29 Eylül 2013

Obradovic'in Gençleri 2. Bölüm


"Obradovic'in Gençleri" adlı mini yazı dizimizin ikinci bölümünde Emir Preldzic, Barış Ermiş, Kenan Sipahi, Metecan Birsen ve Berk İbrahim Uğurlu'nun Uluslararası Rixos Cup 6 Basketbol Turnuvasındaki bireysel performanslarını, artılarını ve eksilerini bulabileceksiniz. İlk olarak Emir Preldzic ile değerlendirmemize başlayalım.

Emir Preldzic

Fenerbahçe Ülker'e geldiği ilk günden beri sahip olduğu Allah vergisi yeteneklerini kullanarak ha parladı ha parlıycak diye diye koca bir 6 sene heba oldu. Emir'de ki basketbol yeteneklerini, sahip olduğu basketbol zekasını daha önce hem ben buradan sizlerle paylaştım hem de tüm basketbol otoritelerinin söylediğine tanıklık etmişsinizdir. Ancak işin Emir tarafına baktığımızda sahip olduğu bu inanılmaz yeteneklere ihanet edercesine bir görüntü çizdiğini görüyorduk. Hep şunu iddia ettim. Bu çocuğu adam edecek iki tane antrenör var; Ya Zeljko Onradovic ya da Dusan Ivkovic. İki koçtan birisinin elinin değmesi bile Emir'i doğru yola sokacak, beklediğimiz Bodiroga patlamasını yaptırabilecektir. Bunu eminim ki sizlerde aklınızdan mutlaka geçirmişsinizdir. Artık ortaya yaydığımız pozitif etkiden midir bilmem ama sonunda hayallerimiz gerçek oldu. Emir'in başnda şimdi, onu adam edebilecek iki koçtan biri olan Zeljko Obradovic var.

Rixos Cup, bize Emir'de o beklediğimiz değişimin yaşanıp yaşanmadığı yönünde bir takım ip uçları verdi. Öncelikle Obradovic'in Emir üzerindeki etkisine değinelim. İlk olarak Obradovic, takımda patronun kendisi olduğunu Emir'e hissettirmiş. Geçmiş sezonlarda hocalarla yaşadığı sorunları göz önüne aldığımızda artık karşısında değil tartışacak, sesini dahi yükseltmeye cesaret edemeyeceği bir koçun olduğunu anlamış. Bu konuyla ilgili turnuva boyunca dikkatimi çeken en önemli detay Emir'in kaybettiği toplarda yada yaptığı yanlış tercihlerinden sonra yaşandı. Top kaybı yaptığında yada tercihini yanlış kullandığında dönüşte mutlaka Obradovic'e fazla çaktırmadan baktığını gördüm. "Acaba koç bir şey der mi?" diye o anda aklından geçirdiğini eminim. Bu da Emir'in 6 sezon boyunca saha içi disiplininde eksik kalan çok önemli bir boşluğu dolduracak bu sezon. Çünkü artık kafasına göre bırakın top kullanmayı, oyun setinin dışına dahi çıkamayacak. Emir için bunlar oldukça olumlu gelişmeler. Bu sezon stuff ile takışmak yerine işine bakacak. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi sahada istediği gibi at süremeyecek. Obradovic'in oyun anlayışından dışarı çıkamayacak. Bu da kendisinin sistem içinde kalmasını ve oynamasını sağlayacak.

Olumsuz anlamda söyleyebileceğimiz tek husus, son yıllarda asist üzerinden oynaması nedeniyle dış şutunun son derece bozulması. Takıma geldiği ilk 3 sezon dış şut performansı oldukça yüksekti. Ancak zamanla oyun kurucu pozisyonuna kayması, takımda asistleri yapan oyuncu konumuna gelmesi dış şutunu köreltmiş. Bunu yapacağı ekstra şut çalışmalarıyla giderebilir ancak ekstra antrenmanlar konusunda pek istekli olmadığını biliyoruz. Bakalım kafa yapısını ve oyun içerisindeki rolünü bu kadar kısa sürede değiştirtmeyi başaran Obradovic, bu konuda da etkisini gösterebilecek mi? Bunu da önümüzdeki günler gösterecek.

