Aziz Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2012

%99 Aziz Yıldırım



O kadar komik iddialar var ki artık okurken gülüyorum. Fenerbahçeliler diğer insanlar tarafından suçlanıyor. Şike’yi savunduğumuz düşünülüyor çoğu tarafından. Bizim daha neyi savunduğumuzu bile idrak edemeyecek kadar gözleri kör olmuş vaziyette.

Aklıselim, şerefli, onurlu hiçbir insan haksız kazancı savunamaz. Savunan varsa zaten insan değildir. Haysiyetsizin, şerefsizin önde gidenidir.

Aziz Yıldırım, son 3 yıldır kendi taraftarları tarafından sorgulanıyordu. Zico’dan sonra aldığı kararlar hep sorgulandı. Ne zaman bırakacağı konuşuluyordu ve bırakacağı tarihi dahi artık kendisi dile getiriyordu. Taraftar grupları ve kulüp içindeki muhalefet cephe almıştı. 

Medya ise artık son darbeleri vuruyordu Aziz Yıldırım’a. Aziz Yıldırım da bırakmayı kabullenmişti.

Peki, ne oldu da Aziz Yıldırım’a cephe alan bu grup 3 Temmuzdan beri neredeyse sırt sırta verip Aziz Yıldırım'a destek verdi?

Mahkeme belgeleri, kanıtları nasıl koydu da bu %99’luk grup Aziz Yıldırım’ı asmak yerine ölümüne destek verdi?

Bu belgelerin inandırıcılığının seviyesi maalesef budur. Tamamen komedidir. Tamamen skandaldır. Bugün çok savunulan Türk Adaleti olmayan belgelerle ve kanaate dayalı bir karar vermiştir. Bu hukuk adına bir skandaldır.

Nasıl belgelermiş ki bunlar Aziz Yıldırım düşmanı muhalefet, medya, taraftar Aziz Yıldırım dostu oldu?

Beşiktaş taraftarlarının yaptığı gibi sırtlarını dönselerdi Aziz Yıldırım’a şu an yaşadıklarının %10’unu bile yaşamamak varken neden dönmedi bu adamlar?

Çünkü ortada bir belge yok!

Belge olmadığı için de bu %99’luk kitle bile Aziz Yıldırım için ölüyor!

En basitinden örnek benim nişanlım futbolu hiç sevmezken neden bu süreç içinde Aziz Yıldırım sevdalısı olabiliyor? Belgeler neden ona bir şeyler gösteremiyor?

Çünkü ortada bir belge yok!

Mahkeme yalan mı söyleyecek yalanını bu %99’a yutturmaya kalkmayın çünkü artık yutmuyorlar. Bu ülke Atatürk öldüğünden beri adaleti unutmuştur. Bakın mahkemelerin aldıkları kararlara skandallarla doludur.

Bıraktım 1938’i, son 5 senedir Ergenekon, İnternet Andıcı, Balyoz, Deniz Feneri vb gibi ÖYM’lerce katledilen davaları gören her aklıselim vatandaşın bu skandallar karşısında biraz susup icazet alması gerekir.

Fenerbahçe taraftarı aptal değildir. Koyun da değildir. Salak hiç değildir. Vefasız da değildir. Bu ülkede kimin aptal, kimin koyun, kimin salak, kimin vefasız, olduğunu çok iyi görmektedir.

Sen şikeyi belgelerle ortaya koymadığın müddetçe de Aziz Yıldırım onlar için bir efsane olarak kalacaktır. Aziz Yıldırım için gözyaşı dökeceklerdir. Babası gibi sevecektir. Aziz Yıldırım’ı Fenerbahçe’den üstün gördüğü için sevmeyecektir. Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’nin ta kendisi olduğu için sevecektir. Çünkü Fenerbahçe’nin tanımdır o. 

22 Temmuz 2011

Aziz Yıldırım Fenerbahçe’dir!



Dolayısıyla Aziz Yıldırım Türkiye’dir!

Evet, evet, durup gülmeden önce otur iyi düşün!

Aziz Yıldırım bu kulübe çağ atlattı. Yaptığı tesisleri, statları, salonları, yüzme havuzları, atletizm pistleri anlatırsam yazı çok uzun olur okumazsınız. Şampiyon yaptığı spor dallarını, olimpiyatlarda olsun, uluslararası turnuvalarda olsun yarattığı şampiyon sporcuları buraya yazsam sayfalar yetmez!

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’yi çağ atlattı. Dolayısıyla Türkiye çağ atladı!

Herkesten küfür yedi. Herkes annesine küfür etti. Fenerbahçeli olduğunu iddia eden karaktersizler bile yaptı bunu. Diğerleri biat ederken o etmedi!

Herkesle kavga etti!

Karısıyla kavga etti, kızıyla kavga etti, arkadaşıyla kavga etti, rakipleriyle kavga etti, siyasilerle kavga etti, etti oğlu etti!

Doğru bildiği uğruna herkesi karşısına aldı.

Aziz Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyet’i spor tarihine yaptıklarını yapan bir tane örnek sayabilir misiniz?

Aziz Yıldırım’ın sırtındaki bıçakların sayısını bana sayabilir misiniz?

