26 Şubat 2012

8 li Finallerdeyiz !!! Montpellier 72-80 Fenerbahce


Kraliçelerimiz Euroleague 2. tur mücadelesinde Fransa’da deplasmanda karşılaştığı Montpellier’i 72-80 yenerek seride durumu 2-0 a getirdi ve 28 Mart-1 Nisan tarihleri arasında İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yapılacak sekizli finallere katılmaya hak kazandı.

Mücadeleye Birsel-Penny-Angel-Matovic-Tamene beşi ile başladık.Maça hücumda iyi başladık.Özellikle Penny-Tamane ikili oyunlarından Tamane ile sayılar bulduk.Penny ve Angel skor yükümüzü çeken diğer oyuncular oldu.Sadece skor üretmekle kalmadılar,çaldıkları toplar sayesinde hızlı hücumlarla ekstra sayılar bulduk.Yalnız Matovic maça iyi başlayamadı.Hücumda kötü bir yüzdeyle oynadı.Hücumda skor üretmekte zorlanmazken,savunmada gereken sertliği göstermememiz kolay sayılar yememize sebep oldu.Dip çizgilerde boş bıraktığımız ve savunmada bir adım geride olduğumuzda rakip oyuncular cezayı kesti.Ayrıca verdiğimiz hücum ribaundları rakibin bir kez daha hücum etmesi demekti.Oyunun kontrolünü ele alamadığımız ve tempoyu istediğimiz gibi yönlendiremememiz sonucu periyodu 24-21 geride kapattık.

İkinci periyoda Angel’ın sayısı ile başladık.Penny ise top çalmaya devam ediyordu.Savunmadaki gayreti takdire şayandı.İlk çeyreğin sonunda oyuna giren Babkina hücumda tatmin edici bir performans sergiledi diyebiliriz.Penetrelerle rakip potaya gitti ve bunun meyvelerini alıp 26-27 tekrar öne geçtik.Bu sayıdan sonra mola alan rakibimiz iyi bir dönüş yaparak tekrar öne geçtiler.Montpellier’de Tchatchouang bizi baya zorladı yaptığı penetreler ile.Çabukluğunu kullanarak savunmamızın dengesini bozdu.Bunun akabinde savunmalarınıda düzelttiler.Savunmanın sertliğini arttırarak bizim boyalı alana girmemizi engellediler.Topu alçak posta indirdiğimizde ikili üçlü sıkıştırmamalar ile oradan atış imkanı vermediler.Mecburen bizde zorlama atışlar kullanmak zorunda kaldık ve skor üretemedik.Hücumda bizi krizden çıkaran isim aldığı basket faul ile Angel oldu.İlk yarının son dakikalarında hücumda ritmimizi bulduk,uzunlarımızı devreye soktuk.Oyuna sonradan giren Nevin ve Tamane ile  sayılar bulu tekrar öne geçmeyi başardık 32-35.Ama kalan 1 dakikalık sürede üst üste hatalar yapıp 7-0 lık bir seri yiyip,ilk yarıyı 39-35 mağlup bitirdik.

Müthiş oynadığımız,müthiş bir başlangıç yaptığımız üçüncü periyotta yakaladığımız 2-20 lik seri ile farkı 14 e kadar çıkarttık.Montpellier’e 7 dakika boyunca sadece 2 sayı şansı verdik.Tempoyu yükseltince,hem hücumda hem savunmada uzunları verimli bir şekilde kullanınca,özellikle Matovic düşük yüzdeyle ettiği hücumda bu periyotta sayıları atmaya başlayınca farkı açmamız kaçınılmaz oldu.Ayrıyetten Penny ve Angel müthiş oyunlarını sürdürdü.Bu periyottada Angel top çalmaya devam etti.Rakibimiz şoktan çıkmasına rağmen attığı sayılara karşılık verdik.Fakat son 1 dakika kala 5-1 lik seri yiyince fark 10 a indi ve final periyoduna 50-60 önde girdik.


Son çeyreğe oyuncu değişiklikleri ile başladık.Esmeral-Babkina-Penny-Tamane-Nevin beşi ile mücadeleye devam ettik.Penny ise müthiş mücadelesine kaldığı yerden devam ediyordu.Tecrübesini ve bilgisini konuşturuyordu yine.Aman nazar değmesin.Müthiş oyuncu müthiş.Sakatlanma pahasına her topa hiç korkmadan atlıyor,mücadeleden kaçmıyor.Nevin ise rakibin farkı azaltma çabalarına skorer oyunuyla cevap veriyor,farkın 10’da sabit kalmasını sağlıyordu.Ama ilerleyen dakikalarda ön sahada baskıya başlayan Montpellier,takımımızın topu rahat getirmesini engelliyor,savunmada sete yerleştikleri zamanda da baskılı savunma uygulayıp hücumdan boş dönmemize neden oluyorlardı.Farkı 6 ya kadar indirip ümitlenen Montpellier karşısında Matovic 2.07 kala bulduğu basket ile bize nefes aldıran isim oluyordu 66-74…Kalan dakikalarda farkı koruduk ve maçı 72-80 kazanarak seride 2-0 öne geçip sekizli finallere katılmaya hak kazandık.

İlk yarısını kötü oynadığımız,tempoyu yükseltemediğimiz,savunmada yumuşak kaldığımız maçı üçüncü periyottaki muhteşem oyunumuz ve geri dönüşümüzle kopardık.Arada kalite farkı olunca kendimizi fazla sıkmadan 2 maçıda rahat bir şekilde aldığımızı söyleyebilirim.

Maçın yıldızı hiç kuşkusuz Penny’di. 22 sayı 4 ribaund 7 asist 3 top çalma 1 blokla muazzam bir performans gösterdi.8/8 ikilik isabet,3/4 üçlük,2/3 serbest atış isabetiyle oynadı.15 şutta sadece 2 kez isabet bulamamış.İnanılmaz bir yüzdeyle oynadı.Maçta bulduğumuz 3 lük isabetleri bulan tek oyuncuda Penny’di.Komple bir oyuncu,müthiş bir oyuncu,zeki bir oyuncu.Yani ne söylesek az gelir.Savunmadaki gayreti,sakatlanma pahasına toplara atlaması,kendini takıma adaması..Örnek alınacak bir oyuncu.Takımdaki gençler için o kadar büyük bir nimet ki..Ayrıca bu müthiş istatistikler sonucunda 36 verimlilik puanı ile MVP seçildi.İyi ki bizlesin Penny.Yine tekrarlıyorum umarım sözleşme yenilediğinin haberini en kısa zamanda alırız.

Angel maçı 15 sayı 3 ribaund 2 asist  4 top çalma ile tamamladı.Yine kritik dakikalarda sahne aldı.Ayrıca çaldığı toplar ile takıma ekstra sayılar kazandırdı.Matovic 14 sayı 2 ribaund 4 asist ile oynadı.Aslında ilk yarıda şut yüzdesi kötü olmasa maçı 20 ve üstü sayıyla tamamlayabilirdi.İkinci yarıda takıma çok önemli katkı verdi.Tamane 12 sayı 6 ribaund 1 asist 2 blok ile mücadele etti.Savunmada yine rakibi bozan bir oyun sergiledi.Ve Nevin…Matovic’ten katkı alamadığımız dakikalarda pota altında skor gücümüz oldu.Maçı 10 sayı 5 ribaund 1 asist ile tamamladı.Nevin haricinde yerli oyuncularımızdan bu maçta katkı alamadık.Birsel 1 asist 4 ribaund ile maçı tamamlerken,Esmeral 1 ribaundla maçı tamamladı.Bu form düşüklüğü tek maçlıktır.Önümüzdeki maçlarda yine eski performanslarına kavuşacaklardır.

Euroleague’de 8 li finallerde kimlerle eşleşeceğimiz tam olarak belli değil.Spartak-Nadezhda ve Rivas-Bourges serileri 3. maça kaldı.29 Şubat’ta oynanacak maçların ardından gruplar son halini almış olacak.Her olasılığı dikkate alırsak;

Spartak ve Rivas turu geçerse :

Fenerbahçe-Galatasaray-Beretta-Rivas
Ros Casares-Spartak-UMMC-Wisla

Spartak ve Bourges turu geçerse :

Fenerbahçe-Galatasaray-Spartak-Bourges
Ros Casares-:UMMC-Wisla-Beretta

Bourges ve Nadezhda turu geçerse :

Fenerbahçe-Galatasaray-UMMC-Bourges
Ros Casares-Nadezhda-Wisla-Beretta

Rivas ve Nadezhda turu geçerse :

Fenerbahçe-Galatasaray-Rivas-Nadezhda
Ros Casares-Wisla-UMMC-Beretta,

Şeklinde gruplar oluşacak..

