Mehmet Topal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Topal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2012

Rezalet Futbol Devam Ediyor – Fenerbahçe:2 Mersin İdman Yurdu:1



 

Öyle büyük umutlarla televizyon başına geçtim ki bu maçta büyük patlama bekledim takımdan. Hırslı, iştahlı, aynı hatalarını tekrarlamayan bir takım hayalini kuruyoruz ancak olmuyor, olmuyor, olmuyor. Takım dikine gidemiyor. Kanatlarda da vizyonsuz oyuncular eşliğinde ezikleri oynuyoruz. Göbekte fark yaratamayan oyuncular yüzünden kanatlardaki yetersiz adamlar iyice göze batıyorlar. Kuyt’un oyundan çıkmak istemesi zaten oyunun özetidir bana göre. Ne zaman çıldırır dediğimiz Kuyt, bu maçta çıldırdı.

İlk olarak Alex’e gelelim. Bu konuyu konuşmaktan bıktım ancak Alex, Ricardinho, Lincoln kıvamında futbol oynamaya başladı. Yaşına veriyorum ve bunun tek sebebinin yaşı olduğunu biliyorum ancak kaçırdığı pozisyonları daha önce hep golle sonuçlandırdı, kaçırdığı pasları daha önce hep atıyordu. Şimdi herkes Alex konsantrasyonunu kaybetti diyecek hayır arkadaş itirazım var bu konuya artık. Bir gün önce senin heykelini dikiyor bu taraftar ve sen bir gün sonra maça çıktığında yetersiz kalıyorsan saha içinde senin işin bitmiş demektir. Eski Alex göbekten topu aldığında dikine öyle bir dalardı ki rakip kanatları bırakıp Alex ile nasıl baş ederim telaşına girerdi. Alex’i serbest bırakıp resmen kanatlarda eziyorlar bizi. Oyun kuramıyoruz ve ara toplarla pozisyon arıyoruz. Böyle bir işkenceyi bize yaşatmak zorunda değil. 

Bir kere Kuyt gibi bir adamdan tek forvet yapılmaz. Yanına da bu kadar son vuruşlarda yetersiz Alex’i koyarsan ne gol atarsın ne pozisyona girersin. Alex resmen maç boyunca Kuyt’tan kaçtı. Sebep? Kuyt en sonunda oyundan çıktı. Bu kadar koşuyor mücadele ediyor ve pas alamıyor ve kimse de adama ayak uydurmaya çalışmıyor. Kuyt’a ayak uydurabilecek bir tane adam yoktu sahada. Bu şekilde mi alacaksınız UEFA kupasını? Takım içindeki bireyselliğin önüne geçilmedikçe sorunlar hep bu şekilde büyüyecektir.

Takım iyi değildi ancak bazı olumlu gelişmeleri yazmakta fayda var. Meireles’i daha çok geride kullandı Aykut Kocaman. Meireles'de Aurelio’dan beri özlediğimiz ve istediğimiz hem orta sahaya hâkim olmaya çalışırken hem de defanstaki oyuncuların hücum anında arkalarını kollama hamlelerini gördük. Bunu ne Emre yapıyordu ne de diğerleri. Meireles ilk maçta bunu yapabileceğini gösterdi. Defanstaki oyuncular atağa çıktıklarında özellikle Hasan Ali ve Gökhan Gönül, sürekli arkalarını kapattı ve yardım etmeye çalıştı. Ataklara da katıldı ancak fazla değildi bu. Mehmet Topal daha çok ataklarda bulundu ama maalesef önündeki ve arkasındaki adamlardan destek alamadı. 

Fenerbahçe’nin mutlak surette bireysellikten kurtulması gerekiyor. Orta sahanın ortasında paslaşma yok. Organizasyon yok. Top Alex’in ayağına geldiğinde duruyor. Stoch’un ayağına geldiğinde rakibin içinden geçmeye çalışıyor. Topuz topu 10 metre ötede durduruyor. Bireysel çırpınmalar bazen çok komik görüntüler çıkartıyor. Ne zaman organize olunacak çok merak ediyorum. Açıkçası bu futbol ile deplasmanlarda hep puan kaybederiz. UEFA kupası da daha gruplarda hüsranla sonuçlanır. Bir şekilde oyuncular arasında amatör ruh oluşturulmak zorunda. Bunu delip geçen oyuncularla gerekirse yollar ayrılsın.