Bu olayların olacağını 2 senedir tahmin ediyordum ve bırakması yönünde fikirlerimi sunuyordum. O meşhur Denizli faciasının olduğu sene de siyasi baskıları kendi ağzından dile getirdi. Aziz Yıldırım, tamamen siyasi bir darbe sonucu görevini bırakmak zorunda kalmıştır. 

Aziz Yıldırım’ın tek suçu biat etmemektir.

Biat etseydi bunların hiç biri başına gelmezdi!

Ne medyadaki ejderhalara biat etti, ne Federasyondaki ejderhalara biat etti, ne kulüp içindeki ejderhalara biat etti, ne siyasilere biat etti!

Bugün kendi kendime şunu soruyorum “Biat etmese miydi?”

Cevabım hep aynı oldu ve hep aynı olacak “İyi ki etmemiş!”


11 Temmuz 2011

Eppur Si Muove


Tam bir haftadır soğukkanlı bir biçimde olanları izledim. Herkesin tecelli etmesini beklediği adaletin nasıl tecelli edeceğine dair yasalar detaylı bir biçimde incelendikten sonra ve Türkiye gerçeklerinin farkında olarak, Fenerbahçe’nin küme düşmeyeceğinin ve/veya küme düşürülemeyeceğinin rahatlığıyla olayları izledim. At gözlüklerinin altından timsah gözyaşı döken ülkem insanının şaşkın bakışları altında kararı zevkle dinledim.

Emniyet ve Medya bu süreci baltalamıştır. Olayların detayına girmiyorum. Herkes zaten bu konuyu dillendirdi. Savcının delillere gizlilik koyduğu ortamda telefon kayıtları, resimler ve iddialar kamuoyuna servis edildi. İtibarsızlaştırma politikası son hükümetin en acımasız silahı oldu. Yargılamak istedikleri kişi ve/veya kurumları yargısız infaz yoluyla halkın önüne atmak gerçekten acımasızca bir tavır ve bu demokrasi ile bağdaşmaz!

Sonuç olarak her ne kadar güvenmesek de sonuç az çok belliydi ve mantıksal olarak olması gerekenler belliydi. Hiçbir şekilde iddialara, mantıksız olaylara, nedenlere girmeyeceğim çünkü olay başlı başına çelişkilerle ve eşitsizliklerle dolu. Bana kimse bu davanın mantıklı ve eşit bir ortamda yürütüldüğünü anlatamaz. UEFA’nın talimatlarına göre takımlar hakkında kararı federasyonlar karar verir ve federasyonlar bağımsızdır ve siyaset karışamaz! Mahkeme sonucu ne olursa olsun TFF istediği gibi kararını verebilir. Bakıyoruz TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, soruşturmayı yürüten savcıdan bilgi alamadığını söylüyor. Bir şekilde bir hafta boyunca incelemeler yapılıyor ve bugün Fenerbahçe’nin durumunda herhangi bir sıkıntı olmadığı belirtiliyor.

TFF üzerine atılan bu bombayı çok mantıklı bir şekilde savuşturdu. Fenerbahçe’yi küme düşürseler ve mahkeme Fenerbahçe lehine bir karar vermiş olsa bu külfetin altından hiçbir şekilde kalkamazlardı. Zamanı geri getirme ihtimali bu dünyada şu an için yok. Ancak mahkeme kararını beklemek çok daha mantıklıydı ve TFF mantıklı olanı yaptı. Mahkeme sonucunda iddialar, belgelerle desteklenirse zaten Fenerbahçeliler, Federasyondan önce sandalyeye vurur! Geç gelen adalet mutlaka tecelli eder ve hak eden hakkını bir şekilde alır.

Ancak at gözlüklerinin altından gözyaşları döken bu grup nedense bu kararı beğenmediler. Bir hafta boyunca adalet naraları atıp üstüne iddialar bile ortada yokken federasyondan geri dönülemez bir karar almasını beklemek gerçekten büyük sorumsuzluk. Gerçi onlara alıştık. Konu Fenerbahçe olduğunda çok acımasız olabiliyorlar. Bakıyoruz gözaltına alınanların sayısı bugün artmaya devam ediyor ancak Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’ye yapılanların yüzde biri yapılmadı.

Bu operasyon Fenerbahçe’nin itibarını azaltmaya yönelik bir operasyon olarak akıllarda kalacak. Göreceksiniz iddialar da kanıtlanamayacak. Bunlar benim sadece kişisel tahminim ancak o iddialar sağlam iddialar olsaydı şu an mutlaka açığa çıkartılıp Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’nin kalemi kırılırdı. Ben bu iddiaların sağlam temeller üzerinde oturtulduğuna inanmıyorum. Bu davanın öyle 2-3 senede biteceğine de inanmıyorum. Ergenekon’un bir benzer sürecini burada da göreceğimiz aşikâr!