Euroleagu’e kısa bir ara verecek olan kraliçelerimiz,ligde ve Türkiye Kupası’nda birbirinden zorlu maçlar oynayacak.İlk maçımız TKBL 20. hafta mücadelesinde Caferağa’da konuk edeceğimiz Beşiktaş ile.28 Şubat Salı günü oynanacak maçın başlama saati 19.30..İmkanı olan herkes Caferağa’ya..Ligde liderlik ve saha avantajı için kritik bir viraja girdik.Sonsuz başarılar kraliçeler.

22 Şubat 2012

Zaneeee Tamaneeee !!! Fenerbahçe 83-71 Montpellier



Potanın kraliçeleri Euroleague 2.tur ilk maçında Caferağa’da konuk ettiği Montpellier’i 83-71 yendi ve 2 galibiyete ulaşacak takımın adını 8 li finallere yazdıracağı seride 1-0 öne geçti.

Maç öncesi tek eksiğimiz vardı.Geçen haftasonu oynanan Kayseri Kaski maçında sakatlanan kaptanımız Nevriye Yılmaz bu mücadele yer alamadı.Karşılaşmaya Birsel-Penny-Angel-Tamane-Matovic beşiyle başladık.

İlk dakikalar karşılıklı sayılarla geçildi.Birinci periyotta skor 6-6 iken yakaladığımız 20-2 lik seri ile daha ilk periyotta farkı çift haneli sayılara taşımayı başardık.Hücumda Penny-Angel-Matovic ile etkili olurken,savunma tarafında ise Tamane iyi bir maç çıkaracağının sinyalini veriyordu.Skor bakımında üretken olamasada,yaptığı savunma,aldığı ribauntlarla rakibin uzunlarını ve pota altını rahatsız etti.İlk periyodu 28-14 önde kapatırken,attığımız 28 sayı hücumda ritmimizi bulduğumuz zaman durdurulamaz bir takım olduğumuzuda gösteriyordu.

İkinci periyoda takımımız durgun başladı ve 1.5 dakikalık süre içinde 7-0 lık bir seri yiyince koç mola aldı.Bu periyotta 2 dakika skor üretemedik.Çünkü ilk periyodun sonlarına doğru Birsel’in oyuna giren Babkina liderliğinde hücumda hiçbir varlık gösteremedik.Hücumlardan boş döndük ve akabinde savunmada vidalar gevşeyince fark erimeye başladı.Ayrıca rakibin oyun kurucusu Bremont’un Babkina’ya top aldırmama savunması yapmasıda oyun kurmamızı bir nevi engelledi.Birsel’in tekrar oyuna girmesi gözle görülür bir etki yarattı takımımızda.Ve attığımız 34. sayımızda da müthiş bir asist yaptı Penny’e.Penny’nin yanında skor yükümüzü çeken Matovic-Angel ile tekrar skor üretmeye başladık.Savunmada bazı anlarda gel gitler yaşadık.Rakibimize yanlış eşleşmeler sonucu verdiğimiz atışlar,boş atışlar ve pota altı savunmamızda yaptığımız hatalardan sayılar yedik.Periyodun sonlarında yakaladığımız 8-0 lık seriyle farkı tekrar çift hanelere taşıdık ve ilk yarıyı 46-31 önde kapattık.Ayrıca ilk yarıda yaptığımız 13 asist,takım oyununu ne kadar iyi oynadığımızın bir işaretiydi.

Üçüncü periyoda yine Babkina damga vuruyordu ! İlk 5 dakika boyunca Birsel oyundayken 15 sayılık farkı korumakla kalmayıp 18 e kadar çıkaran takımımız,Birsel-Babkina değişikliği ile rakibin maça tutunmasını sağlıyordu.Bu değişiklikten sonra kalan 5 dakikada sadece 4 sayı bulurken (bunların 2 si faul atışından) potamızda 12 sayı görüyorduk.Koçun bu ısrarı bir gün başımıza iş açmaz umarım.Maça dönersek final periyoduna 62-52 önde giriyorduk.Pek rahatlatıcı bir fark değildi bizim açımızdan.

Son periyoda iyi başlayıp farkı tekrar 15 ve civarına çeksekte,rakibimiz son bir can havliyle farkı 8 e kadar indirmeyi başardı.Ama ilk 3 periyot boyunca sadece savunmada iyi bir katkı veren Tamane,ipleri eline aldı ve üst üste bulduğu sayılarla rakibin daha fazla ümitlenmesine izin vermedi ve maçı koparan isim oldu.Mücadeleden 83-71 galip ayrılan kraliçelerimiz seride 1-0 öne geçti.

Sezonun genelinde yaptığımız gibi yine fırtına gibi girdiğimiz maçta farkı çift hanelere taşırken,savunmadaki istikrarsız performans ve hatalarla fark azalsa da,daha sonra toparlanıp maçı kazanmasını bildik.Dar bir rotasyonla oynadığımız ortada.Kenardan gelen oyunculardan çok az verim alabiliyoruz.Koç rotasyon yaptığı dakikalarda,özellikle Babkina’nın oyuna girdiği dakikalarda fark bir anda azalıyordu.Zaten alınan sürelere bakıldığında asıl beşimizin 30 ve üstü dakika sahada kaldıkları görülüyordu.Birsel 31,Penny ve Angel 34,Tamane 36,Matovic 38 dakika süre aldı.Deyim yerindeyse pestilleri çıktı diyebiliriz.Bu mücadele,bu dayanıklılık kocaman bir alkışı hakediyor.Şu an için görünen sıkıntılı nokta üçlük yüzdemiz.Kullandığımız 5 atışta hiç isabet bulamamışız.Topu içeriden,pota altından oynamamız tabi ki basketbolun gerektirdiği bir olay.Fakat,özellikle 8 li finallerde maçların zorluk derecesi yükseldiği zamanlarda,karşımızda mutlaka iyi savunma yapan,iyi alan savunması uygulayan rakiplerimiz olacaktır.Bu tip savunmalara ceza kesici atışları sokmamız şart.Veya topu içeri indiremediğimizde mecburen dış atışa yöneldiğimiz zamanlar olacaktır.Penny gibi,Birsel gibi,Angel gibi şutları düzgün oyuncularımızda var.Bu özelliklerden de yararlanmalıyız.

İstatistiklere göz attığımızda Penny takımın ve maçın en skorer oyuncusu oldu.Maçı 24 sayı 4 ribaund 4 asist ile tamamladı.Her zamanki gibi takımı sırtlayan ve sürükleyen bir oyun sergiledi.Sözleşmesinin uzatıldığı haberini alsakta,içimiz bi rahatlasa.

Matovic..Komple bi oyuncu.Oyun zekası en üst seviyede.Rakibe karşı size üstünlüğünü kullanarak hücumda en büyük gücümüz oldu bu maçta.Deminde bahsettiğim gibi tam 38 dakika sahada yer aldı.Bu kadar efor sarfetmesine rağmen maçı 20 sayı 4 ribaund 3 asistle tamamladı.Gelecek yıllarda da çubuklu altında görmek istediğim,müthiş bir oyuncu,uzun.

Angel..Meleğimiz maçı 17 sayı 3 ribaund 2 asist ile tamamladı.Kritik dakikalarda sahne aldı.Kırılma anlarında zor ve kritik şutları sokup maçın kontrolünün bizde kalmasını sağladı.

Birsel..Onun varlığı bile yetiyor.Maçı 2 sayı 5 ribaund 5 asist ile tamamladı.Yerine Babkina’nın girdiği zamanlarda dağılan takımı,tekrar topladı ve düzene soktu.

Ve gelelim Tamane’ye.Maçın yıldızı için oyumu Tamane’den yana kullanmak istiyorum.Eğer böyle bir katkıda bulunmasaydı maç zora girebilirdi (Tabi koçun Babkina’yı oyuna aldığını varsayarak) Nevriye’nin yokluğunda onu hiç aratmadı.İlk başta yaptığı savunma ve bloklar,aldığı ribauntlar ile pota altında üstünlük kurmamızı sağladı.Son periyotta ise hücumda yaptığı katkılar ile rakibin fişini çekti.Tamane maçı 15 sayı 9 ribaund 3 asist ile tamamladı.

