18 Ekim 2010

Rahat Galibiyet – Konyaspor: 1 Fenerbahçe: 4

 

Fenerbahçe çok rahat bir galibiyet aldı. Zor geçeceğini düşünüyorduk maçtan önce çünkü Konya teknik direktörü Ziya Doğan aşırı sert futbol oynatarak rakibi fiziki açıdan aşağılara çekmeye çalışıyor. Ziya Doğan’ın en büyük silahı son yıllarda bu oldu. Daha maçın başında Özer’in ayağının kırılmasıyla ve ardı ardına atılan tekmelerle Ziya Doğan’ın yeni bir şeyler öğrenme eğiliminde olmadığını görmüş olduk. Fenerbahçe organize olarak bu engeli çok rahat açtı. Lugano’nun golünü saymazsak atılan üç golde organizeydi.

Selçuk’un yokluğunda o bölgede Mehmet Topuz’u izledik. Maçın başlarında tutuk başladı ancak zaman geçtikçe alıştı bölgeye ve çok doğru işler yapmaya başladı Mehmet Topuz o bölgede kademe yapmayı öğrenirse vazgeçilmez olur. Yabancı sınırının sıkıntı yarattığı şu zamanda Mehmet Topuz’un o bölgeye ilaç olacağı kesin. Çünkü Mehmet Topuz, defansif anlamda katkıları olduğu gibi ofansif anlamda da etkili olabileceğini bugün gösterdi. 4-4-2 için oyunun her iki yönünü de oynayabilen tipik bir orta saha adamının özelliklerine sahip olduğu için o bölgeyi çok rahat taşıyabilir.

Caner’in sol bek performansı çok etkileyici. Gençlerbirliği maçı ve Konya maçında hem iyi defans yaptı hem de hücuma çıktığında isabetli ortalar yaptı. Galatasaray’da izlediğimiz Caner’le arasında dağlar kadar fark var. Bu şekilde devam ederse ve kendini daha da geliştirirse Andre Santos’a ciddi bir rakip olacaktır. Ligin uzun bir maraton olduğunu düşünürsek Fenerbahçe o bölge için iki iyi alternatife sahip oldu diyebiliriz. 

Takımın kondisyonunda ciddi bir artış var. Futbolcular çok istekli ve hırslıydı. Bazı futbolcuların kampa geç katılmasından dolayı bu süreç uzun sürdü ancak takım şu an form tutmuş görünüyor. Çok kritik maçların oynanacağı şu dönemlerde Fenerbahçe’nin bu artısını çok iyi kullanması lazım. Galatasaray psikolojik, Bursaspor ise fizyolojik açıdan zorlu dönemlerden geçerken Fenerbahçe bu iki maçtada bu durumları değerlendirmelidir.

Aykut Kocaman’ın diğer bir artısı yeni şeyler deniyor olması. 74. Dakikada Gökay’ı oyuna sürdü. Gökay basit bir futbol oynamaya çalıştı. Riske girmeden, takıma alışmaya çalıştı. Gökay için bu bir artıdır. Aykut Kocaman’da doğru yönlendirebilirse futbolcusunu orta saha için iyi bir alternatif olacaktır. 

Semih oyuna girdi ve çok iyi işler yaptı. Niang ile çift forvet oynarsa çok iyi işler yapabileceğini gösterdi. Semih ve Niang oyunu geriden sürükleyebilen forvetler. Bu yüzden maç içinde defansın dengelerini bozabiliyorlar. Asist özelliklerini ön plana çıkarttıklarında Stoch ve Dia gibi iki hızlı kanat oyuncusuna fırsatlarda yaratabiliyorlar, arkalarından gelen Emre gibi bir orta sahaya da yer açabiliyorlar. Niang ve Semih çok iyi işler yaptı bugün maçta.