Haftasonu Marsilya maçı için pek bir umudum yok. Bakalım neler olacak merakla bekliyorum.

26 Ağustos 2012

Mert’i Hayata Döndürdüler – Fenerbahçe:3 Gaziantep:0


 

Fenerbahçe’li futbolcular dün öyle bir maç çıkardılar ki Mert Günok yaptığı 6-7 tane %100’lük kurtarışla kaybettiği özgüveni yeniden yerine koydu. Ayrıca Fenerbahçeli kadın taraftarların yaptığı tezahürat da Aykut Kocaman ve Alex arasındaki sorunların dönüm maçı olacak. Aziz Yıldırım’ın durumdan rahatsız olmasıyla beraber Alex’i kulübe çağırması Fenerbahçe adına olumlu işlerin olacağının göstergesi. Yeni Malatya maçından sonraki takım ruhu ve özeleştiri ortamını tekrardan yaratacak bir hamle olacaktır. 

Dün maçın 3-0 bitmesi kimseyi kandırmasın. Takım hiç iyi değildi. İlk dakikalarda yüklenir gibi yaptılar ancak daha sonra yine dağıldılar. İstatistiklere bakınca pas sayısı yüksek gibi görünüyor ancak olumlu pas yapamıyorlar. Rakip biraz orta sahada direnç gösterince yan pas yapıyorlar. Yan pas yapa yapa maçı geçirdiler. Gaziantep dün çok beceriksizdi. Mert Günok’un da performansıyla gol bulamadılar. Ancak dün Gaziantep yerine başka bir takım olsaydı skor hezimet olabilirdi. 

Fenerbahçe’nin teknik direktörü 3 senedir değişmiyor. Şampiyon olunamamasına rağmen değişmedi. Aslında büyük bir devrim var Fenerbahçe’de. Ancak yıllardır savunduğumuz istikrar başarıyı getirir tezine bu 3 senelik istikrar döneminde ulaşamadık. Bunun çok sebepleri var tekrar tekrar yazmak sıkıyor artık ancak Alex’li sistemin değişmesi, bol pasa dayalı bir total futbol sevdası ve bazı oyuncuların değişmesi aslında Aykut Kocaman için gerçekten büyük sınavlar. Takım hala oturmadı.  

Dün akşam orta saha bomboştu. Defans da bomboştu. Kuyt ve Sow’un olumlu koşularını en azından orta sahadaki oyuncular yapabilseydi bu kadar boş kalmazdı orta saha. Maçlarda bakıyorum defans oyuncuları dışındaki 6 oyuncudan sadece Kuyt ve Sow olumlu koşuyor. Diğer 4 oyuncu olumlu koşmuyorlar ve sürekli oyunu yana sıkıştırıyorlar. Pasa dayalı oyun oynamaya çalışıyoruz ancak topu kanatlarda sıkıştırıyoruz. Zamanla bunlar oturacaktır tabii ki ancak dinamik oyuncular gerektiği kesin. Dün Selçuk iyi paslaştı ancak takımı diri tutamadı. Keza Topuz da, Topal da takımı diri tutamadılar. Sıkışınca topu hep yana attılar. O top sürekli sağdan sola, soldan sağa yayıldı durdu. Dikine oynayıp rakibi zorlamıyorlar. Faul alırsın, kırmızı kart yedirirsin, kanatları rahatlatırsın, rakibin orta sahayı 3 pasta geçmesini engellersin.

Bana göre bu takım her türlü 4-4-2 oynar. Elinde Kuyt ve Sow gibi adamlar olduğu sürece ben 4-4-2 oynatırım. Ancak Aykut Kocaman’ın kafasında bazı planlar var ki ısrar ediyor. Ancak şu unutulmasın ki 4-4-2 de oynasan pas yaparken olumlu paslar yapacaksın, koşu yaparken de olumlu koşacaksın. Maçın en çok koşan adamları resmen ortada görünmüyorsa ve rakiple omuz omuza mücadeleye girmekten kaçıyorsa o adam boş koşmuştur, maçta en çok pas veren adam topu sürekli yanındaki adama vermişse o adam boş pas veriyordur. Dünkü maçta ve Moskova deplasmanında Selçuk biraz dikine oynadı ve goller attırdı. Bu kadar basit oynayamıyorlar maalesef.