Serinin bir sonraki maçı 24 Şubat Cuma günü Fransa’da oynanacak.Mücadelenin başlama saati 21.30.Maç büyük ihtimalle FB TV’den naklen yayınlanacak.Bu maçı aldığımız takdirde seriyi bir kez daha Caferağa’ya taşımadan 8 li finallere gitmeye hak kazanacağız.Olası bir mağlubiyette 29 Şubat’ta evimizde bir maç daha olacak.Ben orada seriye son noktayı koyacağımıza inanıyorum.Kraliçelere sonsuz başarılar diliyorum…

20 Şubat 2012

Hakettiğimiz Bir Mağlubiyet : Kayseri Kaski 88-80 Fenerbahçe


Kraliçeler TKBL 19. hafta maçında konuk olduğu Kayseri Kaski’ye 88-80 mağlup olarak ligdeki 3. yenilgisini aldı.Cumartesi oynanan maçı 2 gün gecikmeli yazabildim.

Bu sezon ligde aldığımız Ted Kolejliler ve Mersin yenilgilerinde benzer bir nokta vardı.Her iki maçtada savunma yapmadan sadece hücum gücümüze güvenerek oynamıştık.Ki ilk yarıları rakiplerimiz önünde 10 ve üzeri farkla önde kapatmıştık.İkinci yarılarda hücumda tıkanınca ve savunmamız iyice düşünce;panik,stres ve doğal olarak zorlama atışlarla skorda denge kurmayı istemiştik fakat başaramamıştık.Kaski maçında ise,baştan sona oynanan kötü bir oyun,mücadele vardı sahada.

Maça aslında Penny’nin liderliğinde çok iyi başladık.İlk dakikalarda yüzdeli hücum ediyorduk..Yalnız savunmamızda daha ilk dakikadan alarm vermeye başlamıştı.Hodges ve Bahar’ın içeri penetrelerini bir türlü durduramıyorduk.Bunun yanında dış savunmamızda berbattı.Hodges ve Bahar içeriden oynamalarının yanı sıra dış atışlarda da canımızı yaktılar.Bunlara ek olarak De Forge’da özellikle içeri katedip ve dış atışlardan sayı buldu.Koç buna önlem olarak De Forge’un karşısına Birsel’in çıkarıp Esmeral’i koydu.Esmeral her ne kadar baskılı savunma yapsada hücumdaki ritmimiz Birsel oyunda olmadığı için bozulmuştu.

Etkili olduğumuz boyalı alandan ise skor üretmekte zorlanmaya başladık.Kaski Sanders ile pota altında çok büyük bir üstünlük kurdu.Hem hücumda hem savunmada maç boyunca müthiş bir performans sergiledi.Kaski’nin boyalı alanını daha doğrusu Sanders’i bir türlü aşamadık.Pota altımız bire bir eşleşmelerde Sanders’ı,dış savunmamızda Kaski’nin etkili şutörlerini durduramadı maç boyunca.Kaski uzunları içeriden;yüksel post,alçak post her yerden sayı buldular ve çok yüksek bir yüzdeyle oynadılar.Dış atışlarda ise;boş şutlar haricinde el üstünden zorlama atışları ve bazılarıda 24 saniye dolarken mucizevi bir şekilde 3 lükleri buldular.Açıkçası şans Kaski’nin yanındaydı;ama onlar kendi şanslarını kendileri yarattılar ortaya koydukları mücadeleyle.Ayrıca maçı 10/21 üçlük isabetiyle tamamladılar.

Bir ara farkı 1 e indirsekte yukarıda bahsettiğim gibi inanılmaz şekilde zorlama şutları sokup maça ortak olmamızı engellediler.Kötü oyun,kötü mücadelenin üstüne birde kaptanımız Nevriye Yılmaz’ın talihsiz sakatlığı sonrası iyice maçtan koptuk.Koç bunun üzerine 4 kısaya döndü..Penny-Birsel-Angel-Cappie-Nevin beşiyle mücadele etmeye başladık.Hücumda bunun karşılığını alsakta,savunmada pota altı doğal olarak iyice düştü.Her ne kadar skor üretmekte zorlanmasakta,kolay sayılar yiyince aradaki farkı kapatmak mümkün olmadı ve sahadan mağlup ayrıldık.Takımın geneli kötü olunca skor dağılımında bir dengesizlik ortaya çıktı.Angel 32 sayıyla maçı tamamladı.Penny 16,Cappie 12 sayı attı.Uzunlarımızdan bu maçta hem savunmada hem hücumda istenilen katkıyı alamadık.Nevriye 8,Matovic 7 sayıyla mücadele ettiler.Nevin ise skora katkıda bulunamadı.Sadece 15 sayı bulmamız bu maçı neden kaybettiğimizin başka bir göstergesiydi.

Yine sadece atarak kazanmayı düşündüğümüz ve savunma yapmadığımız bir maçı geride bıraktık.Birebir eşleşmelerde her oyuncumuz yenik düştü.Savunmada gereken sertliği gösteremedik.Hücumda strese kapılıp zorlama atışlara yöneldik.Bunun akabinde mağlubiyet kaçınılmaz oldu tabi.Aslında bakıldığı zaman normal bir yenilgi aldığımız ortada.Kaski bu ligin dişli ekiplerinden biri.Boş bir takım değiller.Bunuda zaten Eurocup’ta yarıfinale çıkıp gösterdiler.Asıl içsahada aldığımız 2 yenilgi bizi buralara getirdi.Normal sezonun tamamlanmasına 3 maç kaldı.Beşiktaş-Samsun deplasman-Tarsus.1 mağlubiyet alma kredimizi bu maçta doldurduk.Beşiktaş ile kendi sahamızda oynadığımız için avantajlıyız.Ama rakibimiz toparlanma sürecine girdi,her ne kadar küme düşmemek içim mücadele etselerde en ufak konsantrasyon kaybı ve küçümseme başımızı ağrıtabilir.Bu maçta varını yoğunu ortaya koyacaklardır.İlk yarıdaki maçıda unutmamak gerekir.3. periyottaki kötü oyunumuz maçı onlara vermemize sebep oluyordu nerdeyse.Bu maçı atlatırsak,çok önemli bir Samsun deplasmanı bizi bekliyor.Açıkçası en çekindiğim maç bu.Final maçı oynarmış gibi mücadele etmemiz lazım.Galatasaray MP’yi 2 maçta yenmemize rağmen bu şekilde saha avantajını onlara verirsek çok ilginç olur.

Kraliçelerin canı sağolsun.Hem koç hem takım gereken dersleri muhakkak çıkaracaktır.Onlara olan güvenimiz,inancımız tam.Hiçbir şekilde azalma yok.Şimdi önümüzde çok önemli bir Euroleague maçı var.Yarın yani 21 Şubat Salı günü 8 li finallere kalma yolundaki son engel olan Fransız ekibi Montpellier ile karşılaşacağız.Serinin ilk maçı olan mücadelenin başlama saati 20.30..İmkanı olan herkes Caferağa’ya.Kraliçeleri yalnız bırakmamak gerekiyor.

15 Şubat 2012

Sabır taşı çatladı coach!!


Sezon başından beri ortaya konulan oyun ortada. Her yeni gün "hadi bu sefer olacak" diye diye bu günlere geldik. Taraftar bu güne kadar sabretti. Her ne olursa olsun takımının yanında, belki kötü oyun oynanacağını tahmin etse bile sırf "Fenerbahçe Arması"nı yalnız bırakmamak için deplasman, iç sahaya falan dinlemedi, koştu salonlara. Hepsinin tek bir isteği, arzusu vardı. O da; "Sahaya çıkan her oyuncunun taşıdığı formayı hak eden bir oyun sergilemesi" Bu çok zor bir şey mi? Bence değil.. Oyuncuya değinmişken ya coach'tan beklenti neydi? Kiğılı marka takım elbisesinin, ceketindeki armaya en iyi şekilde hizmet etmek değil mi? Peki bu hizmeti bu zamana kadar görebildik mi? Ne yazık ki Hayır..

Kötü gidişat sezon öncesinden belliydi. Hazırlık dönemi de dâhil olmak üzere takımda uyum probleminin olduğu, maç içerisinde çok fazla inişler çıkışlar yaşandığı herkes tarafından görülüyordu. Peki ya coach bunu görebiliyor muydu? Bence hayır.. O, diline dolandırmış bir tane "sakat oyuncularımız var" lafını hep bunun arkasına saklandı. Kendi deyimiyle "kontratının son senesinde olmasından dolayı" oyuncuların onu kaale almadığını, hiçbirinin kendisini takmadığını söyledi. Nasıl oluyor da mesleği basketbol oynamak olan, bu işten para kazanıp, evine ekmeğini götüren oyuncular; "Hop hoca, sen kimsin ki bize taktik veriyorsun? Zaten sezon sonu yolcusun." misali hocanın sözlerini dinlemiyor. Böyle birşeyin olması mümkün mü? Oyuncu koçu sevmek zorunda değildir ama ekmek yediği, parasını kazandığı takıma aldığı paranın karşılığını vermek durumundadır. Üstelikte bu şubenin başında Aydın Örs gibi Türkiye'nin en otoriter ve en disiplinli bir ismi varken, böyle olaylar yaşanacak ve buna Aydın Örs sessiz kalacak öyle mi? Kimse kusura bakmasın ama bu gülünç bir durumdan başka bir şey değil. Coach'un arkasına saklandığı bahanelerin hiçbirinin akılla örtüşür bir yanı yok.

