Ziraat Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ziraat Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2011

Kura Komedisi

Erken finalin yolu Antep'ten geçiyor

Ziraat Türkiye Kupası, Çeyrek Final kuraları çekildi.

Kuraya bakıyoruz, Gruplarında birinci ve ikinci olan takımlar eşleşmiş.

Bu sistemi düşünmek için ne kadar zaman harcadıklarını merak ediyorum!

Türk Futbolunu yöneten bu adamların ve bu adamlara destek verenlerin ülke yönetiminde de söz ve fikir sahibi olduğunu düşününce diyecek fazla bir şey bulamıyorum.

Bu adamlara dur demeyen, menfaat uğruna ses çıkarmayanlara diyecek en güzel lafı Nazım Hikmet etmiş,

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,
hani şu derya icre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canim kardeşim!

28 Ocak 2011

Büyük Kaptan Bilica! – Fenerbahçe: 2 Gençlerbirliği: 1


 
Fenerbahçe’de gündem o kadar yoğunki takip etmekte zorlanıyoruz. Taraftar, spor kulübü olmanın verdiği avantajı ve gururu yaşıyor son yıllarda. Basketbol maçından önce, formalite maçı olmaktan başka bir önemi olmayan Gençlerbirliği maçını izleme fırsatı bulduk. 

Fenerbahçe’nin aldığı skoru tartışmamızın bir anlamı yok. Sahada oyuncuların takım olarak ve bireysel olarak ne yaptıklarını görmek adına güzel bir hazırlık maçı oldu. Takım organize olma konusunda mükemmel değildi ancak iyi mücadele verdiler. Devre arasında yapılan kondisyon idmanlarının faydalarını görmeye başlıyor takım. Mücadeleyi bırakmadılar. Bu maçla ilgili taktiksel anlamda konuşacak çok fazla bir şey yok. Gökay harika olmak istiyorsa fiziki açıdan kendisini geliştirmeye devam etmeli. Orta sahada çok akıllı oynuyor. Kalede Mert Günok çok başarılı. Yer tutuşları, refleksleri, anlık tepkileri çok dengeli. Tecrübe ile kapatacağı şeyler var ancak onun için zaman gelecektir. Stoch ve Dia eskisi gibiydi ancak skora katkı yapamıyorlar. Özer’in de güçlenmesi lazım. Semih daha istekli ve diriydi. Genelde futbolcular kafa yapısı olarak aynıydı ancak geçmişe göre tek farkları mücadele biraz daha artmış.

Ancak rahatsız olduğum bazı konular vardı. Genel olarak herkes bu konudan rahatsız olmuştur. Fenerbahçe’nin bu maçta kaptanı Bilica olmamalıydı. Caner’in kırmızı kart görmesi ise tam anlamıyla Caner adına fiyaskoydu!

Cristian olabilirdi, Bekir olabilirdi, Semih istemese dahi olabilirdi ancak Bilica olmamalıydı. Tahminin yaşı itibariyle Bilica’ya devretmişlerdir kaptanlığı ancak bu akşam Mirsad’ı, Ömer’i izledikten sonra Futbol takımında hala bir sahiplenme olmadığını görmek, hele hele bazı oyuncularda bu ruhsuzluğu görmek gerçekten üzücüydü.
Yenersin, yenilirsin bunlar futbolda olan şeyler ancak Fenerbahçe’yi, Fenerbahçe yapan bu değerledir. Bazı dokunulmazlar, ulaşılmazlar vardır. Bilica, kaptanlığa ulaşmayı hak etmiyordu. 

Son üç senedir basketbol ve amatör branşlardaki başarılar, Futbol takımına krediler açıyor. Taraftar, Futbol takımında göremediği bazı şeyleri bu takımlarda görüp geleceğe daha ümitle bakabiliyor ancak daha ne kadar sürecek bilinmez. Çünkü takım olmak adına gerekli bazı şeyler yapılmıyor. Bunlar önemli şeylerdir. Futbolcuların bazılarının niyetini çok iyi görebilmemizi sağlıyor.

Bugün Bilica’nın kaptan olması demek, Fenerbahçe değerlerine yapılan kazı çalışması demektir.  Bunu yapanlar da hak ettiklerini göreceklerdir.