Defansif anlamda sorunun olmadığını söyleyemeyiz çünkü Konya’nın attığı gol ve kaçırdığı bir golde sıkıntılar olduğunu görebiliriz. İlk golde Gökhan Gönül’ü Konyalı oyuncular ikiye bir yakaladı ve Gökhan Çaresiz izledi akabinde Lugano oraya karşılamaya geldiğinde Gökhan gol vuruşunu yapan adama yetişemedi ve gol geldi. Bu gibi durumlarda Gökhan Gönül’ün yalnız bırakılmaması gerekiyor Aslında Fenerbahçe yavaş yavaş bunları öğreniyor. Takım için pozisyon yardımlaşması yapılması gerektiğini bir kez daha görmüş oldular. İnşallah bundan dersler alınır. Bunu yapacak kişi Dia’dır veya Mehmet Topuz’dur aslında. 

Birkaç sözde hakeme söyleyelim, maç içinde sert oynanabilir, omzunu koyarsın, mücadele edersin, topa hamle yaparsın ayağa gelir ve daha da çoğaltabiliriz. Ancak bir adam önünde ki adama direk ayağına tekme atıyorsa o adamın amacı bellidir. En azından uyarmasını bekliyordum ama maç içinde sadece izledi. İlla ki birilerinin ayağı mı kırılması lazım?

Abdullah Aksoğan

13 Ekim 2010

Türk Futbolu Bu Derin Yaradan Kurtulmalı


Erman Toroğlu ekranlara döndü
Erman Toroğlu çok bilgili bir insan olabilir. Türk futboluna futbolcu olarak, hakem olarak, yorumcu olarak devam ederek bu mesleğin erbabı olabilir. Hepimizden fazla bu işin içinde olabilir bu konuda hiç bir lafımız yok. Ancak onur ve şeref her zaman için bu bilgilerden önde gelir. Erman Toroğlu dünyanın en zeki ve bilgili insanı bile olsa insanların onuruyla ve şerefiyle oynayamaz. İkincisi Erman Toroğlu bu alemin en baba futbol adamı dahi olsa, Jose Mourinho’nın atası olsa dahi bilmediği bir meslek üzerine kesin ve net yorum yapma hakkına sahip değildir.

Erman Toroğlu bundan birkaç gün önce, Alanında uzmanlaşmış bir Doktor edasıyla Arda Turan’ın onur ve gururunu ayaklar altına alacak yorumlar yaptı.

Erman Toroğlu’nun bu yaptığı ilk değil, Ümit Karan ile yaptığı gerdek gecesi muhabbeti, Kaleci Şenol’un tribünler tarafından söylenen bir tezahürat ile saygıdeğer annesine yapmaya çalıştığı rezalet yorumlar, askere karşı milliyetçilik gösterileri, Pascal Nouma’nın, Emre Aşık’ın maç içinde yaptığı edepsizliklere isimler bulmalar, İnsanlara saygısızca hitap etmeler ve son olarak Arda Turan’a yaptığı yorumlar artık hafızalara kazındı.

Erman Toroğlu, Türk Futbolunun kanayan yarasıdır.

Bu olayda Arda Turan’ın tartışılması bile abesle iştigaldir. Arda Turan’ın bu konu dışına çıkartılıp daha fazla zedelenmemesi sağlanmalıdır. 

Türk Futbol’u ne zaman Erman Toroğlu, Adnan Aybaba, Gökmen Özdenak, Serhat Ulueren, Ziya Şengül gibi adamlardan kurtulur, işte o zaman başarı gelir.

Çünkü bu adamlar Türk Futbolunun içine nifak tohumları ekerek kargaşa ortamı yaratmaktan başka bir işe yaramıyorlar.

Abdullah Aksoğan

Batman’da Fener Alayı


 

Fenerbahçe önemli bir hamle yaptı. Batman’da maç yapması küçümsenecek bir olay değil. Kendi çıkarlarını bir yana bırakırsak yıllardır kutuplara ayrılmaya çalışan bu ülkede birkaç saatliğine de olsa insanları birleştirebilmek, insanlara birleşmenin vereceği hazzı yaşatmak, bir olunca sorunların ne kadar kolay aşılabileceğini göstermek önemliydi.

Batman’da insanlar mutluydu bugün. Bir haftadır yaşadıkları o sabırsız bekleyiş bile onları çok mutlu etti.
Ülkenin bu birleşmelere ihtiyacı var.

