının blok tehtidi karşısında pek etkili olduğu söylenmese de Bo McCalebb kaşla göz arasında tam 17 sayı bularak tabuları yıkan isim oldu. Arka arkaya yediği iki bloğa rağmen pota altına penetre etmekten bir an olsun çekinmeyen ve inanılmaz süratiyle pota altını delip geçen Bo McCalebb kalitesini bir kez daha ortaya koydu. Bu adam için kötü oynadı demek imkansız. Sahada çok fazla ön plana çıkmadığı maçı 17 sayı ile tamamlaması bunun en güzel kanıtı. Romain Sato ise tam bir görev adamı olduğunu dün gece bir kez daha gösterdi. Savunmaya getirdiği sertlik, hücumda kritik anlarda soktuğu basketler ile takıma ön planda görünmeyen büyük katkılar sağladı.

Khimki karşısında en fazla yaşadığımız problemlerden biri olan pota altı savunmasında David Andersen ve Mike Batiste'in henüz form tutamamış olması önemli bir etkendi. Yaşı ilerlemiş olan ve "veteran oyuncu" olarak tabir edilen oyuncuların geç form tuttuğu bilinir. Bu nedenle hemen endişelenmemek lazım. Mike Batiste dün akşamki maçta iyi olacağının sinyallerini verdi. Ancak David Andersen için henüz erken olduğu çok belli. Takıma geç katılması ve uyum sorununu yeni yeni atlatıyor olması Andersen'in form kazanmasında biraz gecikme yaşanmasında önemli bir rol oynayacak. Bremer ise takımla sadece iki gün antrenmana çıkmasına rağmen dün akşam ortaya koyduğu basketbol ile doğru bir transfer hamlesi olduğunu gösterdi. Bo McCalebb kenardayken takıma büyük katkı vereceğinin sinyallerinide gördük. İlk maçı olması nedeniyle hemen hemen hiç şut kullanmadı (sadece orta mesafeden bir kez atış denedi). Daha çok yaratıcılığını ve tecrübesini kullanıp asist özelliklerini sergiledi. Oğuz'a yaptığı iki güzel asist ile eğer uzunlar kendisiyle uyum sağlayabilirlerse onları bu sene çok fazla besleyeceğini de gördük. Altıncı yabancı için çok doğru bir tercih olduğunu bir kez daha belirtelim.

Takımın tam olarak hazır hale gelebilmesi için yaklaşık bir aylık süreye daha ihtiyacı olacak. Hem savunmanın oturabilmesi hem de takıma geç katılan oyuncuların form tutabilmesi için bu süre şart. Hücumda 9 oyuncumuzdan skor katkısı alıp, 92 sayı üretmemiz Fenerbahçe Ülker'in nasıl bir hücum potansiyeline sahip olduğunun göstergesi. Ancak kendi evimizde 80 sayı yememiz ise olumsuz bir tablo. Bu kadar fazla sayı yenmesinin, savunmanın henüz oturmamasından kaynaklandığını da belirtelim. Coach ve oyuncularında maç sonu röportajlarında bu yenilen sayıya vurgu yapmaları herşeyin yolunda olduğunun bir kanıtı. Coach oyuncularında kafasına savunmayı iyice sokmuş. Şimdi geriye bir tek bu savunmayı yapmak kalıyor.

Euroleague'e iyi bir başlangıç yaptık. Şimdi hafta sonu Erdemir deplasmanı ile Beko Basketbol Ligi de start alacak. Ardından önümüzdeki hafta, dün gece Cantu'yu deplasmanda 71-84 yenip büyük bir sürpriz yapan Union Olimpija ile karşılaşacağız. Finansal sorunlarla boğuşan ve Euroleague'e son anda katılan Union Olimpija grubun en zayıf halkası olarak görülse bile bizimde henüz tam hazır olmadığımızın bilinciyle sahaya çıkıp sezon öncesi sıkça rastlanan sürprizlerden birine izin vermememiz gerekiyor.

"Başlangıçlar her zaman önemlidir" denir. Biz başlangıcı iyi yaptık inşallah sonunuda iyi bitireceğiz. Taraftarın bu takıma daha da fazla destek vermesi gerektiğini hatırlatarak yazımızı noktalayalım...

11 Ekim 2012

Aykut Kocaman Karakterdir





-oyuncu grubunuzda neyle karşılaşırsanız affetmekte zorlanırsınız?