Gelelim günümüze.. İki Panathinaikos mağlubiyeti ile tekrardan alevlenen, Bandırma Kırmızı mağlubiyeti ile tavan yapan ve dün akşam Anadolu Efes ile oynanan Türkiye Kupası maçıyla sabır taşlarını çatlatan gerilim hattına. Peki, neler yaşandı bu süreçte onlara değinelim. İçerde ve dışarda oynadığımız Panathinaikos maçlarında hiçbir varlık gösteremeden farklı kaybettik. Ligimizin son sırasında yer alan ve sadece 1 galibiyeti bulunan Bandırma Kırmızı maçında şok bir yenilgi aldık. Bunun akabinin de Anadolu Efes ile, son şampiyon ünvanıyla çıktığımız Türkiye Kupası Çeyrek final maçında son periyottaki yıkımla sahadan farklı mağlubiyetle ayrıldık. Peki bu mağlubiyetlerin Spahija gözündeki sorumlusu kimdi? Cevap: Sakat Oyuncular!! Sezon başından beri ağzından düşürmediği bu söz yine çıktı karşımıza.. Efes maçının ardından düzenlenen basın toplantısında "maç içinde devamlılığımızın düşük olduğunu, şu anda içinde bulunduğumuz durum, sakatlıklar, yorgunluk ve "kötü basketbolun" tam olarak gerçek oyunumuzu oynamamıza izin vermediğini söyledi Spahija.

Durumdan şikayet etmiş. İyide durumu bu hallere getiren kişi kendisi. Zamanında gereken hamleleri yapabilseydi bu durumlara bu takım gelmeyecekti. Tedbirleri zamanında alsaydı bu sıkıntılar yaşanmayacaktı. Sakatlıklara da değinmeden bir toplantıyı daha tamamlamamış. Evet, çok önemli sakatlarımız var. Ama bu takım ilk defa sakatlıklarla boğuşmuyor hocam. Bunu sende çok iyi biliyorsun. Geçen sene bu takım sakatlıklarına rağmen Euroleague'de Top 8'in kapısından döndü, lig ve kupada şampiyon oldu. O zamanki sakatlıklar etkilemedi mi oyunu? Bu seneye özgü bir şey mi bu sakatlıklar? Yorgunluk konusunda yorum yapmak bile istemiyorum. Çünkü sezon öncesi derin kadro kurmanın en büyük nedenidir bu yorgunluklar. Peki, sezon öncesi bu düşünülerek kadroya yapılan takviyeler ne durumda.. Görüyoruz Curtis ve Gist'in durumlarını.. Biri kadroya alınmadı ki ona da birazdan değineceğim. Diğeri ise, sahada basketbol zekâsından yoksun sadece şova yönelik hareketler peşinde koşan Gist. Bojan'a fazla yüklenmek istemiyorum çünkü coach onu oyun içerisinde en verimli kullanacak opsiyonları bir türlü yaratamadı. Kötü oyuna gelince orası tam bir muamma. Neden muamma dedim onu açıklayayım. Sezon başından beri belli olan bu durumu coach sanırım yeni fark ediyor ki, sezonun yarısının tamamlanmış olmasına rağmen hala kötü oyun diyebiliyor. Sormazlar mı adama bu zamana kadar neredeydin diye? Üzülerek görüyorum ki, koskoca Fenerbahçe Basketbol Şubesinde bunu soran da yok!

Curtis konusuna gelecek olursak, bu zamana kadar alınan tüm olumsuz sonuçların, kötü oyunların, sakatlıkların, içinde bulunduğumuz durumun, yorgunluğun faturası bu Amerikalı arkadaşa kesildi. Niye kesildi? Çünkü sabırların taştığı bu ortamda mutlaka ortaya bir suçlu atılmalıydı. O da Curtis'e fatura edildi. Sezon öncesi Curtis'i takıma aldıran kim? Spahija. Sözümü dinlemiyor deyip, tüm olayların sorumlusunu Curtis ilan eden kim? Spahija. "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?" demezler mi adama? Kendi getirdiğin adama söz geçiremiyorsan niye aldın arkadaş? Niye takımın boşu boşuna bir yabancı hakkını gasp ettin. Hiç mi izlemedin Curtis'i? Hadi canlı izlemedin, aç interneti Adriyatik ligini izleyebileceğin birçok link var. Aç izle!! Ama transferde olduğu gibi, sahada da yaptığın hataların faturasını tek bir adama kesme!! Onu taraftarın önüne atma!!

Neden mi? Hırvatları bilmiyorum ama biz Türkler o hamleleri yemeyiz hoca. Türkiye'de kötü giden işlerin faturası her zaman baştakine kesilir.. Şunu da söyleyeyim, bunca taraftarı sakın salak yerine koyma.. Sende olduğu gibi bu taraftarda da iki tane göz var. Neyin ne olduğunu görebiliyorlar. Bizde bir söz vardır hoca.. "İnsan onuruyla yaşar" diye. Sende onurunla; başaramadım, tüm camiadan özür diliyorum diyip istifanı ver. Bu olanların ardından hiç yoksa seni "Spahija onurlu bir adamdı" diye analım.

Artık sabır taşı çatladı coach... Geri dönülemez noktaya geldik...

12 Şubat 2012

Bu sefer sürprize izin vermedik : Fenerbahçe 97-70 Ceyhan Bld.


Fenerbahçe’nin kraliçeleri TKBL 18. hafta mücadelesinde konuk ettiği Ceyhan Bld.’ni 97–70 yenerek 16. galibiyetini aldı ve liderliğini devam ettirdi.

Mücadeleye Esmeral-Penny-Angel-Nevriye-Matovic beşi bile çıktık.Klasikleşmiş sayılarımız arasına giren,hava atışı sonrası Angel’ın rakip potaya kaçmasıyla ve ona atılan pastan sayıyı bulduk.Ceyhan hücumda genellikle penetrelerle bizi zorladı.İlk dakikalarda bu içeri kat edişleri iyi savunsakta,ilerleyen dakikalarda Ceyhan’ın penetreden bulduğu sayılara engel olamadık.Buna karşılık takımımız ise her zamanki gibi  pota altından hücum ediyordu.İlk periyot boyunca bunun meyvelerini aldık.Penny,Angel ve 2 kez Nevriye olmak üzere tam 4 kez basket faul kazandık boyalı alandan.Savunmalar başta her iki takım adınada yumuşaktı.Daha sonra savunmayı toparlayan takımımız Ceyhan’a fazla sayı şansı tanımadı.İlk 5 dakikada 12 sayı yiyen takımımız,son 5 dakikada sadece 6 sayı yedi ve ilk periyotta 17 sayı farkı yakaladık 35-18…10 dakikada bulduğumuz 35 sayı nasıl bir hücum gücüne sahip olduğumuzun göstergesiydi.

İkinci periyot,ilk periyodun kopyası şeklinde başladı.Ceyhan penetrelerle etkili olmaya başlamıştı yine.Özellikle Lacy ile..Bizde ise oyuna giren Pondexter üst üste attığı 4 sayı ile iyi bir başlangıç yapıyordu bu periyotta.Hücumda işler istenildiği gibi giderken savunma yine alarm vermeye başlamıştı.Rakip rahat şut imkanı buluyordu ve Ceyda bu dakikalarda Ceyhan adına dikkat çekiyordu.İlk 3 dakikada 11 sayı yiyince koç duruma müdahale etti ve molayı aldı.Mola dönüşü savunmadaki aksaklık devam ediyordu.Akıllara ister istemez Ted Kolejliler ve daha geçen hafta oynadığımız Mersin maçı geliyordu.İlk yarıyı kraliçelerimiz 57-42 önde tamamladı.Hücumda zorlanmadan skor bulurken,savunmadaki zafiyet açıkça görülüyordu.

Üçüncü periyoda hem hücumda hem savunmada çok iyi başladık.Devre arası yapılan uyarılar işe yaramış olacak ki,Ceyhan’a 5.5 dakika boyunca sayı şansı tanımadık.Rakibin şutlarına el gösterince,rahat şut imkanı vermeyince,pota altında uzunlarımız savunmada yardımlaşıp sert olunca14-0 lık bir seri yakalayıp maçı kopardık.Ceyhan’a bu periyotta sadece 11 sayı şansı verdik.Bu sayılarda Ceyda yine önplandaydı.Final periyoduna 30 sayılık fark avantajıyla 83-53 önde girdik.