Barış Ermiş

Turnuva öncesinde takımda kalıp kalmayacağı merak konusu olan oyuncu konumundaydı Barış. Obradovic, en azından ilk devreyi Bo-Kenan-Berk üçlüsüyle geçmek istediğini belirtip, Barış'a takımda fazla şans veremeyeceğini iletmiş ve kendisine takım bulması halinde ayrılabileceğini söylemişti. Bu nedenle Rixos Cup, Barış için kendini ispat etme adına çok önemli bir fırsattı. Bu fırsatı kendi adına oldukça iyi kullandığını söyleyebiliriz. Genç ağırlıklı kadroda sorumluluk alan, skor üreten ve asistleri ile gençlere skor ürettiren bir Barış izledik. 

Ayak yavaşlığından çokça şikayet edilir Barış'ın. Çok hantal bir oyun kurucu olduğu söylenir hep. Bir bakıma bu eleştiri haksızda sayılmaz. Ancak özellikle bu turnuvada çok hızlı hareket eden, takımı hızlı bir şekilde hücuma çıkartan, savunmada da oldukça hareketli ve istekli bir Barış seyretik. Olması gerekende buydu aslında. Çünkü Obradovic'in kararını gözden geçirebilmesi için Barış'tan bu performansın gelmesi gerekiyordu. Sahada olduğu anlarda gençlere liderlik de yaptığını atlamayalım. Koç Barışta ki bu değişimi görmüş olacak ki turnuvanın son maçında Bo McCalebb ve Emir dururken Barış'ı ilk beş başlattı. Bu sıradan bir tercih değildi. Bu hareket ile Obradovic, Barış'ın turnuva performansını ödüllendirmiş oldu. 

Kendisi için kritik bir eşikte, Obradovic'in aldığı kararı tekrardan gözden geçirmesini sağlamış oldu. Koç, Barış ile ilgili son kararını ne şekilde verecek bunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Ancak şahsi görüşüm, Barış'ın takımda kalmasının faydalı olacağı yönünde. Yaşı ilerlemiş olan kaptanın sezon içerisinde inişli çıkışlı bir grafik yakalaması durumunda iki numarada da oynayabileceğini göz önüne aldığımızda kısıtlı sayıdaki kaliteli yerli guard rotasyonunda çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Kenan Sipahi

Türk Basketbolunun ve Fenerbahçe Ülker'in geleceği... Yaz transfer döneminin en çok konuşulan ismi. Genç Milli Takımda gösterdiği performans ile A Milli Takıma yükselmiş ve Obradovic'in dikkatini çekerek alınması yönünde istekte bulunmuş bir oyuncu. Henüz yaşı 18. Ancak sahip olduğu yetenekler yaşının çok ötesinde. Fenerbahçe'ye transferinde Obradovic kendisine "oynatma" sözü vermişti. Bu sezon oyun kurucu rotasyonunda sıkça süre alacak. Bu turnuvada da Obradovic tarafından sıkça sahaya sürüldü. Ligin orta sınıf takımından Euroleague'de şampiyonluk hedefleyen bir takıma gelmiş olması ve bu yükün altında nasıl oynayacak olması kafalarda soru işaretleri oluşturuyordu.

Bu turnuvada gördük ki, Kenan basketbol karakteri olarak bu seviyede oynayabilecek bir oyuncu. Ancak fiziki açıdan bu yükü henüz kaldırabilecek bir noktada değil. Önceliğini; fiziksel gelişimine vermeli. Euroleague seviyesinde süre alacak bir oyuncu için şu anki fiziği yeterli değil. Daha sert ve rakibi karşısında durabilecek bir fiziğinin olması şart. Obradovic'te bunun farkında ki, kondisyonerlere Kenan'ın ocak ayına kadar fiziki açıdan Euroleague seviyesine getirilmesi talimatını vermiş.

Turnuva genelinde Kenan'ın çok fazla şut kullandığını ve bunlarda da düşük bir isabet yüzdesi yakaladığını gördük. Kendini hemen ispatlamak istemesinden mi yoksa Obradovic'in ona serbestlik vermiş olmasından mı bilmiyorum ama çok fazla şut kullanması Kenan'ın da ritmini bozdu. Milli Takımlarda ve Tofaş'ta en uygun pozisyonu yakaladığında, seçerek şut kullanırdı. Eğer sezon içerisinde de bu kadar fazla şut kullanacaksa ekstra şut idmanları yapması gerekiyor.