Fenerbahçe, bundan sonra daha çok çalışarak ve anormal başarılar kazanarak itibarını tekrar toparlamaya çalışacaktır ancak Aziz Yıldırım devri kapandı diyebiliriz. 2006 yılında kendisi yüzünden kulübe zarar verileceğini düşünerek istifa eden ve tüm camia tarafından ikna edilen başkanın geri dönmeyeceği ortada. Fenerbahçe için artık yeni bir dönem başladı. Bu süreçte gerçek dostu ve düşmanı iyi ayırt etmek gerek.
Son söz bu operasyonun her şeyi çözeceğini düşünen işbirlikçi koyun halka gelsin, 

Dosya:Galileo before the Holy Office.jpg

Galileo’yi mahkeme önüne dünya dönüyor dediği için çıkardıklarında suçunu kabul ettikten sonra içinden “Eppur Si Muove (Ama Dönüyor)” demiştir. Aziz Yıldırım belki bir gün gelecek bu işkenceden kurtulmak için suçunu kabul etmek zorunda kalacak ama hepimiz bileceğiz ki bu düzen ondan önce vardı ve ondan sonra da var olacak. O suçunu kabul etse de bu işin içinde olan gerçek sporseverler kimin ne yaptığını her zaman için görecek ve hak aramaya devam edecek.

14 Mayıs 2011

"Ali Kıran Baş kesen" Büyüğümüz!





Beşiktaşlıların oluşturduğu bir sitede Aziz Yıldırım için kullanılan ifade,


"Türkiye'de "SPOR AHLAKI" müessesinin ruhuna Fatiha okuyan "Ali Kıran Başkesen" büyüğümüz"


Bugün Diana Taurasi Galatasaray Medical Park'a transfer oldu. 


Aziz Yıldırım başkanlığında bütün camia Diana Taurasi'nin aklanması için çırpındılar ve başarılı oldular. Diana Taurasi takdirlerini yazılı olarak iletmişti, yetmedi GSMP formasıyla sahada iletmek istedi sanırım.


Detaylara girip sporun endüstriyel yüzüyle savaşmak istemiyorum.


Ancak Aziz Yıldırım'ın bu kulübü ciğeri beş para etmez menajerlere, basın mensuplarına ve sporculara yem etmediğini görmek bana huzur veriyor. Bu doğru harekettir. Belki şampiyonluğu kaçırıyor olabilir ancak 6 senedir Fenerbahçe değerleriyle şampiyon oldu.


Fenerbahçe'yi ülke sporunda zirveye taşıdı. Aziz Yıldırım'ın bu yaptıklarını ülke tarihinde bu kadar geniş kapsamlı yapan yoktur. Aziz Yıldırım bu ülkeye spor anlamında çok şey kazandırdı.


Bugün bir kez daha teşekkür etmek boynumuzun borcudur.

27 Eylül 2010

Değişim

  3785
Büyük kulüplerin vazgeçilmezleridir değerleri. O değerlerdir kulüpleri büyük yapan ve aynı zamanda o değerlerdir kulüplerin ayak bağı olan. Fenerbahçe’de bu değerler çeşit çeşit karşınıza çıkabiliyor. Bu yüzden bu değerlerin birbiriyle çarpışması da, birlik olması da kulüp geleceğinde büyük rol oynuyor.

Son dönemlerdeki Aziz Yıldırım ve Ali Şen kavgası, ortada bir birleşmenin olamayacağını gösterdi. Suçlu kimdir tartışmalarına girmeyeceğim, bu tartışmalarda Fenerbahçe Spor Kulübünün yeri neresidir? Asıl tartışılması gereken konu budur.

Aziz Yıldırım 2006 yılı mayıs ayında Denizli’de kaçan şampiyonluğun ardından görevi bırakma gerekçesi olarak Aziz Yıldırım ismi üzerinden Fenerbahçe Spor Kulübünün yıpratılması olarak gösterdi. O dönem içinde kulübün hemen hemen tüm değerlerinin Aziz Yıldırım’a destek vermesi bazı kişileri rahatsız etmiş olacak ki kulübün 100. Yılı öncesi herhangi bir sorun yaşanmadı. Ancak görülüyor ki Aziz Yıldırım ismi Fenerbahçe Spor Kulübüne zarar vermeye devam ediyor.

Fenerbahçe öyle zor bir dönemden geçiyor ki, son haftada kaybedilen şampiyonluk sayısının ikiyi bulması ve futbol takımının kabuk değiştirmesinden doğan sancıların artması camia’yı huzursuz ediyor. Bu durumda dikkatlerin futbol takımına verilmesinin gerektiği ve değişen futbol düzenine ayak uydurabilmek adına destek verilmesi gerektiği şu ortamda Fenerbahçe Spor Kulübü bu şahısların kavgalarıyla daha çok geriliyor ve kendi kişisel hazlarının acısını Fenerbahçe Spor Kulübü çekiyor.

Fenerbahçe Spor Kulübü, bir tek Futbol şubesine gerekli evrimini yaşatamamıştır ve tüm çabasını bu şubeye yönlendirmesi gerekmektedir.  Ancak görülüyor ki Kişisel kavgalar yüzünden bu olmayacaktır. Aziz Yıldırım’ın bu noktada artık görevi genç ve dinamik bir isme devretmesi gerekmektedir. Fenerbahçe camiası da taraftarıyla ve kongre üyeleriyle diğer amatör branşlardaki kurulu düzeni devam ettirebilecek, futbol şubesine gerekli evrimini tamamlatabilecek bir lider seçmelidir. Bunun dışında eskiye yapılan her dönüş Fenerbahçe’de ki karmaşa ortamını iyice ateşleyecektir. Fenerbahçe yeni değerlerini bulmalıdır ve yüceltmelidir. 