Son periyodun genelinde genç oyuncularımız şans buldu.Olcay,Kübra,Emel ve Devran oyuna girdi.Maalesef buldukları şansları iyi değerlendiremediler.Üst üste top kayıpları yaptık ve hücumda tıkandık.Bu tip maçlarda as oyuncuların yerine giren genç oyuncularımızdan bir türlü istediğimiz verimi alamıyoruz.Sadece Olcay önplana çıktı diyebilirim.Hatalar yaptı;ama savunmadaki gayretiyle dikkat çekti.Fazla sayı atamasakta,en azından fazla sayıda yemedik olumlu yönden bakarsak.Maçı 97-70 kazanan kraliçelerimiz liderliğini devam ettirdi.

İstatistiklere göz attığımızda;ribaundlarda 43-32,asistlerde ise 22-13 üstünlük sağlamışız rakibimize…22 asist topu ne kadar iyi paylaştığımızın,düzen içinde hücum ettiğimizin en önemli göstergesi.Skor dağılımına baktığımızda 10 oyuncumuzun katkı verdiğini görüyoruz.Sürelere baktığımızda ise koç,as oyuncuları dinlendirerek oynatmayı tercih etti.En fazla süre alan oyuncumuz 27 dakikayla Nevriye olmuş.Bizim için tek olumsuz nokta maç boyunca yaptığımız 21 top kaybıydı.

Maçın en skoreri attığı 21 sayıyla Nevriye Yılmaz oldu ve Galatasaray MP maçında olduğu gibi etkili bir oyun ortaya koydu.Matovic 18,Penny 15,Angel 13,Cappie 10 sayıyla skora katkıda bulundular.Ve Esmeral..Birsel’den daha fazla süre aldı bu maçta ve iyi bir performans sergileyerek 8 sayı 3 asistlik bir katkıda bulundu.Birsel ise sadece 13 dakika yer aldığı maça attığı 2 sayının yanına tam 6 asist sığdırdı ve Avrupa’nın en iyi guardı ünvanını hak ettiğini herkese gösterdi yine.

Kraliçelere yürekten tebrik ederken,gelecek hafta 18 Şubat Cumartesi günü oynayacağı zorlu Kayseri Kaski deplasmanında başarılar diliyorum.Maçın başlama saati 16.00.Kayseri’deki renkdaşlarımızın kraliçelerimize gereken desteği vereceğine inancımız tam..

9 Şubat 2012

Galatasaray Yok Galatasaray Yok !!!


Potanın kraliçeleri TKBL 17. hafta mücadelesinde deplasmanda karşılaştığı Galatasaray Medical Park’ı 65-81 yenerek liderlik koltuğunu rakibine vermedi.

Maça klasik Birsel-Penny-Angel-Nevriye-Matovic beşimiz ile başladık.Galatasaray MP ise Işıl-Taurasi-Bahar-Tina Charles-Fowles beşi ile sahadaydı.Maça Galatasaray MP çok sert oynayarak başladı.İlk maçta o sertliklerine alışkın olduğumuz Taurasi’nin yanına Fowles’ta eklendi ve Nevriye’ye yaptığı faul nedeniyle daha maçın başında centilmenlik dışı faul aldı.Her iki takımda kontrollü oyunu tercih etti.Geçen haftasonu kendi sahamızda aldığımız sürpriz Mersin mağlubiyeti ve bunun neticesinde liderlik için Galatasaray MP’ye tek farklı galibiyetin yeterli olması sebebiyle tempolu bir oyun oynanmadı maçın genelinde.İlk 5 dakika maça iyi başlayan taraf bizdik.Hücumdaki isabet yüzdemiz rakibimize göre iyiydi.Ligdeki en büyük rakibinizle deplasmanda karşılaşıyorsunuz,taraftar baskısını söylemeye gerek yok zaten.Bunca dezavantaja rağmen maça iyi başlamak çok önemliydi.Başlarda yiyeceğimiz bir seri ile demoralize olup geri dönüşü yapamayabilirdik.Galatasaray MP ilk 5 dakika boyunca daha çok Taurasi üzerinden oynamaya çalıştı.Taurasi boş ve rahat şut imkanları buldu;ama şut yüzdesi şaşılacak derecede kötüydü.İlk periyodun bitmesine 4.46 kala 7-13 öne geçince rakip mola almak durumunda kaldı.Mola dönüşü Galatasaray MP,biri Taurasi’nin üçlüğü olmak üzere 5-0 lık bir seri ile dönüş yaptı ve farkı 1 e indirdi.Biz ise sezon başından beri çok iyi uyguladığımız boyalı alan hücumlarıyla Matovic ile skor üretmeye devam ettik.Ayrıca yine alışık olduğumuz hızlı hücumlarla rakip potaya rahat bir şekilde gittik;fakat Angel şanssız bir şekilde turnikeleri sokamadı. Bu periyotta dikkat çeken nokta her iki takımın çokça faul yapmasıydı.Takımımız 8 kere geldiği faul çizgisinden 7 isabetle oynarken,Galatasaray MP ise 11 kez geldiği çizgiden 10 isabet buluyordu.Ve bunun akabinde Angel-Penny-Matovic ilk 10 dakikalık süreyi 2 faulle tamamlıyordu.Bizim için kötü bir durumdu tabiki.Skor yükümüzü çeken 3 oyuncu çok erken faul problemine girmişti.İlk periyot 21-21 eşitlikle geçildi.

2. periyoda Birsel etkili başladı.İlk periyotta yapmadığı potaya bakma işini,bu periyotta hatırladı.İlk atışında başarılı olamadı;ama 2. atışında sayıyı buldu.Rakip ise Prince kozunu sahaya sürdü ve bu hamlede başarılı oldular.Prince çabukluğu ve penetreleriyle oyuna ağırlığını koydu.Ve ilk yarının bitmesine 6.25 kala Galatasaray MP ilk defa öne geçti 27-25…Hücum ribaundlarındaki sorunumuz göze çarpıyordu.Aslında ilk periyotta da bu sorun vardı;ama bu periyotta çok sayıda ribaundu rakibe hediye ettik.Oyuna Nevlin’in girmesiyle birlikte bu sorunu aşmaya başladık yavaş yavaş.Nevlin ve Matovicle birlikte savunma ribaundlarını topladık.Hücumda ise maçın kahramanı Nevriye ve Matovic ile skor ürettik.Bu periyotta 1. periyodun aksine fazla faul yapmadık.İlk faulümüzü periyodun bitmesine 4.25 kala yaptık.2 faulle oynayan oyuncularımızın ilk yarıyı bu şekilde tamamlamaları bizim için çok önemliydi.Galatasaray 27-25 öne geçtikten sonra hem savunmayı hem hücumu toparlayıp 4-11 lik bir seri yakalayıp farkı 5 sayıya kadar çıkarttık 31-36…İlk yarının son anlarında farkı daha da açabilirdik;ama enteresan bir şekilde Angel ve sonra ona eşlik eden Cappie hızlı hücumlarla çıktığımız pozisyonlarda rahatça atabilecekleri turnikeleri kaçırdılar.Galatasaray MP ise serbest atış ve son saniyede hücum ribaundunu alıp bir basket daha bulunca ilk yarıda farkı 1 e indirmeyi başardı.Devre arasına kraliçelerimiz 37-38 önde girdi.Bu hücum ribaundları başımızı ağrıttı maç boyunca.Tina ve Fowles’a verdiğimiz hücum ribaundlarını geçtim,ki zaten beklenen bir şeydi onların ribaundları toplaması.Fakat Galatasaray MP’nin kısalarınada hücum ribaundu veriyorduk.Işıl 4 tane hücum ribaundu almıştı !!! Toplam sayılara bakarsak,biz 12 ribaund toplayabilmişken,rakibimiz 27 ribaund toplamış,bunun 17 si ise hücum ribaundlarından oluşuyordu.Skorerlere baktığımızda,takımımızda 3 oyuncu ön plandaydı.Angel 10,Matovic 9,Nevriye 8 sayıyla oynuyordu.Galatasaray MP’de ise Fowles 12 sayıyla dikkat çekiyordu.