Turnuva boyunca Kenan ile ilgili dikkatimi çeken en güzel şey; takım içerisinde yaptığı liderlikti. Sahada sorumluluk almaktan çekinmeden oynaması, takım arkadaşlarını oyun içerisinde sürekli uyarması, el yakan topları tereddüt etmeden kullanması Kenan'daki liderlik vasıflarının yüksek olduğunun birer göstergesi. Zaten oyun kurucu rotasyonunda oynayan oyuncular için bu çok önemli bir artı özelliktir. Kenan'da bu da mevcut durumda.

Metecan Birsen

Geçtiğimiz sezonu Fenerbahçe Ülker A Takım, Genç Takım ve İBB üçgeninde tamamlamıştı. Bu sezon başında da süre alamadığı için takımdan ayrılmak istediğini söylemiş ve sözleşmesinin feshi için TBF'ye başvurmuştu. Ancak Obradovic'in gelişi ile bu kararından vazgeçmiş ve hoca ile de konuşarak takımda kalmaya karar verdi. Metecan kendi yaş kategorisinde skorer bir oyuncu olarak kabul edilir. Basketbol zekası yüksek, kendi pozisyonunu yaratabilen, yüzdeli şut sokabilen ve gelecekte NBA yapabilecek gençler arasında gösteriliyor hep. Rixos Cup'ta bu saydığımız özelliklerinden bir tek şut yüzdesinde beklenen başarıyı sağlayamadı. Potaya kararlı bir şekilde giden, fiziki olarak gençler arasında en göze çarpan, ribaundları kovalayan bir Metecan seyrettik.

Turnuva genelindeki düşün isabet performansına çok fazla anlam veremedim. Çünkü genç takım maçlarınıda sıkça canlı izlediğim için ne kadar iyi bir şutör olduğunu biliyorum. Bu performansı beni çok fazla şaşırttı. Artık A Takımda oynamanın vermiş olduğu heyecan mı desek, tecrübesizlik mi desek bilmiyorum ama bildiğim tek şey turnuvadaki şut yüzdesinin benim tanıdığım Metecan'ın kinden çok daha düşük olduğuydu. Ayrıca oyunun savunma bölümünde çok fazla faul yapmış olması belki kafalarda soru işaretleri yaratmıştır, ancak bu faullerin fiziki açıdan kendisinden çok daha iri olan, tecrübeli oyunculara karşı yapıldığını unutmayalım. Rakibi ya faulle durduracaksın ya da basket atmasına izin vereceksin. Bu bağlamda doğru olanı yaptı. Faul tercihleri bir iki pozisyon dışında doğruydu.  Sezon içerisinde özellikle lig maçlarında kendisine süre bulacağı düşüncesindeyim.

Berk İbrahim Uğurlu

Fenerbahçe Ülker alt yapısının yetiştirdiği önemli genç oyunculardan biri olan Berk, Metecan, Kenan ve Ayberk'e oranla turnuvada çok daha az süre aldı. Ancak sahada süre aldığı dakikalarda ortaya koyduğu yürek görülmeye değerdi. Rakibi bire bir savunmada bunaltan, atletik yapısının vermiş olduğu avantaj ile rakip sahaya hızlı geçen ve topu baskı altından çok hızlı bir şekilde çıkartabilen bir oyuncu Berk. Yapması gereken tek şey şut mekaniğini değiştirmesi. Çünkü şu anda kullandığı şut mekaniği basketboldaki en sıkıntılı türlerden biri. İleride büyük bir oyuncu olmak istiyorsa öncelikle şut tehtidinin yüksek olması önemli.

Oyun kurucu pozisyonu için ülkemizin Kenan ile birlikte en iyisi olduğu aşikar. Sadece şutunu geliştirmesi Berk'i Kenan'ın bir adım önüne bile taşıyabilir. Çünkü her iki oyuncu arasında çok ince bir çizgi var. Her ikisininde birçok alanda birbirlerine üstünlükleri var. Şutunu geliştirmeyi başaran forma yarışında bir adım öne geçmiş olacak. Berk'te ilerisi için umut veren bir turnuva oynadı. Ancak diğer gençlerde de olduğu gibi halen bazı eksikleri var. Bunları gidermek için de Obradovic'in dediğini yapmaları lazım; "Genç oyuncuların bireysel antrenmanlara da önem vermesi lazım." Onlar için şimdi daha çok çalışma zamanı...