Fenerbahçe Spor Kulübü yönetimi, olağanüstü kongre için en doğru zamanı belirleyerek, değişim için ön ayak olmalıdır. Aziz Yıldırım’ın yapacağı son büyük yatırım bu olacaktır.

Abdullah Aksoğan

31 Mayıs 2010

Şampiyonluğun Planlar Üzerindeki Etkisi




Fenerbahçe şampiyon olsaydı, bugün yapılacak 3 futbolcu transferi üzerinde duracaktı. Bir anlık Fenerbahçe’nin şampiyon olduğunu düşünelim, varsayalım bunu,
Daum, Fenerbahçe ile 3. Şampiyonluğun, Türkiye’de ki 4. Şampiyonluğun vermiş olduğu rahatlıkla istediği gibi at koşturacaktı. Herkes Daum’u övecekti, ne kadar iyi bir hoca olduğunun altını çizeceklerdi. Tek eksiğinin Avrupa’da başarı olduğunu belirtip, Avrupa’da başarı için nokta transferler üzerine yoğunlaşacaktı camia.
Şampiyon olamamış olmamız, bu takımın son saniyelerde şampiyonluğu kaçırmış olması, takım üstünde ki planları bu kadar değiştirmeli midir?
Fenerbahçe farkında olmadan büyük bir sınavdan geçiyor.
Sakin düşünen kime sorarsanız sorun, hatta Avrupa’da herhangi bir takıma gidin, Fenerbahçe’nin bulunduğu durumda, insani duyguları yüzünden planlarını bozmaz. Çünkü gerçek başarı uzun vadede yapılan bu planların sonucunda gelir. Fenerbahçe Voleybol’da, Basketbol’da, Kürek’te, Masa Tenisi’nde ve birçok amatör spor dalında geleceğe dönük yaptığı planlarda dolayı başarılı olmuştur. Bu başarılarını hem olimpik düzeyde, hem de uluslar arası düzeyde başarılar ile tescillemiştir.
Peki, neden Futbol’da bu planlamalar yapılmıyor?
Geçen hafta sonu Mali Genel Kurulda, Aziz Yıldırım bir söz söyledi, “ Fenerbahçe güçlü olduğu için sevilmiyor”
Şu an yoldan hangi Fenerbahçeliyi çevirseniz bu durumun üstünde durmaz. Hepsi de farkında ki Fenerbahçe güçlü olmak zorunda. Fenerbahçe’nin güçlü olabilmesi için camia’nın çok doğru planlarla idare edilmesi lazım.
Kulüp başkanı olarak Aziz Yıldırım’ın bu planlama yapan şahıslara kapılarını açması gerekmektedir. Ancak bu şahıslarında, Fenerbahçe başkanlığını maddi ve manevi yönünü düşünmekten ziyade Fenerbahçe’nin maddi ve manevi refahı için çalışan adamlar olması gerekmektedir.
Futbol takımı için gerçek anlamda destek veren muhalefet kanatında kim var?
Bakıyorum, Ali Şen takım şampiyonluğa koşarken, Aziz Yıldırım beni dinledi ve Fenerbahçe şampiyonluğa koşuyor dedi, sonra çıktı Aziz Yıldırım’ı sert bir şekilde eleştirdi!
Diğerlerini yazıp kuru bir kalabalık yaratmak istemiyorum. Aziz Yıldırım’ın çok büyük hataları var 2 sene boyunca. Zico’nun gönderilişinden beri yaptıklarının %80’i hatalıdır. Ancak Ali Şen bu şekilde, Aziz Yıldırım’ı eleştirirse, Aziz Yıldırım bıraktığında bu planlamanın yapılabileceğini bizi nasıl inandırırsınız?
Sözü uzatmadan şuraya gelmek istiyorum.
Muhalefetin vizyon sahibi olması gerekmektedir. Muhalefetin bilgisini Fenerbahçe için aktarması gerekmektedir. Aziz Yıldırım bu durumda dahi bu adamlara destek vermezse, destek verenleri o koltuğun başına oturtmalıyız.
Fenerbahçe’nin 90 dakikalık bir maç sonucu yüzünden 10 senelik planlaması değişmemelidir. Fenerbahçe’nin geleceği ile bu kadar basit bir şekilde oynanmamalıdır.
Abdullah Aksoğan

21 Mayıs 2010

Dünya'nın En Büyük Spor Kulübü


Fenerbahçe bu sene yarıştığı tüm branşlarda şampiyonluklar ve finaller gördü.

Bayan Voleybol, Bayan Basketbol, Erkek Voleybol, Yüzme, Kürek, Masa Tenisi, Boks'ta şampiyonluklar gördü.

Erkek Basketbol'da, Efes Pilsen ile final oynanıyor ve seride şu an için 1-0 önde.

Futbol takımı, şampiyonluğu son haftada kaçırdı. Türkiye kupasında final oynadu.

Bayanlar şampiyonluklarını namağlup olarak yaşadı. Bayan Voleybolcular Avrupa Şampiyonlar Liginde Final oynamış ve son sette şampiyonluğu kaçırdı.