Sporun evrensel bir spor olduğunun en büyük örneklerinden birini yaşattı Fenerbahçe.
 
Basit bir olay değil bu,

Ülkenin önemli işadamlarının bulunduğu bir spor kulübünün Batman’a gelmesi, Maliye Bakan’ının halkın arasına karışıp futbol maçı yapması, insanların gözlerinin bir anda Batman’a çevrilmesi,

Bunlar basit şeyler değil.

 

12 Ekim 2010

Hesaplar Tepe Taklak Oldu - Azerbaycan: 1 Türkiye: 0

 Azerbaycan - Türkiye / 5

Almanya’ya yenilmemiz bizi yarıştan koparmadı. Ancak bu mağlubiyet hesapları bir anda tepe taklak etti. Bizim grup birinciliği için çekişecek küçük bir umudumuz vardı ve onu da aldı götürdü bu mağlubiyet. İşin kötüsü Belçika ve Avusturya ile grup ikinciliği için yapacağımız yarışta önemli bir darbe oldu bu mağlubiyet.

Milli takım için çok önemli bir süreç başlıyor bu mağlubiyetten sonra. Avusturya ve Belçika ile oynanacak deplasman maçlarından puan veya puanlarla dönülmesi gerek. Ancak bu Tuncay gibi oyuncularla maalesef mümkün değil.

Hiddink’in artık bir karar vermesi lazım. Üç senedir İngiltere’de ne yaptığı belli olmayan ve 2 senedir adam akıllı koşmayan bir adamı sen milli takımda banko oynatamazsın. Tuncay her maç bir şekilde bu takımda oynuyor. Azerbaycanlı oyuncular kondisyon olarak muhteşem bir maç çıkardı. Her yere yetiştiler. Sahada olağanüstü işler yapmadılar belki ama ayakta kalmasını bildiler. Takım hakkında fazla yazılacak bir şey yok. Azerbaycan hakkıyla kazandığı bir maç oldu. Milli Takım ise olmayacak duaya âmin demeye çalıştı ve olmadı da. 

Hiddink’in milli takıma dirençli ve istekli kişileri çağırması gerek. Formayı adaletli dağıtmaz ise sıkıntılar devam eder ve gelecek adına hiçbir olumlu hamle yapılamaz.

Abdullah Aksoğan

11 Ekim 2010

Hedef 2014 Brezilya ise Radikal Kararlar Alınmalı


 

Hiddink, TFF Başkanı Mahmut Özgener ile yaptığı konuşma sonrasında Türkiye için asıl hedefin 2014’de Brezilya’da oynanacak Dünya kupası olduğunu belirtti. Kalıcı ve sarsıcı hamleler yapabilmek için önüne uzunca bir süre ve ciddi bir hedef koyması çok güzel bir hamle. 

Ancak bu hamlenin gerçekçi olması için Hiddink’in Türkiye futbolunu derinden etkileyecek radikal kararlar alması artık şart oldu. Altyapıların düzeltilmesi, gelecek yıllara damgasını vuracak genç oyunculara destek ve en önemlisi cesaret verilmesi gerekir. Futbol Federasyonu ile antrenörlerin eğitim programından tutun, hangi illere altyapı konusunda destek verilmesi gerektiğine kadar bir planlama ve programlama yapılması konusunda uzun uzadıya konuşulmalıdır.

Türk futbolu, Guus Hiddink gibi bir direktöre ihtiyacı vardır. Zamanında az da olsa Sepp Piontek’e verilen bu görev mutlak surette Guus Hiddink’e de verilmelidir. Zamanında Piontek’de büyük tepkilerle karşılaştı ancak altın bir kuşak yetişmesinde büyük katkısı oldu.  Hiddink’te artık 2014’de yaşı dolayısıyla oynayamayacak oyuncuların milli takımla ilişiğini keserek bu devrime ilk adımını atmalıdır.

Azerbaycan maçında inşallah bu kararlar doğrultusunda, gelecek için kurulmuş bir kadro ile sahada görürüz inşallah milli takımı. 