Abdullah Aksoğan 

Not: İstastiki bilgiler NTVSpor.net sitesinden alınmıştır.


13 Ocak 2011

Bu Yolun Sonu Sabotaj – Yeni Malatyaspor: 2 Fenerbahçe: 1



Fenerbahçe’nin kupa şansı çok fazla değildi zaten. Gençlerbirliği’nin, Buca’yı yenmesiyle az olan tur şansı, iyice imkânsıza dönüşmüştü. Bu maçta takımın vereceği tepki ile gelecek adına umut taşıyabilirdik ancak skandal bir futbol izledik. Son 3-4 maçında olduğu gibi futbolcularda oynama isteği hızlı bir şekilde aşağılara doğru düşüyor. Aykut Kocaman bir kere şunun farkına varmak zorunda, eğer bu adamların inancını kaybederse işi kendisi adına çok zor bir yola sokar. Kendi transfer ettiği futbolcular bile isteksiz oynayabiliyor ve dediklerini 6 aydır hala yapamıyorsa zor olan yol çıkmaza gider.

Son yazdığım tüm maç yazılarına şu şekilde başlıyorum. Taktiği ve dizilişi bir kenara bırakalım! Fenerbahçe’nin asıl sorunu şu an kâğıt üstünde değil. Transfer yaparak da bu sorunları çözemez Aykut Kocaman. Maç boyu Yobo, Lugano, Selçuk, Topuz ve Caner ayağına gelen topları dan dun ileri vurdular. Bu şekilde futbol oynayamazsınız. Karşınızdaki rakibiniz 2. Lig B kategorisinde oynuyorsa ve senden daha fazla pas yapıyorsa ve şut çekiyorsa kâğıdı kalemi bir kenara bırakıp ben ne yapıyorum diye bir düşüneceksin. Pas vermek, şut çekmek, mücadele etmek futbolun temel yapı taşıdır. Sen bunları yapamıyorsan, kendinden kat kat düşük seviyedeki oyunculara karşı bile geride kalıyorsan başarı hayaldir.

Aykut Kocaman şunun farkında değil sanırım. Hatalar yapabilir, başarıyı zamana yayabilir ama oyuncularına inancı aşılayamazsa işi çok zor. Bu yolun sonu sabotajdır. Kendi transfer ettiği oyuncuya bile derdini anlatamıyorsa Aykut Kocaman’ı çok daha zor günler bekliyor. Malatya ikinci golü attığında daha 20 dakika vardı ve 20 dakika boyunca Malatya tribünleri üç, üç, üç diye tempo tuttu. Senin futbolcunda psikolojik olarak bu durumdan bir etkilenme olmuyorsa sorunu taraftar elbette ki sende arar. 

Bu maç da gösterdi ki Fenerbahçe’nin asıl sorunu takım olmakta ve temel ihtiyaçları karşılayabilmektir. Fenerbahçe bunları başaramazsa istediği mevkiye istediği adamı transfer etsin yine başarılı olamaz. Fenerbahçe ikinci yarının ilk 9 haftasında seviye olarak çok zor maçlara çıkacak. Bu 9 maçta yapacaklarıyla kaderini çizecek ancak görünen o ki hala hazır değiller. 

Abdullah Aksoğan

22 Aralık 2010

İstemiyorlar v2 – Fenerbahçe: 2 Bucaspor: 3



Sivasspor maçında bitse de gitsek havasında ki takımın, Sivas maçında puan kaybetmemesi bir mucizeydi ve Alex’in harika serbest vuruşundan gelen golle kazandı. Futbolcular da ne kondisyon ne de inanç kalmışken bu futbolcularla bu maça çıkıp, maçı kazanacağınızı düşünmeniz, hem de bunu Türkiye için bir ütopya olan 4-3-3 taktiğiyle yapmaya çalışırsanız, gereken cevabı bu şekilde alırsınız.

Bucaspor’u cesaretli bir kadro sürdüğü için kutluyoruz ancak Fenerbahçe’yi devirecek gereklilikte bir futbol oynamadan Fenerbahçe’yi devireceklerini Samet Aybaba’ya söylesen büyük ihtimal yüzünde bir tebessüm oluşurdu maçtan önce. 