Bayan Basketbol, Erkek Voleybol, Futbol 'da Avrupa'da finaller görememiştir. Zaten bu branşlarda Avrupa'da finaller görse Aziz Yıldırım'ı bütün Dünya konuşurdu. Emin olun bize bırakmazlardı.

Aziz Yıldırım'ı eleştirirken bu yönden bakmanın çok daha yararlı olacağını düşünüyorum.

İnsani değerler üzerine bir Aziz Yıldırım eleştirisi bekleyenlere bolca Hıncal Uluç ve Erman Toroğlu okumasını tavsiye ediyoruz.

Abdullah Aksoğan

Aziz Yıldırım Gündemi Yine Sarstı

"http://www.turkspor.net/images/news/azizyildiriiiim.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Aziz Yıldırım açıklamalarıyla gündemi yine sarstı. Türkiye’de çok ağır bir Aziz Yıldırım düşmanlığı hâkim. Ancak nefret eden bu topluluğun şunu görmemesi şaşırtıcı, Aziz Yıldırım nasıl açıklama yaparsa yapsın, nefret duygularını dindirmedikleri müddetçe, Aziz Yıldırım ne söylerse söylesin doğru anlamayacaklarıdır.
Aziz Yıldırım 13 senedir hala, ne zaman açıklama yapacağını bu ülkede öğrenemedi. Zaten bu zaman yanlışlığı yüzünden 2 şampiyonluğun gidişine engel olabilme fırsatını kaçırmıştır. Çünkü sen ne kadar temiz futbol için uğraşırsan uğraş, etrafında ki rakiplerinin tamamına yakını, hatta tarafsız olması gereken devlet yetkilileri ve futbolu yöneten kurumların yöneticileri tarafsız olmadıktan sonra futbolu temiz tutamazsın.

Aziz Yıldırım futbolu kirletmiyor mu gibi sorular akıllara mutlaka geliyordur. Bu kirli oyunların içinde bizzat bulunmadığımız için veya bu kirli oyunları oynayan kim olursa olsun şahit olmadığımız için yorum yapmak, havanda su dövmeye benzer ve şu an mesnetsiz ve iddiasız yaptığımız her yorum hak yemek olur. Ancak şu konuda Aziz Yıldırım’ı savunabiliriz, Her kaçan şampiyonluktan önce ülkenin çok değerli yazarları, Aziz Yıldırım’ın maç satın aldığını belirtip, o maçları hep Fenerbahçe’nin kaybetmesi, Aziz Yıldırım’ın maç satın almadığının apaçık bir göstergesidir. Çünkü bunun gibi özellikleri olan bir kişi bu iki final maçından birinde emin olun bir şeyler yapardı. Herşeyi geçtim, Türkiye Kupası Finalini bu kadar çok kaybetmezdi. Aziz Yıldırım’ın kupalar paylaşan açıklamalarını da görmedik.Kardeş takım seçip ortalığı bulandırdığınıda görmedik. Bu açıklamaları yapan satınalma talep formunu çıkaran kişilerin mutlak surette sorgulanmasını beklemiyoruz! Yapmayacaklarını biliyoruz!

Genelde Aziz Yıldırım’a düşman olan 2 grup var. Birincisi mutlak surette Aziz Yıldırım’ın yaptığı tüm açıklamaları, basın kuruluşlarından, yaptığı açıklamalardan cımbızla çekilen başlıklardan takip eden Türkiye Koyunu, Diğer kısımda Fenerbahçe Başkanlığının sağlayacağı rantın farkında olan Fenerbahçeli iş adamları. Diğer grup Fenerbahçe’ye verdiği zarardan çok, Fenerbahçe’ye nefret etmekten ilgilenemediği takımına zararı daha fazladır. Ancak Fenerbahçe’nin içinde ki muhalefet, Fenerbahçe’ye en çok zarar veren oluşumdur şu ana kadar.

Aziz Yıldırım, taraftara şunu çok açık göstermiştir, Fenerbahçe için çalışan kim olursa olsun, Fenerbahçe taraftarından gereken saygıyı her zaman görecektir. Fenerium için çalışan Murat Özaydınlı, Stat için gecesini gündüzüne katan Nihat Özbağı, Fenerbahçe için bir şeyler yapmaya çalışan Nihat Özdemir, Voleybol için çırpınan Mehmet Ali Aydınlar, Ali Koç ve daha birçoklarını taraftar en az Aziz Yıldırım kadar sevmektedir. Hali hazırda Fenerbahçe başkanı olmadan da Fenerbahçe’ye hizmet edenleri bu taraftar görmüşken neden hala muhalefetten Aziz Yıldırım’ın yerine geçmeye çalışılmaktadır. Bu bitmek bilmeyen koltuk sevdalarının nerden güç aldığını sanki insanlar görmüyor. Aziz Yıldırım, yıllardır bunu bitiremedi.

Gelelim Aziz Yıldırım’ın basın toplantısında gündem ile ilgili değerlendirmelerine. En başta şunu söylemek lazım, Sevilla’yı eleyip, şampiyonlar liginde çeyrek finale kalındığı gece, ezeriz geçeriz, Fenerbahçe’yiz gibi açıklamalar yerine Türk Futbolunun yapması gerektiği üzerine açıklamalar yapan bu spor adamı ne oluyor da böyle bir ortamda, insanlara saldırarak yorumlar yapıyor?