"aldatma. Gruba karşı her şekilde açık olmaya çalışıyorum. Sakatlıklarla ilgili, takım içindeki durumlarıyla ilgili, psikolojik sorunlarıyla ilgili, performanslarıyla ilgili, her şeyle ilgili... Ve onlardan çok fazla şey istemiyorum. Bunun karşılığında istediğim tek şey var: açık olmaları. Bu anlamda, transferle, davranışlarla, performansla ilgili olabilir, aldatma, ikiyüzlülük kabul edemeyeceğim tek durum. Onun dışındaki her şeyi affedebileceğimi düşünüyorum. Genel olarak hayatımda da bu böyle. Açıklıktan yanayım. Şunu da eklemek istiyorum. İşine saygı duymayan ve arkadaşına saygısızlık yapanı da bunun yanına koymak gerek. Bugüne kadar pek fazla olmadı ama burada ufak tefek cezalandırmalarım olduysa bunlar arkadaşlar arasındaki ya da antrenmanlardaki saygısızlıktan kaynaklanmıştır. Ama onda bile yüreğim elvermiyor, sonunda affediyorum."
  


Alex De Souza takımdan ayrıldı. 8 sene boyunca Fenerbahçe’de kırılmadık rekor bırakmadı. Adını yüzlerce defa tribünlerde haykırttı. Aile yaşantısıyla, Karakteriyle, Centilmenliğiyle, Rakibe saygısıyla Türk Futbolunda belki de örneğini görmeyeceğimiz bir adam artık yok. Giderken düzenlediği basın toplantısında bile büyük erdemlilik ile içtenlikle başından geçenleri anlattı.

Basın toplantısına kadar Aykut Kocaman’ın suçlu olduğunu düşünüyordu büyük topluluk. Karakterine, Fenerbahçeliliğine ağır hakaretler edildi. Yukarıdaki alıntı onun İstanbulspor’un başındayken kampta verdiği bir röportajdan.

Alex-Aykut Kocaman olayında, Aykut Kocaman’ın yerine biraz empati kurmak isterseniz yukarıdaki yazıyı okuyup temelde Aykut Kocaman’ın neler yapabileceğini, neler düşünebileceğini az çok görüp öyle empati kurmanızı tavsiye ederim.

Sadece yukarıdaki yazı bana yetmez diyenlere, Aykut Kocaman-Oğuz Çetin ve Ali Şen dalgalanmasında gelen 96 şampiyonluğunda Aykut’un maçlardaki yerini ve etkisini de inceleyebilirsiniz.
Alex De Souza adam gibi adamdır. Ancak Aykut Kocaman da adam gibi adamdır. Şekeri olsa da Aziz Yıldırım da adam gibi adamdır. Üçü de Fenerbahçe’yi çok seviyorlar. Anlaşmazlıklar doğmuş, zaman zaman Aykut Kocaman Alex’e destek vermiş, zaman zaman Aziz Yıldırım Alex’e destek vermiş, zaman zaman Alex Aziz Yıldırım’a destek vermiş, zaman zaman Alex Aykut Kocaman’a destek vermiş, zaman zaman Aykut Kocaman Aziz Yıldırım’a destek vermiş, zaman zaman Aziz Yıldırım Aykut Kocaman’a destek vermiştir. Belki de şimdi üçü de birbiriyle anlaşamıyor. Ancak bu onların Fenerbahçe’yi sevdiğini değiştirmiyor. Bu onların karaktersiz olduğunu, şerefsiz olduğunu da göstermiyor.

Alex’in zamanı geldi gitti. Aziz Yıldırım’ın da Aykut Kocaman’ın da bir zamanı gelecek ve onlarda bu kulüpten gidecekler. Nasıl Zeki Rıza gitti yerine Lefter geldiyse. Lefter gitti yerine Alex geldiyse, Alex’in de yerine birisi mutlaka gelecek. Kulübe yakışan bu değelere hak ettiği saygının gösterilmesidir.

Yönetimin jübile teklif edercesine yaptığı veda yazısı gerçekten anlamlı. Konuyu gereksiz uzatmadan kestirip atması ve Alex’e gereken saygıyı göstermesi muazzam. 

Emin olun yarın Alex’in jübilesi olursa Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım onu ayakta alkışlayacaktır.

O hatalı bu hatalı gibisinden yorumlara girmek istemiyorum. Üçü de hatalı. Üçü de hatalarının farkına vardılar ve sustular. Hatalarını kabul ettikleri andan itibaren de Fenerbahçe çok ağır iki maçtan büyük zaferler ayrıldı. Daha da büyük zaferlere imza atabilirler. Çünkü üçü de Fenerbahçe için çalışıyor ve tüm karakterlerini Fenerbahçe için kullanıyorlar. Taraftarın artık bunu anlayarak hareket etmesi gerek.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...