Aykut Kocaman takım içinde inançlı oynayan 2-3 futbolcusunu dinlendirerek yerlerine inançsız adamları koyarak mağlubiyete zemin hazırladı. Sivas maçında da, Buca maçında da futbolcularda hiçbir inanç yoktu. Sivas maçında Alex’i, Buca maçında Gökay’ı çıkartırsak sahada ruh gibi dolaşan bir yığın futbolcu vardı. Aykut Kocaman’ın artık bütün sorunun psikolojik olduğunu görmesi gerekiyor.

Kupayı alırsınız veya almazsınız bunlar çok önemli detaylar değil kulüp tarihinde. Kupalar bir şekilde alınıyor ancak takımda bir çöküş var. Futbolcular bunalıma girmiş, Taraftar bunalıma girmiş, Aziz Yıldırım ne haliniz varsa görün modunda, Aykut Kocaman 4-5 yardımcısı ile koca Fenerbahçe’nin futbol şubesini yönetmeye çalışıyor. 

Bu kadar eksinin olduğu ortamda maçı kaybetmek kaçınılmaz oluyor. 

O kadar çok bireysel hatalar yapıldı ki, yenilen bütün goller bireysel hatalardan geldi. Yenilen golleri geçelim, Buca o kadar çok hata yapıyor ki, bu takıma gol atmakta bile zorlandı. Buca kalecisi ve defansı biraz dikkatli olsa o iki golü de yemezlerdi. 

Futbolcular isteksiz. Aykut Kocaman bu sorunu çözmedikten sonra istediği kadar futbolcu transfer etsin yine aynı skorlarla karşılaşır. Takım oluşturmayı başarması lazım. Takım oluşturmakta 4-5 yardımcı ile olmuyor. Aykut Kocaman futbol şubesinin en yetkili kişisi durumunda şu an. Ne yapıp edip ekibini genişletmek zorunda yoksa ikinci yarı başında lig iddiasını da kaybeder.

Abdullah Aksoğan

10 Kasım 2010

Rotasyon Maçı – Ankaragücü: 4 Fenerbahçe: 2


Fenerbahçe hafta sonu oynayacağı Gaziantep maçını daha çok düşündüğünü gösterdi. Ancak bir yandan da Aykut Kocaman takım içinde rotasyonlar yaparak kafasındaki sistemle ilgili bazı denemelerde bulunduğunu görmemek olmaz.  Bu maç bir kayıp değildir, aksine bir kazanç maçıdır. Gruplarda diğer maçların skorlarına göre mutlaka sıralama şekillenecektir o yüzden bu maçı bu şekilde rotasyon olarak kullanmak mantıklı olandı.

Bazı oyuncular verilen şansları ısrarla geri tepmekte kararlı olduğunu gösterdi. Özellikle Kazım ve Cristian çok kötü bir maç çıkardı. Sorumluluk almadılar, takımla oynamadılar. Özellikle Kazım hala ve hala akıllanmadığını gösterdi. Kazım’ın özel hayatı ile ilgili sorunları yok. Kazım’ın sorunu takımla paslaşmayı, organizasyonlar yapmayı reddetmesi. Bu maçta da kendi halinde sağ kanatta takıldı. Serkan böyle bir maçta kendisine yakışmayacak goller yedi. Mert Günok’a bu performansıyla sırayı kaptıracaktır. Çok heyecanlıydı. Heyecanını yenmesi gerek. Caner, Alex’in yerinde oynadı ve etkisizdi. Yenilen ilk golde de adamını kaçırdı. Aykut Kocaman, Caner’i orada görmek istemiş olabilir. Ancak maç boyu etkisizdi. 

İyiler yok muydu?