Dün Topuz fevkalade oynamadı ancak duran toplarda iyiydi. Bence orta göbekte mevcut oyuncular içinde en yararlı olacak isim Mehmet Topuz. Duran toplarda gerçekten çok iyi kesmeler attı.  Topal biraz daha toparlamış gibi görünüyor ancak daha alışması için süre lazım.

Egemen ve Yobo hiç anlaşamıyor. Yobo sol stoper mevkinden sağ stoper mevkisine geçtiği için bocalıyor. Alışmaları lazım birbirlerine. Aslında Gökhan Gönül’ü saymazsak defansta Yobo, Egemen ve Hasan Ali Kaldırım bu şekilde ilk defa oynuyorlar ve mutlaka alışma devresi geçirecekler. Maçlar ilerledikçe daha oturaklı olacaklardır ancak bu süreçte büyük kayıplar verdirdikçe takımın sorunlara olan direncini düşürüyorlar. Bu konuda orta sahadan da yardım görmedikleri için hezimetlerden kılp payı kurtuluyorlar takım olarak.

Dün akşam hakem faciaydı. Halis Özkahya’nın facia olmadığı maç yok zaten. Maç içinde bile verdikleri kararlar değişkenlik gösteriyor. Zaten MHK bünyesinde tutarlı bir tane hakem yok. Bu tutarsızlığın sebebi maç öncesi telefonlarla alakalıdır. Hakemler şike yapıyorlar yıllardır ve bunu kimse ortaya çıkarmıyor. Hakemlerin ne zaman sorgulanacağını merak ediyorum.

Gelelim Alex-Aykut Kocaman-Aziz Yıldırım üçgenine. Alex’in hatası olduğunu düşünüyorum. Genel olaylarda Aykut Kocaman’ın da hataları var. Aziz Yıldırım’ın da hataları olmuştur. Ancak Alex’i yuhalandığı dönemde ayakta alkışlayarak moral veren Aziz Yıldırım’ın, dün Alex’e bu şekilde kızması aslında bu olaylarda ilk adımı kimin atması gerektiğini gösteriyor. Sorunların çözümü çok basit aslında. Herkes saygı çerçevesinde işini yapmak zorunda.

6 Ağustos 2012

2012-2013 Transfer Değerlendirmesi



Çok zorlu bir senenin ardından Fenerbahçe artık biraz daha önüne bakabileceği bir sezona adım attı. Geçen sene çok büyük belirsizlikler vardı. Son ana kadar gidenler ve gelenler belli değildi. Bu sene bir nebze olsun normale dönmüş olduk. Gelenler konusunda eksiklikler olduğunu düşünüyoruz ki bunu yazımızın devamında nedenleriyle anlatacağız, ancak geçmişe dönmek bile bir nebze olsun sevindirmiştir herkesi. Ancak bu çok fazla sürmedi tabii ki ve kronik hastalığımız olan transferleri tam zamanında yapamamanın gerginliğiyle dolduk.

İlk olarak gidenlerden başlayalım. Emre ve Ziegler gibi çok önemli iki oyuncu takımdan ayrıldı. Emre, yetenekleri tartışılmaz bir futbolcu. Bu tarz oyuncular bulmak artık Türk futbolunda çok zor. Onun tarzına en çok yaklaşan futbolcu Gökhan İnler. Selçuk İnan, Hamit, Nuri, Arda, Mehmet Topal ve nice örnekler onun stiliyle alakasız örneklerdir. Emre özellikleriyle bulunmaz bir futbolcuydu. Ancak yetenekleriyle ters orantılı olarak da istikrarsızdı. Sakatlıkları, cezaları ve gündemden düşmemesiyle Fenerbahçe’yi çok fazlaca yalnız bıraktı geçen sezon. Aykut Kocaman’ın kararına saygı duyuyorum. Zaten bu psikolojik ve mental etkenler istediği gibi olsaydı Aykut Kocaman eminim ki Emre’yi göndermezdi. Emre’nin gidişinin büyük sorunlar yaratabileceğini düşünmek saçma geliyor bana. Aykut Kocaman, kafasındaki taktiğe uygun oyuncuları bulduğu vakit zaten Emre’nin eksikliği aranmayacaktır. Dia gönderildi. Bana göre istikrarı sağlayamayan diğer yeteneklerden. Stoch’a göre çok daha fazla faydalı olabileceğini düşünüyorum. Ancak istikrarı bir türlü yakalayamadı. Gönderilmesi doğru karar. Takımda oynamadıktan sonra yeteneğinin pek de bir önemi yok. Ziegler ise önemli bir futbolcuydu. Andre Santos gibi hücum gücü olmasa da defansta gayet iyi bir sezon çıkardı. Ancak yabancı sınırına takılarak gönderildi. Fenerbahçe için büyük bir kayıp olup olmadığı Hasan Ali Kaldırım’ın performansına göre yorumlanabilir. Şu an için yokluğunu hissettirmedi Hasan Ali.