Not: Yazı dizimizin yarın ki üçüncü ve son bölümünde; Melih Mahmutoğlu, İzzet Türkyılmaz, Ayberk Olmaz, Ömer Faruk Yurtseven'in bireysel turnuva performanslarını ve tüm takımın istatistiki bilgilerini bulabilirsiniz...

28 Eylül 2013

Obradovic'in Gençleri 1. Bölüm


Fenerbahçe Ülker, yeni sezon hazırlıkları kapsamında bu yıl İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Rixos Cup 6 Basketbol Turnuvasına katıldı. Zeljko Obradovic önderliğindeki Sarı-Lacivertli Ekip, ciddi rakiplerin yer aldığı bu turnuvaya EuroBasket nedeniyle takıma dahil olmayan 5, sakatlığı bulunan 3 olmak üzere toplamda 8 as oyuncusundan yoksun olarak, genç ağırlıklı bir kadroyla katılmak zorunda kaldı. Bu yeni sezon için takımı izleme fırsatını elimizden alırken belki de çok daha önemli bir fırsatı bizlere sundu; Geleceğin Fenerbahçesini izleme fırsatına sahip olduk. 95-96-98 jenerasyonlarından ağırlıklı genç kadroda en tecrübeli oyuncular Bo McCalebb, Emir Preldzic ve Barış Ermiş'ti. Geri kalan 8 oyuncu 90 ve sonrası doğumluydular. Fizik olarak kendilerinden çok daha iyi durumdaki oyunculara karşı sahada mücadele veren Fenerbahçe Ülker'in genç yıldız adayları oynanan üç maçı da kaybetti belki ama taraftarın ve basketbol otoritelerinin gözünde turnuvanın asıl kazanan takımı oldular.

Bu yazımı çok uzun olacağından üç parçaya bölüp yazmaya karar verdim. Bu ilk bölümde takımımızın genel olarak turnuva performansını, baş antrenörümüz Zeljko Obradovic'in ve forma şansı bulan tecrübeli oyuncularımızdan Bo McCalebb'ın değerlendirmelerini, turnuvada yaptıkları olumlu ve olumsuz hareketleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Umarım bu mini yazı dizisini beğeniyle okursunuz.

Takımın Genel Değerlendirmesi

Çok genç ağırlıklı bir kadroyla sahaya çıktığımızı, turnuvayı takip eden her basketbolsever gördü. Belki as takımı izleyemedik ama as takımın nasıl bir oyun anlayışıyla oynayacağını bu turnuvada az da olsa gördüğümüz kanaatindeyim. Öncelikle altını çizmemiz gereken en önemli husus; oyun setleri...

Geçtiğimiz yıllardaki belki de en büyük eksiğimiz buydu. Spahija'nın son senesinden, Simone Pianigiani döneminde de devam eden sistemsizlik ve sahada setlere bağlı kalınarak oynanmayan, bireyselliğin ön planda olduğu bir oyun anlayışından tamamen kurtulmuş bir takım gördük. Sahada belki as oyuncularımız yoktu ancak Obradovic, yine sihrini yapmıştı. Genç oyuncular bile Obradovic'in çizdiği oyun setlerine bağlı kalarak sahada mücadele ettiler. Top paylaşımları ile boş adamı bulmaya çalışan, takımın skorer oyuncularına saha içerisinde pozisyon yaratan, saha içi yerleşimine büyük önem veren bir takım seyrettik.  Geçtiğimiz sezon ciddi düşük oranda olan asist ortalamamızı bu turnuvada oldukça yüksek tutarak bireysellik yerine takım oyununa olan bağlılığımızı gösterdik. Her ne kadar tecrübesizlikten değerlendirememiş olsak da yaptığımız olumlu top paylaşımları ile kolay sayılar bulma şansını sıkça yakaladık. Fiziki olarak bizden çok daha iyi durumda olan rakip oyunculara karşı sürekli adam değişerek yaptığımız savunma ile rakiplerimizin oyun düzenini bozduk. Yardım savunmasını doğru yaparak pota altındaki fiziki açığımızı iyi kapattık. 

Ancak bir durum var ki belki de bizi en mutlu eden gelişmelerden biri. Geçtiğimiz sezon 10 sayı bile geriye düştüğünde pes eden takımın bu sezon 24 sayılardan geri gelen bir takıma dönüştüğüne gözlerimizle tanık olduk. Maçın son dakikalarına kadar kafa kafaya oynayan genç yüreklere şahit olduk. Tüm bunları ele aldığımızda genel olarak takımın turnuvada ortaya koyduğu reaksiyon Fenerbahçe taraftarı için oldukça olumluydu.