Kendisini hem kulüp takımlarında, hem de ulusal takımlarda kanıtlamış, FIFA tarafından elit teknik direktörler arasında gösterilen Hiddink’e destek verilmesi lazım. Bu işi en iyi bilenlerden olduğu su götürmez gerçeklerden biriyken, ülke olarak yıllardır yapılan hataları Hiddink’in 1-2 senede düzeltmesini bekleyip, ilk başarısız sonuçta savaş çığırtkanlığı yapmak büyük hata olur. Asıl milli takıma ve ülke futbolu geleceğine darbeyi bu çığırtkanlar vurmaktadır.

Abdullah Aksoğan

9 Ekim 2010

Dünya’nın Sonu Değil – Almanya: 3 Türkiye: 0


 Almanya - Türkiye (A Grubu 3. maçı) / 37

Türkiye mutlak alması gereken bir maçı kaybetmedi. Türkiye mutlak yenebileceği bir takımada yenilmedi. Bu maçta yapması gereken birçok şeyi yapmamış olabilir ancak çok önemli bir kayıp yaşamadı. Klasmanda en iyi üçüncü, bana göre İspanya ile birlikte son dört senenin en iyi iki takımından birisi olan Almanya’ya karşı alınmış bir mağlubiyettir. Bu maçta önemli dersler çıkartmakta fayda var. Türkiye, San Marino’ya ezilmiş gibi bir hava yaratılıyor.

Türkiye için bana göre bu maçta en önemli hata pozisyon bilgisi olmayan savunma oyuncularıyla alan savunması yapmak oldu. İkinci en büyük hatası kondisyonsuz oyuncularla Almanya karşısına çıkmak oldu. Alman takımına karşı ne kadar yetenekli olursanız olun, eğer ki saha içinde hızlı değilseniz ve ayakta kalamıyorsanız yenilmeniz kaçınılmaz olur. Bunu İngiltere gibi takımlar da yaşadı. Önemli olan bizim bu sorunu görmemize rağmen bu riski alarak maçlara çıkmamız oldu. Hiddink için bu maç çok güzel bir ders oldu. En azından neyin ne olduğunu gördü. Kimlere güvenmesi gerektiğini bir yerlere not alırsa çok iyi yapar.

Türkiye kazara bu maçtan bir beraberlik alsaydı daha çok üzülürdüm. Çünkü yanlış yapılan o kadar çok şey varken bu maçta alınacak bir umut kırıntısı bizi çok daha rezil yerlere çeker, yapılan hatalar görmezden gelinirdi. Türkiye için böylesi daha iyi olmuştur.

Hiddink’in çok çalışması lazım. Azerbaycan maçından sonra önünde güzel bir zaman olacak. Bu zaman zarfında kendi kafasındaki şablona uyan adamları seçmesi ve şablonunu oturtması lazım. Çünkü milli takım hala kendine bir şablon belirlemedi. Rakibe göre oynamak önemli tabiî ki ancak belirli bir şablonumuz olmak zorunda. Çünkü futbolcuya dayalı bir milli takım bizi uzun vadede başarısız kılacaktır.

Abdullah Aksoğan

6 Ekim 2010

Mesut Özil’in Suçu Ne?


 İşte Mesut Özil'in hayalindeki takım!

Mesut Vatan haini mi?

Türkiye’ye gol attığında sevinecek mi?

Türk milli takımını kişisel çıkarları için reddetti mi?

Türkiye, aylardır bu konularla çalkalanıyor. Özellikle 1 haftadır Mesut Özil üstünden siyaset yapılıyor. Sahada kazanmaya çalışmak yerine masa başında maç kazanmaya çalışan sözde Türkler, Mesut Özil’i vatan hainliğiyle suçluyor.

Türkiye Cumhuriyeti gün geçtikçe garip bir ülke olmaya başladı. Adalet sisteminde büyük boşluklar, Ekonomik sıkıntılar, Eğitim skandalları, Siyasi rejimde büyük bir kargaşa ve saymadığımız onlarca sebep yüzünden pasif bir toplum olma yolunda ilerliyoruz. 