Ziegler konusu açılmışken Hasan Ali Kaldırımdan bahsetmek lazım. Hasan Ali Kaldırım defansı çok iyi. Sol bek ne yapar çok iyi biliyor. Defans konusunda anormal hamleler, ters kademeler görmedik ancak zamanla bu konuda da kendisini göstereceğini düşünüyorum. Hücum gücü bana göre Ziegler’den biraz daha iyi. Oynanan maçlarda bunu çok göremedik ancak bunun sebebi bence önünde oynayan oyuncunun kim olduğudur. Stoch ile oynadığında hücum gücü zayıflıyor ve genelde maçların ikinci yarılarında Caner oyuna girdiğinde hücumda sorumluluk alıyor. Stoch’un biraz daha bencil oyunu onu etkiliyor. Önünde, kendisi ile diyaloga giren birisi olduğu zaman hücum konusundaki hünerlerini de gösteriyor. Zamanla bu özelliğini geliştireceğini düşünüyorum. İyi bir başlangıç yaptı Hasan Ali Kaldırım. Bu ivmesini bozmazsa ileride vazgeçilmez olacaktır.


Defansın ortası konusunda farklı bir hamle geldi ve Egemen transferi ile daha sert ve mücadeleci bir defans hattı oluşturuldu. Egemen ile duran top sorununun çözüleceğini düşünüyorum. Hava hâkimiyeti mükemmel ve rakibi rahatsız etmesi harika ancak abartıyor. Bunu dengeleyebildiği vakit Lugano’yu aratmayacağını düşünüyorum. Egemen, gücünün kontrol etmeyi başardığı vakit çok faydalı olacaktır. Yobo ile birbirlerini çok iyi tamamlayacaklardır. Defansta Bekir, Serdar, Orhan, Özgür gibi iyi alternatiflere sahip Aykut Kocaman. Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir defans değil tabii ki ancak lig için iyi ve alternatifli bir defans. Takım defansı iyi işlerse önemli işler yapabilirler. Bunun için önlerindeki futbolcular ile uyumları çok önemli.


Orta sahaya fazlaca hamleler yapıldı. Sağ kanata Krasic alındı. Çok doğru bir hamle yapıldı. Sağ kanatın hızı son derece yükselti. Gökhan ve Krasic rakibin sol tarafını fazlaca zorlayacaktır bu sene. Defansif anlamdı birbirleriyle iyi anlaşırlarsa veya destek alabilirlerse çok tehlikeli olacakları kesin. Form tutmalarını sabırsızlıkla bekliyordur bütün herkes. Krasic’in maç yapmaması büyük sorun olabilir gibi düşünülüyor ancak Appiah, Melo, Ziegler de maç yapmadan geldiler ancak bir şekilde üstünlük kurdular ligde. Çünkü İtalya ligi tarz olarak bizim ligimize benziyor. Yabancılık çekmeden adapte olabiliyorlar. Krasic’in de adapte olacağını düşünüyorum. Krasic transferiyle Aykut Kocaman Kuyt’ı da forvette düşündüğünü açıkça belli etmiş oldu.


Mehmet Topal hamlesi yapıldı. Özellikle Alper Potuk’a istenen paraları okudukça Allahıma bin kere şükrettim. Mehmet Topal çok iyi bir tercih oldu bana göre. Hiçbir zaman Emre ile veya Aurelio ile kıyaslamam ancak zaman verilirse takıma adapte olursa çok iyi bir alternatif olacaktır. Nasıl İtalya’dan gelen futbolcular konusunda güven dolu konuşabiliyorsak, İspanya’dan gelen futbolcular konusunda da tedirginim. Mehmet Topal belki bu sene ilk dönemde adaptasyon sorunu yaşayabilir takıma ve lige ancak ileride çok kilit bir rol alacağı kesin.