Takım oyunu için olumsuz anlamda söyleyebileceğimiz bir şey yok aslında. Tecrübesiz bir takım olarak basit tercih hataları yaptık. Top kaybı sayımız biraz fazlaydı. Özellikle ribauntlarda fiziki eksikliğimizden dolayı her maç bu istatistikte geride kaldık. Ancak bunlar genç oyuncuların tecrübesizliği ve fiziki yetersizliklerinden kaynaklanıyor. Onlar için bu turnuvada yapılan hatalar gelecek dönemler için yol gösterici olacak. Dedik ya üç maçı da skor tabelasında kaybetmiş olsak da aslında biz geleceğimizi kazandık. Bu turnuva özelinde önemli olan da buydu.

Zeljko Obradovic

Eğitim alanında en yüksek kademe ordinaryüs profesördür ya, hani çalıştığı alanda en iyisi olan akademisyenlere verilir bu unvan. İşte bahsedeceğimiz kişide basketbolun ordinaryüs profesörü. Geçmişte yaptıkları dillere destan olmuş durumda Obradovic'in. Ancak bizim için önemli olan Fenerbahçe Ülker'de neleri yapabileceğiydi. Her sene büyük isimleri kadrosuna katan ancak istenilen başarıyı bir türlü yakalayamayan bu takımı düzeltebilecek miydi? Aklımızdaki tek soru işareti buydu. Ancak gördük ki Obradovic'in sihirli değneğinin ufak bir dokunuşu bile takımın tamamen değişmesini sağlamış. Bu yazıda Obradovic'i bençte gençlere olan davranışlarıyla değerlendirelim. Takıma kazandırdığı mentaliteyi genel değerlendirmede zaten belirttim.

Obradovic, yıldızları yönetme konusundaki ustalığının yanı sıra gençleri yetiştirme konusunda da oldukça başarılı bir antrenör. Boşuna basketbolun ordinaryüs profesörü demedim koça. Sert görüntüsünün aksine gençlere eğitim vermeyi seven, hatalarını sürekli onlara samimiyetle söyleyip, yapmaları gerekeni bir öğretmen edasıyla anlatan babacan bir adam. Bu turnuvada buna canlı şahit olduk. Rotasyondaki tüm gençleri kullanmaya çalışan, onlara süre veren bir Obradovic vardı bençte. Oyunda yapılan bir hatayı bençe dönüp, eline kalemi ve taktik tahtasını alarak gençlere hatalı hareketin aslında nasıl yapılması gerektiğini anlattığına tanıklık ettik. Kenan gibi, Metecan gibi, Berk gibi bu sezon A Takımda süre alacak olan oyunculara hep sahadaki hatalarını söyleyip, neler yapmaları gerektiğini anlattığını gördük. Oyun içerisinde hazırlanan pozisyonda şutu kaçıran oyuncusuna şutunun doğru olduğunu söyleyip, moralini yerine getirdiğini ve onlara duyduğu güveni oyuncularına hissettirdiğini gördük. 

Obradovic, bu turnuvada kenarda bir antrenörden ziyade bir öğretmen gibiydi. Kimi zaman kızdı, kimi zaman alkışladı, gençlere duyduğu güveni onları en kritik anlarda sahaya sürerek gösterdi. Obradovic, sadece Fenerbahçe Ülker için değil, Türk basketbolu ve milli takımı içinde büyük bir fırsat. Geleceğin Milli Takımı Zeljko Obradovic gibi bir antrenörün elinde şekillenecek.

Bo McCalebb


Fenerbahçe Ülker'e geçtiğimiz sezon Avrupa'nın en iyi 3 oyun kurucusundan biri unvanıyla gelen yıldız oyuncu, Union Olimpija maçında geçirdiği sakatlığın ardından form düşüklüğü yaşamış, üstüne bir de takımın ortaya koyduğu kötü performansta eklenince silik bir görüntü vermişti. Potansiyeli yüksek olan, kolay skor üretebilen bir oyuncu olan Bo, Obradovic'in bu sezon beklentisinin büyük olduğu oyunculardan biri. Hazırlık turnuvasında Kenan ve Barış'ın oyunda olduğu anlarda genellikle 2 numarada oynayan, 1 numaraya seyrek geçen yıldız oyuncu yeni sezonda sıkça 2 numaraya kayabileceğinin sinyallerini verdi. Aslında Bo için en verimli pozisyonun 2 olduğunu daha önce bir çok yazımda  yazmıştım.  