Stoch harika oynadı, Semih yapması gerekenleri yaptı, Gökhan, Yobo bildiğiniz gibiydi. Bekir genel itibariyle iyiydi. Pazar günü Gaziantep maçında Bilica’nın yerine düşünülebilir. Bu maçta savunma çok boş kalmış gibi görünebilir ancak bunun nedenlerinin maçın ikinci yarısında ki takım savunmasının düşüşüne bağlamak gerek. Sadece savunma suçlu diyemeyiz. Andre Santos iyi bir maç çıkardı. Antep maçında düşünülebilecek diğer bir oyuncu. Oyunu rahatlatan paslar atıyor. Caner’e nazaran Gaziantep maçında daha etkili olacağını düşünüyorum. Gökay en azından hırsını sahaya yansıttı. Ekstra işler yapmadı belki ama Cristian gibide etrafa bakmadı, top kaptı, pas yaptı, basit oynadı.

Maçın hakemi çok kötüydü. Futbolcular birbirlerine o kadar sert girdi ki kimseyi uyarmadı. Allahtan futbolcular birbirlerine karşı kin gütmediler ve maç sakatlık ve kart belası olmadan bitti ancak sert futbol oynatmak demek pozisyonlara kart vermemek demek değildir. Herkes birbiriyle birkaç defa tartıştı ve itişmeler oldu. Sadece izledi. Yarın bir gün başkası bu kadar iyi niyetli olmaz. Önüne geçemezsin.
Ankaragücü’nü tebrik etmek gerek. Maçı bırakmadılar. Yüklendiler. Mücadele ettiler ve goller bularak maçı almasını bildiler.

Fenerbahçe bu maça takılmamalı. Grupta ki diğer maçlarını bir şekilde kazanıp üst tura çıkacaktır. Hafta sonu oynanacak Gaziantep maçı ve genel oyun sistemi için iyi bir hazırlık oldu.
Abdullah Aksoğan

5 Mayıs 2010

İstemezsen Olmaz


Kupa hasreti yine bitmedi!
Trabzon çok etkili bir futbol oynadı. Fenerbahçe’nin korkularını çok iyi yönetti ve kendi aleyhine çevirmesini bildi. Aslında bunu attığı golden sonra çok etkili bir biçimde kullandı. Fenerbahçe 1-0 öne geçerek sağladığı psikolojik üstünlüğü yediği golden sonra Trabzon’a verdi.
Maça etkin başlayan Trabzonspor’du. Pozisyonlar buldu. Fenerbahçe enerjisini dengeli dağıtmaya çalışıyordu. Ancak Trabzonspor bulduğu fırsatları kaçırdıkça psikolojik olarak geriye düştü. Alex’in akıl dolu vuruşuyla Fenerbahçe büyük bir avantaj sağladı ancak bunu devam ettiremedi.
Böyle Final maçlarında forvetler maçın kaderini değiştirir. Umut Bulut, her şey bitti denirken, harcadığı pozisyonların verdiği negatif etkiye rağmen golünü attı. Bu gol ile Fenerbahçe’yi korkularıyla baş başa bıraktı. Bir nevi pimini çektiği bombayı, Fenerbahçe’ye bıraktı.
Güiza hakkında fazla bir şey yazamıyoruz. Fenerbahçe’ye yakışan bir forvet değil. Defans oyuncularının gol aradığı bir takıma döndü Fenerbahçe. Zaten Defans oyuncuları pozisyonu zenginleştirmek için şuursuzca ileri çıktığı için 2. Golü yedi Fenerbahçe.
1-0 öndeyken bu şuursuzluk neden? O da ayrı bir analiz konusu. Fenerbahçe’de kupa, Travmaya dönüştü.
Suçlu elbette ki bir tek Güiza değildi. Fenerbahçe takım olarak istemiyordu. Emre koşmuyor, Özer paslaşmıyor, Vederson anlamsız bindirmeler yapıyor. Bilica rezalet oynuyor. Açıkçası bu kupayı kimse istemiyor. 9 maçtır gol yemeyen takım, maçta skandal pozisyonlar veriyor. 3 gün içinde bu kadar büyük bir değişim sizin duygularınızı ön planda tuttuğunuzu gösterir.
Asıl sorun da şurada yatıyor, Fenerbahçe oyuncusu bunu nasıl yapma cüretini kendisinde buluyor?
Fenerbahçe’nin sorunlarının çözümü burada yatıyor.
Daum bu sorunların bir kısmını 3 gün içerisinde çözmez ise Ankaragücü maçında da puan kaybederler. Kaçan şampiyonluk Daum’un kariyerinde onarılmaz yaralar açar.
Trabzonspor bu kupayı istedi ve hak ederek aldı. İyi olan kazandı.
Abdullah Aksoğan