Avrupa’da milyonlarca gurbetçi vatandaşımız var. Bu insanlar vatanlarından büyük bir hüzün içinde, ekmek parası için veya yaşadığı dramatik olayların yarasını kapatmak için bu ülkelere gidiyorlar. Ülke olarak refaha ulaşmak için hiçbir hamle yapılmıyorken, siz yarattığınız bu canavar’ı vatan hainliğiyle suçlayamazsınız!

Mesut Özil’e vatan hain’i derken önce 87 yıllık geçmişine bakacaksın ve o çocuğu anlamaya çalışacaksın. Mutlaka Mesut Özil gibi davranmayacak olanlarda vardır. Mesut Özil’in milli takımı seçmemesi ne kadar büyük bir yanlışsa, Mesut Özil’i o ülkede yaşamaya zorlayanlar ve her şeye rağmen Mesut Özil’i Türk Milli Takım’ına kazandıramayanlarda o kadar büyük bir yanlış içindedirler.

Bu konuların gündeme gelmesi olumlu ancak bakıyorum da bazı futbolcuların açıklamaları ve ülke basının yaptığı haberler bu ülkenin kaderinin hiçbir zaman değişmeyeceğini gösteriyor. Tamamen bencillik kokan, ucuz milliyetçilik hareketleriyle dolu, Türk milletine yakışmayacak açıklamalar dolaşıyor. 

Mesut Özil, Türkiye Cumhuriyeti’nin yarattığı bir canavardır. İnşallah yeni bir dönemin başlangıcı olur Türk futbolunda. Türkiye futboluna büyük bir etki yapma şansını elinde tutuyor. Milli takımdakilerin bile yapamayacağı büyük bir etkiyi yapmak üzere. 

Abdullah Aksoğan

Milli Takım’ı Kim Yönetiyor?


 A Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink, Türk futbolcuların sorununu anlattı.

Futbolcu seçimleri, takımların kamplarda ve seyahatlerdeki organizasyon biçimi, yetkili kişilerin yaptığı açıklamalar derken artık iyiden iyiye bu takımı kimin yönettiğini merak etmeye başladım. Milli Takımlar baş sorumlusu Guus Hiddink diyorsunuz içinizden ancak bu takımı Hiddink yönetiyor olamaz. 

Fatih terim döneminde yapılan yanlışlıkları aynen devam ediyor. Kendi takımlarında oynamayan futbolcular çağırılıyor. Kendi takımlarında fiziki açıdan kötü düzeyde olan futbolcular çağırılıyor, performans açısından patlama yapılan isimler çağırılmıyor, eksik bölgelerimizi kapatabileceğimiz gurbetçi futbolcular hala ve hala elden kaçırılıyor, en önemlisi milli duygular son derece çirkin bir şekilde istismar ediliyor. 

Bunları Guus Hiddink yapıyor olamaz. Özellikle son röportajından sonra bunu Hiddink’in yapmayacağı apaçık ortadayken bu kötü duruma kayıtsız kalınmamalı.

Birileri çıksın ve açıkça söylesin Guus Hiddink kime eğitim veriyor?

Oğuz Çetin’e mi, yoksa başka birine mi?

Eğer ki bu eğitimi alan kişi Oğuz Çetin ise veya her kim ise ve milli takımı bu şekilde yönetecek ise bu takım hiçbir zaman maçlara konsantre olarak çıkamaz. Çünkü siz bir ülkeyi temsil ediyorsunuz ve adalet terazinizi çok iyi ayarlamak zorundasınız. 

Milli takımda çok doğru işler yapılmıyor. Daha başka sorunlarda var Mahmut Özgener önderliğinde yapılan çok büyük hatalar var ancak o konulara şu an girmenin bir manası yok ancak Milli Takımları yöneten Hiddink’in kulüplerle olan ilişkisi skandal durumda ve kariyerinde yapmadığı oyuncu seçimlerini burada yapıyor. İşte o zaman akıllara şu soru geliyor

Bu takımda Hiddink’in görevi ne?

Abdullah Aksoğan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...