Bunun sebebi apaçık ortadadır. Şu an Türk sporunda bulunan tüm yöneticiler ve medya patronlarının kibir yönünden Aziz Yıldırım’dan hiçbir farkları yoktur. Basın toplantısında ki Aziz Yıldırım Türk Futbolunun aynası olmuştur. Aziz Yıldırım’ı izleyen herkes, kendisini görmüştür Aziz Yıldırım’da.

Tabi ki spora gönül vermiş birçok insanı tatmin eder bir açıklama değildir. Aziz Yıldırım, Bursaspor’un şampiyonluğu üzerinde fazla durmadı. Onun vizyonuna yakışmadı. Her şeye rağmen basın toplantısını uzatıp, Bursa’nın şampiyonluğu üstünden kişisel görüşünü mutlaka açıklamalıydı. Bunu gerçek sporseverler için yapmalıydı. Ancak Aziz Yıldırım dün 1 saat Bursaspor hakkında övücü açıklamalar yapsa, 10 dakika Fenerbahçe’yi konuşsa, bir sonra ki gün gazetelerde başlık olarak Fenerbahçe’yi görürdünüz. Örnekleri çok fazladır.

Rüştü Reçber hakkında yapılan yorumlara fazla girmek istemiyoruz. Çünkü Rüştü Reçber ile ilgili somut bir delil ortada yokken kişilerin hakkında suçlamalarda bulunmak yanlış olur. Ancak Beşiktaş yönetiminin ve Rüştü Reçber’in açıklamalarında ki çelişkiler çok fazla.

Aziz Yıldırım’dan basın toplantısında yapacağı transferler ile ilgili ipucu vermesini beklemiyoruz zaten. Transfer politikasını açıklaması, Teknik Direktör belirsizliği ortadayken çok saçma bir hareket olurdu. Bazı taraftarları tatmin ederdi o apayrı bir konu ancak Aziz Yıldırım bu basın toplantısında Fenerbahçe’nin gelecek sene ile ilgili bir yorum yapmasını beklemek yanlış olurdu bizim açımızdan.

Abdullah Aksoğan

12 Mayıs 2010

Namaglûp Şampiyon Fenerbahçe


 

Fenerbahçe, Bayanlar Basketbol ligini namaglûp olarak şampiyon kapattı. Fenerbahçe anormal işler yapmaya devam ediyor. Oynadığı her branşta şampiyonluğa oynamak her kulübün yapabileceği bir şey değil. Özellikle Amatör Branşlarda sadece Türkiye’de değil, Ülke dışında da anormal işler yapıyorlar.
Bayan basketbolu çok anlamlı bir şampiyonluk aldı. Teknik ekipte çıkan sorunlara rağmen kaliteli oyuncuları ile şampiyonluğu söküp oldu. Galatasaray’ın hakkını da vermek gerekir. Amatör branşlarda son derece kötü olan Galatasaray spor kulübünün tek dirençli kadrosu oldular. Fenerbahçe’yi bu sene en çok zorlayan takımlardan birisi oldular. Tebrik ediyoruz Galatasaraylı bayanları. Maçları son dakikaya kadar bırakmadılar ve mücadelelerini sürdürdüler.
Aziz Yıldırım, sponsorlu veya sponsorsuz, her branşta her takımla büyük başarılar elde ediyor. İnşallah camia içinde bazıları bunu artık görür. Canını dişine takarak bu takımlar nasıl başarılı olur diye ekibiyle beraber elinden geleni yapıyor. Nasıl mağlup olduğunda tek suçlu o değilse, galip geldiğinde de tek aktör o değil. Fenerbahçe camiasını tek vücut yapmayı daha başaramadı Aziz Yıldırım. Bu başarıların birlikten doğan güçten geldiğini görürse “Aziz Yıldırım muhalefeti”, işte o zaman Fenerbahçe son yılların rüya spor kulübü olur Dünyada.
Bayan basketbol’unun idarecileri bu şampiyonluğa aldanmayıp önümüzdeki sezonun çalışmalarını çok iyi yapması gerek. İyi bir coach, yerinde transferler ile Avrupa’yı titretmenin vakti gelmiştir. Gereken tek şey destektir.
Abdullah Aksoğan