3. periyotta rakipte Taurasi ve pivotlar arasındaki ikili oyunlar dikkat çekti.Erkek takımımızın Galatasaray ile oynadığı maçlarda bir türlü çözüm bulamadığı Tutku-Andric pick and roll ünden esintiler vardı sanki.Bizde Matovic ile etkili olmaya devam ediyorduk.Her iki takım savunmada kötü olunca sayı bulmakta zorlanmadılar.Bence bu periyot kendi adımıza kırılma anıydı.Eğer Galatasaray MP’nin bulduğu sayılara karşılık veremeseydik,rüzgarı arkasına ve doğal olarak daha fazla taraftarın desteğini alacak rakibimiz karşısında maçı kaybetme noktasına gelebilirdik.Burada hücumda sakin kalabilen ve akıllı bir oyun oynayan takımımızı ayrıca tebrik etmek gerekir.Periyodun son anlarında rakibe aldırttığımız faullerden sonra bulduğumuz sayılarla farkın 4 sayının altına inmesine izin vermedik ve orda sabitledik.Final periyoduna 56-60 önde girdik.

Maçı kopardığımız son periyotta,bir türlü alamadığımız savunma ribundlarını topladıktan sonra hızlı bir şekilde hücuma çıktık ve savunmada dengesiz yakaladığımız Galatasaray MP karşısında farkı 8.36 kala 8 sayıya kadar çıkarttık 56-64…Maçın kontrolünü yavaş yavaş ele geçirirken,3. periyotta kötü olduğumuz savunmayıda toparladık ve rakibimiz üst üste hatalar yapmaya başladı.Özellikle Nevin savunmada Galatasaray MP uzunlarını rahatsız etti.Hücumda da yaptığı perdelemeler ile oyuncularımıza boş koridorlar açtı.Yalnız bizde bu dakikalarda çok kolay top kayıpları yaparak, 8 sayı farkı açamadık ve maçı koparma fırsatını teptik.Özellikle Angel bu topları kontrollü bir şekilde kullanmak yerine acele kullanmak isteyince bizde skor üretemedik.Ama Angel delici gücünü kullanmaya devam etti ve basket faulle 3 sayıyı takımımıza kazandırdı ve 5.47 kala farkı çift hanelere taşıdı 58-69 Bu dakikadan sonra kaptanımız Nevriye kritik sayılarına devam etti ve farkın açılmasında başrol oynadı.Galatasaray MP üst üste gelen bu sayılarımıza karşılık veremedi,dengesiz hücumlar ve bir an önce sayıyı bulmak için acele edince top kayıpları yaptılar.Tamamen konsantrasyonlarını kaybettiler.Maçın bitmesine 1.26 kala farkı 21 e kadar çıkarttık 60-81…Kalan dakikalarda Galatasaray MP 5 sayı daha buldu ve maçı potanın kraliçeleri 65-81 kazanarak sezonu lider bitirme yolunda çok büyük avantaj sağladı.Ayrıca maçı hiç üçlük isabeti bulmadan bitirdiğimizi söylemekte fayda var.

İstatistiklere göz attığımızda Fenerbahçemizin ne kadar akıllı ve sakin oynadığı top kayıplarından belli oluyordu.Galatasaray MP 14 top kaybıyla maçı tamamlarken,takımımız sadece 8 top kaybı yaptı.Bunları 4 ü Angel’a aitti.Ki bu top kayıpları son periyotta maça son noktayı koymak için acele hücum etmek istememizden kaynaklanmıştı.Ve bu rekabette yerli oyuncuların katkısı belirleyici rol oynar demiştik ilk yarıdaki maçta.Takımımız yerli oyuncularından 24 sayılık bir katkı alırken (Birsel 6,Esmeral 2 Nevriye 16),Galatasaray MP ise sadece Bahar’dan 4 sayılık bir katkı alabilmişti.Işıl ve attığı 4 sayıya rağmen Bahar potaya bakmaya korkarken,bizim üç sliahşörümüz sayıları rakibin potasına bırakıyordu.

Ribaundlarda ise rakibimizin bize karşı 42-34 üstünlüğü vardı.Galatasaray MP bu maçta doğal olarak pota altındaki etkinliğini kullanmak için ribaundlara yüklendi.İlk 3 periyot boyunca nerdeyse hemen hemen her hücumda 2 kez şut imkanı buldular.Sadece uzunlarıyla değil,kısalarıylada hücum ribaundu kovaladılar ve başarılıda oldular.Bunun en büyük nedeni bizim hızlı hücum organizasyonlarını engellemek istemeleriydi.Çünkü savunma ribaundlarını aldıktan sonra hücuma hızlı bir şekilde çıkıp çok rahat sayılar bulabiliyorduk.Demin bahsettiğim ve inanılmaz bir şekilde kaçırdığımız 5-6 tane boş turnikeleri bu sayede bulabilmiştik.Bu kadar ribaundu vermemize rağmen ilk yarıda maçı koparabilirdikte.Galatasaray MP geriye koşma konusunda sıkıntılı olduğu için hızlı hücumlarla onları zorladık.Nitekim son periyotta biz savunma ribaundlarını almaya başlayınca hızlı hücumlarla çok rahat sayılar bulduk ve farkı açtık.

Aslında her bir kraliçemiz çok iyi mücadele etti,varını yoğunu ortaya koydu;ama Nevriye Yılmaz için bir parantez açmazsak olmaz.Maçı 16 sayı 7 ribaund 2 top çalma ve 1 blokla tamamladı.Maç boyunca sessiz ve derinden gelerek verdiği katkıyla galibiyetin en büyük mimarlarından biri oldu.Yüksek posttan,dip çizgiden yani içeride her yerden sayıları buldu.Savunmadaki gayretini söylemeye bile gerek yok.İnanılmaz mücadele etti kaptanımız.

Uzun yıllar sonra Fenerbahçe formasıyla ilk maçına çıkan Cappie alışma sürecinde olduğunu gösteriyordu.Zaten ilk maçına hele birde derbi maç olunca,büyük bir katkı beklemek Cappie’mize haksızlık olurdu.Takıma alıştığı zaman hepimize büyük keyif verecek.Pondexter maçı 7 sayıyla tamamladı.Matovic’e gelirsek,hücumda rakibin o 2 standart üstü uzununa karşı oynamak kolay değildi.Ama Matovic çok iyi bir performans sergiledi ve 17 sayıyla takımımızın diğer bir yıldızı oldu.Penny ise bu maçta bacağındaki sakatlığına rağmen 8 sayılık bir katkıda bulundu.Angel ise attığı 25 sayı ile maçın en skorer oyuncusu oldu.Atletik yapısı,korkusuz yapısı ve delici gücüyle çok ama çok uzun yıllar bizimle kalmalı :) Kraliçelerin maç sonu röportajlarını bu linkten izleyebilirsiniz. http://www.youtube.com/watch?v=6co7sZMOuX8

Mersin maçından sonra liderlik için umutlanan rakibine oynadığı harika basketbolla;’’fazla heveslenme bu ligin en iyisi hala benim,eğer bir şampiyon olacaksa,bu benden başkası olmaz’’ mesajını verdi.Gittik Gördük ve Yendik !!!

Geçen haftasonu aldığımız yenilgiden sonra kraliçelere olan güvenimi belirtmiştim.Her zamanki gibi onlara inananları,güvenenleri mahçup etmemek için ellerinden geleni yaptılar.Bir kez daha tekrar etmek istiyorum.Bu takım şampiyon olmasada,yenilsede kredileri benim gözümde sonsuzdur.Bu formanın hakkını vereceklerinden hiçbir zaman şüphe duymadım ve duymayacağımda.Sporda hiçbir zaman büyük konuşmamak gerekir tabiki.Ama bu takım bu sene üst üste 7. kez şampiyon olacaktır.Olmaması için hiçbir neden yok.Liderlik için çok büyük bir avantaja sahip olduk.Normal sezonun bitmesine 5 hafta kaldı ve bu 5 haftalık süreçte 1 mağlubiyet alma lüksümüzde var.Açıkçası ben artık bir kaza yaşanacağını sanmıyorum.

Kraliçelerimizin bir sonraki rakibi TKBL 17. hafta mücadelesinde karşılaşacağı Ceyhan Bld.Caferağa’da 12 Şubat Pazar günü 17.00 de başlayacak karşılaşmada kraliçeleri yalnız bırakmamak lazım.İmkanı olan herkes salona…

Ve başlıkta da dediğim gibi Pondexter'ın ''Galatasaray Yok Galatasaray Yok'' sözüyle yazıyı noktalıyorum

.

5 Şubat 2012

Canınız Sağolsun Kraliçeler.Sakın Üzülmeyin !!!



Fenerbahçemiz TKBL 16. haftasında konuk ettiği Mersin Bşb.’ne 2. yarısını çok kötü oynadığı maçta 76-84 yenilerek ligdeki 2. mağlubiyetini aldı.