Fenerbahçe’nin bence en önemli transferi Kuyt olacaktır. İnşallah tahmin ettiğim gibi olur ve Krasic transferiyle birlikte Fenerbahçe’de 4-4-2 rüzgârlarıyla birlikte Kuyt ve Sow forvetlerini izleriz. Geçen seneye damgasını vuran adam Sow ile Kuyt tipik bir 4-4-2 forveti olacaklarını düşünüyorum. Kuyt tam bir 11 numara oynuyor. Top taşıyan, mücadele veren, son vuruşları iyi, dikine harika paslar atabilen bir forvet. Sow’u harika besleyecektir. Sow ise tipik bir 9 numara. Alex’siz kadro yazılacaksa eğer bu kadro Sow ve Kuyt’ın olduğu bir 4-4-2 kadrosu olur. Kuyt’ın aynı zamanda sağ kanatta da görev alabilmesi kadro derinliği açısından çok güzel bir özellik.


Salih Uçan ve Recep Niyaz için neler yazacağımı bilmiyorum. Evet, Salih çok iyi başlangıç yaptı ancak başlamak yetmiyor. Kendilerine çok iyi bakmaları gerekiyor. Vücutları zayıf. Eğer kendilerine profesyonelce bakarlarsa neden iyi bir oyuncu olmasınlar. Onlar için verilecek tek akıl çalışmaları olur. Kendilerini hor görmeyip üst seviye çalışırlarsa neden iyi birer oyuncu olmasınlar?

Fenerbahçe için bu sene bana göre en uygun taktik 4-4-2. Stoch saha içindeki oyunundaki bencillikleri bir kenara bırakırsa, Alex, ilk 11 zorunluluğu konusunda bencilliğini bırakıp takıma destek olursa bu takım alınacak çok iyi bir orta saha transferiyle harika bir 4-4-2 takımı olur. Alternatifi bol bir kadro olur. Görünüşe göre bir orta saha transferi yapılmayacak gibi duruyor ancak Mehmet Topuz, Cristian, Selçuk, Mehmet Topal, Salih göbeği de bir süre takımı taşıyabilir ligde. Egemen ve Yobo ikilisi ile anlaşıldığı vakit bazı eksikler kapatılabilir ve uyumlu bir takım defansı oluşturulabilir. Zamanla da eksikler daha iyi bir şekilde kapatılabilir. 3 Temmuz öncesindeki sinerji yaratılmış olur bir şampiyonlukta.


Bu senenin bence hayal kırıklığı olabilecek oyuncusu Stoch’dur. Stoch’un biraz daha takım oyunu oynaması gerekir. Bazı rakiplere karşı bir şey yapamıyor. Bazılarını da hallaç pamuğu gibi atıyor. Rakiplerine üstünlük kuramadığı zamanlarda takım arkadaşlarından yardım alması onu küçültmez. Bozuk plak gibi aynı hareketleri tekrarlaması onu üstün kılmaz. Eğer takım arkadaşlarından yardım alabilirse bazı maçlarda, istikrarı yakalar ve gerçekten vazgeçilmez olur. Geçen sene çoğu maçta iyiydi ancak önemli maçlarda durdurdular. Caner, onun kadar yetenekli olmasa bile bazen farkını ortaya koyabiliyor. Stoch'un ardından Semih'i de yazabiliriz. Bienvenu akıllı davranmazsa üçüncü olur.

Aykut Kocaman’ın da bu seneki transfer stratejisi eleştirilebilir. Yobo’nun takıma geç katılması, transferlerin çok gecikmesi büyük yanlışları. Biz ondan, artık bu durumları aşması gereken hamleler yapabileceğini beklerken onun yapmaması bizi hayal kırıklığına uğratıyor. Kariyerinin başında ve hatalarının farkına varıp hemen düzeltebiliyor Aykut Kocaman. İlk geldiği sene transferi çok geciktirdi ancak hatalarından ders aldı ve bir sonraki sene malum olaylar olmasa yetiştiriyordu ancak bu sene tekrar yetiştirememesi ders almadığını gösterdi. İnşallah bir daha tekrarlamaz. Çünkü bu gecikme gerçekten büyük bir yanlış.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...