29 Nisan 2010

Futbolda Siyaset Tavan Yapmıştır

http://www.hurriyet.com.tr/_np/8350/7698350.jpg



Türk futbolu büyük bir kaosta demiştik.  Siyaset ile futbolun iç içe olması artık temiz futbol izlememizin önüne geçiyor. Siyasiler futbol üzerinden büyük bir güç sağlıyorlar. Bu kargaşa ortamından kurtulmanın yolları ayrı bir tez konusu olur.
Ankaragücü ise artık suyunu çıkartır vaziyete getirdi. Kardeş takımlar seçmelerine, Şampiyon belirlemelerine, Cumhurbaşkanı desteklerine zaten alışmıştık. Bu sene Ankaraspor ile yakınlaşmaları ve Ankaraspor’un küme düşmesi ile başlayan süreçte siyasetin Ankaragücü’ne Melih Gökçek vasıtasıyla derin bir biçimde işlediğini görüyoruz.
Özellikle Ankaragücü kulüp asbaşkanı Sn. Atalay’ın, Fenerbahçe asbaşkanı ve başkanı hakkında kullandığı sözler, artık bardağı taşıran son damlası olmuştur bu sürecin. Fenerbahçe’yi sevmeyebilirsiniz, Aziz Yıldırım’ı veya Fenerbahçeli başka bir şâhısı sevmeyebilirsiniz bu konu hakkında yorum yapmak bize düşmez. Ancak ülkenin açılımlar içinde kavrulduğu şu dönemde Bizans ve Konstantinapol yakıştırmaları ülke futbolunu sadece daha da geriye götürür. Bundan yıllar önce İlhan Cavcav’ın PKK benzetmesi kadar vahim bir durumdur. Bırakın ülke futbolunu, ülke siyaseti için hiçbir yararı yoktur. Bu açıklamaları dönemin Osmanlısında bu şekilde fütursuzca yaparsanız başınıza gelecekler apaçık ortadadır.
İşin diğer bir boyutu, küme düşme korkusu bulunmayan, Avrupa kupalarına gitme gibi bir iddiası olmayan, Türkiye kupası derdi olmayan bu takımı, 15 gün önceden, kardeş takımı için ölesiye futbol felsefesiyle kendisini bilemesini tarif etmek çok zor.  Yıllardır mecliste yasalar çıkartılmaya çalışılırken, şike komisyonları kurulurken, Futbolun marka değeri için hamleler yapılırken, bu açıklamaları yapmak hangi vicdana sığmaktadır düşünmekteyim.
Bu gibi iddialar karşısında en büyük görev bu mercilerle beraber kamuoyunun ve kamuoyunun sesi medyanındır.
Ülke hakeminin durumu ortadayken ve böylesine kritik bir maça çıkartılacak hakem sayısı 3-4’ü geçmeyeceği ortadayken, hala birileri çıkıp “bu maça atanacak hakemler ile ilgili duyumlar alıyoruz” demenin bir mantığı yok. Yoldan bir çocuk çevirseniz bu maça atanabilecek 3 hakemi size zaten söyleyebilir. Çünkü Türkiye’de bu ciddi maçı yönetecek kapasitede sadece ve sadece 1 hakem var.  Bu tartışmanın içerisine zaten çekebileceğiniz 3 hakemden fazlası yok!
Demek ki geçen yıllar bir kulübün büyüklüğünü ispatlamıyor. İspatlasa 100 yıllık Ankaragücü böyle basit işlere girişmezdi.
En güzel açıklamayı yine Fenerbahçe yönetimi yapmış,
“Bu formaya gönül verenler, formayı ıslatan teri sevecek ve ona ter dökenlere daima saygı duyacaktır. Büyüklük, işte böyle bir şeydir!”
Türkiye, temiz futbol, kaliteli futbol izlemek istiyorsa gerekli hamleyi artık yapmalıdır.
Abdullah Aksoğan