4 Mayıs 2010

Fenerbahçe & Trabzonspor Türkiye Kupası Finali – Analiz

http://www.aknews.com/images/cms-image-000023244.gif

İki takımda birbirine çok benzer oyun stili ile oynuyorlar. Trabzonspor pasa dayalı bir futbol oynuyor. Fenerbahçe’nin yapmaya çalıştığı gibi göbekten paslaşarak rakip takımları bozmaya çalışıyorlar. Fenerbahçe’den tek eksikleri yüksek pres gücü ve Defans uyumu. Son maçlarda Kaleci Onur’un devleşmesi sayesinde fark yemekten kurtuluyorlar. Defansları çok açık veriyor ancak dengeli ataklar yapıyorlar.
Trabzon’un şansının, Fenerbahçe’ye oranla daha az olduğunu söyleyebiliriz. Trabzonspor’un Fenerbahçe’ye oranla en büyük avantajı rahat olması. Trabzonspor bu kupaya muhtaç değil. Bu kupaya aç, hatta birçok başarıya aç ancak Trabzon şehri gözünü Şenol Güneş ile ileri ufuklara dikti. Bu yüzden burada kaybedilecek bir final Şenol Güneş ve Trabzonlular için çok etkili bir travmaya neden olmayabilir.
Fenerbahçe’de ise işler biraz kritik. Bu senenin en önemli maçlarına çıkıyorlar. Kaybedilen bir maç bile moralleri çok bozacaktır. Çünkü aylardır camia çok yıprandı. Bir başarı gelecekse bile bu derin yaralarla beraber gelecek. 27 senedir Türkiye kupasının kazanılamaması ve çok dramatik finaller kaybetmesinin de etkisiyle bu kupayı kaybetmek istemeyecektirler. Taktik olarak Trabzonspor’dan daha diri gözükmelerine rağmen psikolojik etmenler maçı zaman zaman dengeleyecektir.
Fenerbahçe’nin bu maçta ki en büyük silahı presi istediği gibi uygulayamayacaktır. Çünkü 3 gün sonra çok önemli bir lig müsabakasına çıkacağı için bunu çok iyi dengelemek zorunda kalacaktır. Bu yüzden maçın büyük bir bölümünde sıcağında etkisiyle dengeli bir mücadele olacaktır. Ancak paslaşarak rakibini bunaltacaktır. Özellikle erken gelen gol Fenerbahçe’yi rahatlatacaktır.
Fenerbahçe defansı çok diri olduğu için kolay kolay pozisyon vermeyecektir. Maçın kaderini Forvet oyuncuları belirleyecektir. Bu maçlarda gol kaçırmayan takımlar, bulduklar pozisyonları değerlendiren takımlar kupaya uzanırlar. Trabzon’da Umut Bulut, Fenerbahçe’de Güiza çok gol kaçırıyorlar. Atılması gereken golleri hep kaçırıyorlar. Bu maç onlardan birisinin maçı olabilir. Zaten aksi durumda maç uzatmaya gitme ihtimali yüksek.
Fenerbahçe’nin kilit oyuncuları Güiza ve Mehmet Topuz olacaktır. Mehmet Topuz, Zayıf Trabzon sol kanatında çok iyi işler yapabilir. Güiza’nın buradan gelen toplarda veya Alex’in seken toplarda gol bulma olasılığı çok yüksek.
Trabzon’da ise kilit oyuncular Umut Bulut ve Alanzinho. Alanzinho doğru pasları atarsa ve oyunu rahatlatabilirse çok etkili olacaktır. Alanzinho’nun, Ali Sami Yen’de ki Galatasaray- Fenerbahçe maçında ki Alex’in rolünü çok iyi izlemesi, görmesi lazım. Takımını rahatlatırsa ve doğru paslar atarsa, Elbette ki Umut bunları değerlendirebilirse Trabzon maçı çevirebilir.
Hak edenin kazandığı bir maç olsun.

Abdullah Aksoğan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...