İlk yarı boyunca hücumda etkili bir performans sergilememize rağmen savunmadaki aksaklık ve sert savunmayı bir türlü yapamamamız dikkat çekiyordu.Mersin’i durduramıyorduk;ama hücumda skor üretmekte zorlanmıyorduk.Angel yine güçlü fiziğiyle rakip pota altını rahatsız ediyordu,hücum ribaundlarını kovalıyordu.Penny ise ceza kesici üçlük isabetleriyle aradaki farkı açıyor ve koruyordu.Oyuna sonradan giren Tamane savunmada etkiliydi.Bloklar,top çalma,defans…Daha sonra hücumda Matovic’i devreye sokarak farkı korumaya çalıştık.Penny yine attığı sayılarla rakibin ümitlenmesine izin vermedi.Mersin Bşb. bizi iyi analiz etmiş olacak ki,Birsel ve oyunda olduğu sürece Esmeral’e top aldırmama müdafaası uyguladılar.Ama takım topu ön sahaya getirmede zorlanmadı.Çünkü Penny ve Angel gibi opsiyonlarımız vardı.İlk periyodu 26-19,ilk yarıyıda 50-40 önde kapattık.

Penny attığı 15 sayı ile ilk yarının en skorer oyuncusu olurken,Mersin’de Tuğba Palazoğlu attığı 10 sayıyla takımını ayakta tutmaya çalışıyordu.

Her şeyin tersine döndüğü 2. yarıda Mersin pes etmeyen mücadelesiyle maçı çevireceğinin sinyalini veriyordu.Savunmada iyice düşmeye başladık.Maalesef savunmadaki performansımız hücumada yansıdı.Yanlış şut tercihleri yapmaya başladık.Topu bir türlü pota altına indiremedik.Kısaca hücumda tıkanmaya başlamıştık.Mersin ise sessiz ve derinden gelmeye başladı.En etkili olduğumuz yeri yani boyalı alanı çok iyi savundular.Pivotumuza topu indirdiğimizde 2 li 3 lü sıkıştırmalarla nefes aldırmadılar,sayı bulmamıza izin vermediler.Bunların üstüne birde Penny daha 3. periyotta 4. faulünü alıp kenara gelince hücum zenginliğimiz iyice kayboldu.3. periyodun bitmesine 2.37 kala Mersin farkı 6 sayıya kadar indirdi ve bu maçı alabileceğine inanmaya başladı.Savunmada daha da direnç gösterdiler.Periyodun sonunda ise farkı 1 e kadar indirip maça ortak oldular 63-62.

Final periyodunda iyice oyun disiplininden koptuk,kendi düzenimizden çıktık.Penny 6.30 kala 5 faulle oyundan çıkınca mağlubiyet kaçınılmaz oldu.Hücumdaki en önemli gücümüz oyundan çıkınca gardımız hızlı bir şekilde düştü.Mersin Bşb.’nin uyguladığı alan savunmasına bir türlü hücum edemedik.Ki bu sezon alan savunması yapan takımlara hiç zorlanmadan,çok iyi hücum edebiliyorduk.Bir türlü uzunlarımızı zone’un ortasında topla buluşturamadık.Takımımız skor üretemedikçe iyice paniğe kapıldı,strese girdi ve en önemlisi eller titremeye başladı.Bunun örneğini Nevriye’de gördük.Biri faul çizgisiyle pota arasında kalan yerden,biride pota altından inanılmaz bir şekilde 2 şutu sayıyla değerlendiremedi.O dakikalarda 3-4 sayı geride olan takımımız bu atışlarla sayıyı bulsa maç farklı bir hale gelebilirdi belkide.Kırılma anlarından biriydi bu girmeyen şutlar.Asıl en önemli kırılma anı Angel’a çalınan faul idi.Maçın bitmesine 2.28 kala skor 70-73 Mersin lehineydi.Mersin hücumunda Angel topu rakibinden çok temiz bir müdahale ile çaldı;ama hakemler bu müdahaleye faul çaldılar.Pozisyonun tekrarında hiçbir şeyin olmadığını gördük.Angel o topu çaldıktan sonra önü bomboş bir şekilde sayıyı bulacaktı.Mağlubiyete kesinlikle bahane değil tabiki.Ama maalesef hakemler maçın kaderiyle oynadı.Bu bir gerçek.Belkide çok kötü oynadığımız bir maçı çevirme şansımız hakemlerin skandal kararıyla yok oldu.Kalan dakikalarda takımımız hücumda mecburen acele atışlar kullanmaya başladı.Bu atışların hiçbiri girmeyince Mersin bir ara farkı çift hanelere taşıdı.Son dakikada kraliçeler aslında en başta atmaları gereken sayıları atmaya başladı ve sahadan 76-84 mağlup ayrıldık.

Yenilginin nedenlerini sıralarsak;

1-Savunma yapmadan,sadece atarak maçı kazanacağımız yanılgısına kapıldık.Bazı maçlar vardır ki,ne yaparsanız yapın rakip hücumda yüzdeli oynar engel olamazsınız.Ya da o gün gerçekten savunmanız iyi değildir ve yenilirsiniz.Bu maçta ise takımımız psikolojik olarak sadece hücumdaki gücüne güvenerek maçı kazanırız hissiyle oynadı.Savunmayı boşladık ve ciddiye almadık.

2-Penny-Angel ikilisinden biri olmadığı zaman hücumdaki skor üretme sorunundan bazı maçlarda bahsetmiştik.Pondexter transferinin ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı.Üçüncü bir skorer oyuncumuz yoktu takımda.Penny’in erken faul problemine girmesi ve üçüncü periyotun geneliyle,maçın son 5 dakikasında ondan yoksun oynadığımız için bütün skor yükü Angel’ın sırtına bindi.Bunun neticesinde hücumda çok düşük yüzdeyle oynadık.

3-Maçın yıldızı ve skoreri Tuğba Palazoğlu’nu yapamadığımız savunma ile maçın içine sokmamız.Özellikle ilk periyotta Birsel Tuğba’yı iyi savunamadı.Bomboş durumda üçlükleri attı.Basketbol moralle paralel bir oyun olduğu için,Tuğba sayıları buldukça,üçlük atışlarını hiç tereddüt etmeden kullandı.5/5 isabetle %100 lük bir istatistikle maçı tamamladı.

4-Dar bir rotasyonla oynuyoruz.Kenardan fazla katkı alamadığımız aşikar.7-8 oyuncunun katkı yaptığı,hele birde bizim gibi tempolu oynayan bir takımda oyuncular normal olarak yoruluyor.Hem fizik hem mental anlamda illaki düşmeler yaşanıyor.Çarşamba günü çok sert bir oyun oynayan Avenida karşısındaki Fenerbahçe ile Mersin maçındaki Fenerbahçe arasındaki farkın başka türlü açıklaması olamaz bence.

5-Hakemler çok net bir şekilde maçın kaderiyle oynadı.Hakemide yeneceksiniz sözünü oldum olası sevmem.Zaten kötü oynadınız v.s hakeme bel bağlamayın gibi olaylar asla hakemlere maçta kritik hatalar yapma izni vermez.Angel’a ilk yarıda çalınmayan fauller;ama onun yaptığı en ufak temasa çalınan fauller.

6-Maçın ilk periyodunda bulduğumuz 26 sayıyı,ikinci yarının tamamında bulmamız maçı bize kaybettiren başka bir nedendi.(3. ve 4. periyotta 13 sayı bulduk.)

Sezonun ilk yarısında kendi sahamızda yenildiğimiz Ted Kolejliler maçının kopyası niteliğindeydi bu maç.Yine 3. periyottan itibaren oynanan kötü oyun,rakibin umutlanması ve maça tutunması.Artık olan oldu.Kraliçelerin canı sağolsun.Nazar değdirdik takımımıza.

Çarşamba günü Galatasaray Medical Park deplasmanına konuk oluyoruz.Sezonun en önemli maçı.Mersin maçını kazansaydık bu maçta 13 sayı farkla yenilme lüksümüz olurdu.(İlk yarıdaki maçı 96-82 kazanmıştık.) Şimdi rakibimize 1 sayı fark bile yetiyor liderlik için.Çok zorlu bir maç ve atmosfer bizi bekliyor.Belkide Mersin maçındaki yenilgi hayırlı olur bizim için ayakların yere sağlam basması açısından.