24 Nisan 2010

Üç Dönüşüm Üzerine





Tinin üç dönüşümünü anlatacağım size: Tinin deveye, devenin aslana ve son olarak da aslanın çocuğa dönüşmesini.
Güçlü, dayanıklı, içinde derin bir saygı barındıran tinin pek çok ağır yükü vardır: ağırı ve en ağırı ister onun gücü.
Nedir, ağırı olan? Diye sorar, dayanıklı tin, sonra diz çöker bir deve gibi ve iyice yüklenmek ister.
Nedir En ağır olan, ey kahramanlar? Diye sorar, dayanıklı tin alayım sırtıma da kıvanayım gücümle.
Kibrini kırmak için alçalmak değil midir bu? Kendi bilgeliğiyle alay etmek için, kendi budalalığını açığa vurmak değil midir bu?
Yoksa bu mu: zaferini kutladığı sırada davamızdan ayrılmak? Ya da, sınayanı sınamak için yüksek dağlara tırmanmak mı?
Yoksa bu mu: bilginin meyveleri ve otlarıyla beslenmek ve hakikat uğruna gönlünü aç bırakmak?
Yoksa bu mu: hasta olmak ve teselliye gelenleri evlerine gönderip, ne istediğini asla duymayan sağırları dost edinmek?
Yoksa bu mu: hakikat sudur diye, kirli sulara girmek ve soğuk su kurbağalarını ve sıcak kara kurbağalarını hakir görmemek?
Yoksa bu mu: bizi aşağılayanları sevmek ve hortlağa, tam da bizi korkutacağı sırada elini uzatmak?
Tüm bu en ağır şeyleri alır sırtına, dayanıklı tin: tıpkı çölde koşturan yüklü bir deve gibi, koşturur kendi çölünde.
Ne ki, en ıssız çölde gerçekleşir ikinci dönüşüm: aslan kesilir burada tin, özgürlüğü geçirmek ister eline ve efendi olmak ister, kendi çölünde.
Son efendisini arar burada: düşman olmak ister ona ve son tanrısına; büyük ejderhayla dövüşmek ister, zafer kazanmak için.
Hangisidir büyük ejderha, tinin artık efendi ve tanrı diye adlandırmak istemediği? “Yapmalısın,” der büyük ejderha. Oysa “İstiyorum,” der aslanın tini.
“Yapmalısın” çıkar yoluna, altın gibi ışıldayarak, pullu bir hayvandır o ve “Yapmalısın” parıldar altın gibi her pulunun üzerinde.
Bin yıllık değerler parıldar bu pullarda ve şöyle söyler tüm ejderhaların en güçlüsü: “Şeylerim tüm değeri – parıldıyor üstümde.”
“Tüm değerler zaten yaratılmıştır ve yaratılmış tüm değerler – işte bu benim. Gerçekten artık hiçbir ‘İstiyorum’ olmamalı!”  Böyle söylet ejderha.
Kardeşlerim, Tinde aslana ne gerek var? Yetmez mi, fedakâr ve saygılı, dayanıklı bir hayvan?
Yeni değerler yaratmak – aslan da yapamaz henüz bunu. Ama yeni bir yaratım için özgürlük yaratmak – buna yeter aslanın gücü.
Kendine özgürlük yaratmak, ödevini bile kutlu bir Hayır’la yanıtlamak: işte, kardeşlerim, bunun için gerek var aslana.
Yeni değerler yaratma hakkını ele geçirmek – dayanıklı ve saygılı bir tin için, en korkunç adım budur. Gerçekten, bir yağmacılıktır ve yırtıcı bir hayvanın işidir bu, onun gözünde.
En kutsal şeyi olarak, bir zamanlar, “Yap-malısın”ı seviyordu; şimdi çılgınlığı ve keyifliği de en kutsal olanda bulması gerekecektir ki, özgürlüğü yağmalayabilsin sevgisinden: bu yağma için gerek vardır aslana.
Ama söyleyin kardeşlerim, aslanın gücünün yetmediği ama çocuğun yapabileceği ne var ki? Neden yırtıcı aslanın bir de çocuk olması gerekiyor ki?
Masumiyettir çocuk ve unutuş, yeni bir başlangıç, bir oyun, kendi kendine dönen bir çarktır, bir ilk hareket, kutlu bir Evet deyiştir.
Evet, kutlu bir Evet-deyiş gerekir yaratma oyununa, kardeşlerim: şimdi kendi istemini ister ruh, kendi dünyasını kazanır, dünyayı kaybeden.
Üç dönüşümünü saydım size tinin: tinin nasıl deve olduğunu, devenin nasıl aslan ve sonunda aslanın nasıl çocuk olduğunu anlattım size.

F.Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten alıntı bir hikâye.

Camia olarak Aziz Yıldırım önderliğinde büyük bir yükün altına girdik. Dünya kulübü olmak için yola çıktık. Aziz Yıldırım, Büyük Yürüyüş adını verdi bu harekete. Türkiye de bir spor kulübünün girebileceği en ağır yükün altına girdi.
Her şeyde olduğu gibi bu yükün altına girmek için bir alçalma dönemi geçirdik camia olarak. Galatasaray’ın zirvelerde dolaştığı yıllarda biz alçaldık, daha ağırını kaldırabilmek için alçaldık. Onlar Zirveden bize bakarken biz, “Güneş” olmak için yola çıktık. Zirvede bir ağaç olmak değildi amaç, Güneş olmaktı. Yıldırım’ını bekleyen bir ağaç olmak değildi amaç, Güneş olup zamanında batmasını bilip, başka medeniyetleri aydınlatabilmekti.
Öyle hırslı bir ayağa kalkış yaşadık ki, bir anda yalnız kaldık, amaç değişmeden ve hedeflerden şaşmadan ilerlemek istedik ve tam olarak bu noktada camia olarak bazı engellere takıldık.  Değerlere takıldık. Aslında bizim en büyük düşmanımızdır o değerler. Çünkü bu camiada değerler hiç bitmeyecek. Dün Lefter varken bugün Alex var, dün Şükrü Saraçoğlu varken bugün Aziz Yıldırım var.
O değerler camia olarak özgürlüğümüzü kısıtladı. Yeni değerler için özgür olmak lazım.
Aziz Yıldırım’a yetmedi fedakâr ve saygılı bir hayvan olmak! Hayvan derken yanlış anlaşılmasın. Teşbihte hata olmasın! Aziz Yıldırım’a yetmedi Deve olmak, özgürlüğünü almak için aslan gibi yırtıcı olmak lazımdı.
Yeni değerler yaratmak – aslan da yapamaz henüz bunu. Ama yeni bir yaratım için özgürlük yaratmak – buna yeter aslanın gücü.
Aziz Yıldırım yeni değerler yaratmak için yola çıktı. Özgürlüğü için çırpınıyor. Özgürlüğünü aldığı vakit yeni değerler yaratmak için çırpınacak. Özgürlüğü kısıtlı şu an!
Ancak Aziz Yıldırım’ın yapamayacağı şeylerde var!
Onun yapamayacağı şeyler de taraftar’a düşüyor. Hep Destek Tam Destek dillerde, pankartlarda değil, gönüllerde olmalı.
Şampiyon oluruz veya olmayız, taraftar olarak, sorumlu kişiler olarak hedefe giden yolda Aziz Yıldırım ile veya Aziz Yıldırımsız, amaca gitmek için uğraşmak zorundayız!

Güneş olmak için,

Saygılarımla
Abdullah Aksoğan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...