Benim potanın kraliçelerine güvenim sonsuz.Biz zoru severiz.Eğer Galatasaray M.P’yi deplasmanda yenmemiz gerekiyorsa;gider,yener ve döneriz !!! Ne savunmada ne hücumda Mersin maçındaki performansı göstermeyeceğimize adım gibi eminim.Olduda yenildik diyelim.Saha avantajı Gs Mp’ye geçti diyelim.Final serisinde geçen seneki gibi deplasmanda bir galibiyet çıkarır yine şampiyon oluruz.Yapmadığımız şey mi !!!

3 Şubat 2012

Gururumuzsunuz Kraliçeler & Hoşgeldin Cappie


Her iki takımda gruptan çıkmayı garantilemesine rağmen FIBA tarafından haftanın maçı seçilen karşılaşmada gülen taraf 86-64 lük skorla Fenerbahçemiz oldu.

Maça Birsel-Penny-Angel-Nevriye-Tamane beşi ile başladık.İlk sayı konuk ekip Avenida’dan Bonner’ın üçlüğü ile geldi.0-3 geriye düştükten sonra 7-0  lık bir seri ile öne geçip maçın sonuna kadar üstünlüğümüzü sürdürdük.Avenida ise ilk 3 dakikada ürettiği 9 sayının hepsini üçlük isabetlerinden buldu.Avenida maç boyunca çok sert bir oyun sergiledi.Hakemlerde kuraldışı bu müdahalelere fazla müsamaha gösterince işi iyice abarttılar.Rakibimiz ilk yarı boyunca alan savunması uyguladı;ama takımımızı hücumda herhangi bir savunma türü durduramadığı için skor bulmakta zorlanmadık.Boyalı alanda kendini boşa çıkaran Tamane ile skor ürettik.Pota altında Tamane’yi çok iyi ve çok akıllı kullanarak bomboş sayı atma imkanı buluyorduk.Yalnız hücumda değil savunmada da Tamane çok etkiliydi.Erika’yı iyi savundu,pozisyonlarını bozdu.İlk dakikalarda başabaş gitsede oyun,periyodun sonlarına doğru vitesi yükselttik.Penny-Nevriye-Tamane bu periyotta muazzam bir performans sergiledi.Avenida hücumda durunca ve savunmada sertlikleri kaybolunca farkı açtık ve ilk periyodu 29-15 önde tamamladık.

2. periyotta Birsel oyuna tekrar girince hücumda kendimize geldik.İlk periyodun sonlarına doğru koç Birsel’i dinlendirmek için kenara aldı ve oyuna Babkina’yı soktu.O dakikadan sonra hücumda aksamalar göze çarptı.Babkina 2 numaraya Birsel’de 1 numaraya geçince değişim bariz şekilde ortaya çıktı.İlk yarıda inanılmaz bir tempo,mücadele vardı.Abartısız;maçı izlerken ben yoruldum.Savunmanın dozajını arttırınca,rakibi hataya zorladık ve üst üste top çalıp farkı yukarılara çekmeye devam ettik.Bu periyotta Avenida sert (!) savunmasına devam etti.Hatta baktılar ki hakemler düdük çalmıyor,dayak atma faslına geçtiler tabiri caizse !!! Penny’e yapılan teknik faulü geçtim,faul bile çalmayan rezil bir hakem üçlüsü vardı sahada.Penny bu darbeden sonra oyunun dışına çıktı acı içinde;ama hakemler hala oyunu 5-6 saniye oynatmaya devam ettirdiler.Ayrıca Erika;Tamane ve Nevriye'nin savunmaları karşısında kaybolunca agresifleşti,işi çirkefliğe vurdu.Bu sertliğe,ilk yarının bitmesine 5 saniye kala yaptığı taktik faulle Esmeral anlamlı bir cevap verdi.Dişe diş mücadeleyse bizde yaparız mesajını iletti rakibe.Hakemlerin skandal yönetimine rağmen ilk yarıyı 45-25 önde kapattık.

3. periyoda Angel’ın sayısı ile başladık.Hücumdaki ritmimizi  devam ettirdik.Savunmada da aynı tempoyla devam ettik.Fakat periyodun sonlarına doğru düşmeler,hücumda tıkanmalar başladı.İlk 2 periyottaki tempolu,hızlı oyundan sonra fiziksel düşmeler,konsantrasyon sorunu yaşamamız gayet normaldi.Bunun yanında ilk yarıda iyi savunduğumuz pota altından rakibe hücum ribaundları da vermeye başlayınca koç mola alarak duruma müdahale etti.Hakemler ise bizi çıldırtmaya devam ediyordu.Bir pozisyonda bize yapılan net faulü es geçip,takımımıza hücum faul çaldı ve bizede artık işi gırgıra vurmak kaldı !  Faul hakkımızı ilk dakikalarda doldurduğumuz için,Avenida sıkça faul çizgisine geldi.Ayrıca Avenida’nın bu sert oyununa rağmen bu periyotta 8.5 dakika faul almamasıda tarihe geçiyordu.Final periyoduna 58-36 önde girerken,maçın hakemleri karşılaşmanın önüne geçmeyi başarmıştı.

Son periyoda Esmeral-Babkina ikilisinin oynadığı fast break hücumundan bulduk.Yine hakem diyeceğim;ama bu periyotta da faullerimiz verilmedi.Avenida son bir hamleyle farkı kapatmaya çalıştı.Hücumlardan üst üste sayıyla dönünce,otomatikman savunmada da agresifleşmeye başladılar.Kraliçelerimiz bu dakikalarda bocaladılar,strese kapıldılar.Koç oyuncu değişikliklerinde doğru tercihleri yapınca ve neticesinde doğru beşe dönünce hücumda,savunmada taşlar yerine oturdu.2.36 kala 77-59 a getirince skoru rakibimizin gardını düşürdük.Son dakikalarda karşılık sayılarla geçti ve kraliçelerimiz sahadan 86-64 galip ayrılarak grup maçlarını 12 de 12 galibiyetle namağlup tamamladı.Ayrıca grup maçları baz alındığında üst üste 24. galibiyetimizide elde etmiş olduk.

Bu maç için oyuncu yorumlarından çok takımın genel durumundan bahsetmek istiyorum.Avenida maçı bizim için kendimizi test etme açısından iyi bir fırsat oldu.Rakibimiz maç boyunca sertlikleriyle,rakibi bozan yapıdaki oyuncularıyla takımımıza sorun çıkartmaya çalıştı;ama başarılı olamadı.Nazar değmesin kraliçelerimiz deyim yerindeyse şiir gibi oynuyorlar.Ne sertlik,ne alan savunması v.s hiçbir şey hücum etmemizi engelleyemiyor.Asistler,ekstra paslar,hızlı hücumlar..Basketbol ne gerektiriyorsa hiç zorlanmadan onu yapıyoruzMükemmel,makine gibi çok iyi işleyen bir takım olmayı başardık.En büyük pay sahibi koç Dikeoulakos’a kocaman alkışlar.

Artık önümüzde 8 li finaller için aşmamız gereken bir engel kaldı.Rakibimiz Fransız temsilcisi BLMA.C grubunu 6 galibiyet 8 mağlubiyetle 5 sırada tamamladılar.Serinin ilk maçı 21 Şubat Salı günü sahamızda oynanacak.2. maç 24 Şubat Cuma günü deplasmanda.Gerek görülürse 3. maç 29 Şubat Çarşamba günü yine kendi sahamızda oynanacak.

Ligde ise potanın kraliçeleri zorlu bir fikstür programına giriyor.4 Şubat Cumartesi günü Caferağa’da Mersin Bşb.’yi konuk edecek takımımız,8 Şubat Çarşamba günü ligdeki en önemli rakibi Galatasaray Medical Park’a konuk olacak.

Türkiye Kupası’nda ise çeyrek final kuraları belli oldu.Bu yıl Antakya’da düzenlenecek kupadaki rakibimiz Ceyhan Belediyesi oldu.7 Mart'ta oynanacak çeyrek final maçında turu geçersek yarı finaldeki rakibimiz Optimum Ted Kolejliler – Mersin Bşb. Maçının galibiyle olacak.Yarı final maçlarının tarihi 9 Mart,final maçının tarihi ise 11 Mart...Önlerinde çok yoğun ve zorlu bir program var.Kraliçelere sonsuz başarılar diliyorum bu zorlu süreçte.

Gecenin bir diğer önemli olayı taraftarların sevgilisi olan Cappie Pondexter takıma katıldı ve arkadaşlarını Avenida maçında yalnız bırakmayarak tribünden destekledi.Yuvana,evine hoş geldin Cappie !!!



(Not : Kraliçelerin ligde deplasmanda Homend Antakya’yı 92-65 yendiği maçı ve Euroleague’de deplasmanda Nadezhda’yı 72-60 yendiği maçların TV yayını olmadığı için yorumlayamadım.)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...