Turnuvada gençlere fazla şans verilmesinden ötürü beklenenden daha az süre aldı. Ancak sahada olduğu dakikalarda özellikle deliciliğini çok iyi kullanıp, rakip savunmaları bozup, hem arkadaşlarına şut pozisyonları yarattı hem de kendi şutunu buldu. Obradovic'in gelmesiyle ve kendisine gösterdiği pozitif yaklaşım ile öz güveni tamamen yerine gelmiş bir Bo McCalebb izledik. Obradovic'in sisteminin dışına çıkmadan, sistem içerisinde kendisine verilen rolü oynadı. Bu senenin yeni transferi olabileceğinin sinyallerini verdi. Özellikle uzun sıkıntısı yaşadığımız turnuva boyunca ribaundlara yaptığı katkı, tuttuğu oyuncuya nefes aldırmadan savunma yapması, rakibin pas kanallarına girmesi Bo için bu turnuva özelinde söyleyebileceğimiz pozitif hareketler. Tek olumsuz kısım, hepimizin malumu dış şutunun olmaması. Ancak yeni kurulan takımda bu çok fazla sıkıntı olmayacaktır. Çünkü Bjelica, Bogdanovic, Kleiza ve Melih gibi dış şut tehtidi yüksek olan oyuncularla oynayacak. Bo'nun yapması gereken sadece boyalı alana penetre edip, pozisyonu varsa skor üretmek yoksa savunma dengesini bozup topu bu dört oyuncudan biriyle buluşmak. 

Bu sezon gerçek Bo McCalebb'ı izleyebileceğimizi düşünüyorum. Bunun sinyalini ben aldım. Umarım göstereceği performans ile yanıltmaz beni. Çünkü Bo McCalebb, Fenerbahçe Ülker'in ve Obradovic'in sisteminin önemli bir parçası.

Not: Yazı dizimizin yarın ki 2. bölümünde; Emir Preldzic, Barış Ermiş, Kenan Sipahi, Berk İbrahim Uğurlu ve Metecan Birsen'in bireysel turnuva performanslarını bulabilirsiniz...

2 Ağustos 2013

Gelenler olduğu kadar, gidenler de oldu


Fenerbahçe Ülker, yeni sezon öncesi kadrosunu güçlendirirken geçtiğimiz sezon kadrosunda yer alan bir çok oyuncu ile de yollarını ayırdı. Büyük hedeflerle başlanılan sezonda yaşanan hayal kırıklığı sonrası sezon ortasında J.R. Bremer takımdan ayrılmış, sezonun ikinci yarısında ise baş antrenör Simone Pianigiani takımdaki görevinden ayrılarak ülkesine dönmüştü. Sezonun geri kalan kısmında Ertuğrul Erdoğan'ın yönetiminde başarısız çizgisini sürdüren Sarı-Lacivertli Ekibimiz Euroleague'e Top 16'da, lige ise play-off ilk turunda veda etmişti.

Yeni sezonda Fenerbahçe Ülker'de özellikle yabancı oyuncuların büyük bir bölümü değişti. İşte sizler için hazırladığımız ve bu sezon takımda yer almayacak oyuncuların listesi:

1- Mike Batiste
Geçtiğimiz sezon takıma dahil olan ve 1 yıllık sözleşme imzalanan Mike Batiste ile gelecek sezon için yeni bir sözleşme imzalanmadı. Panathinaikos'ta geçirdiği 9 sezonda elde ettiği başarılar, Obradovic'in oyun sistemindeki önemi ve Avrupa'da P&R oyununu en iyi oynayan uzun olarak kabul edilen Batiste, Simone Pianigiani'nin Fenerbahçesinde pek bir varlık gösteremedi. Sezon boyunca takımın en çok eleştirilen oyuncularından biri olan Batiste, vasatı bile aşamadan sezonu tamamladı. Fenerbahçe Ülker tecrübesinde kariyerine bir Türkiye Kupası şampiyonluğu da eklemesine karşın gelecek sezon için Fenerbahçe Ülker'in kadro planlamasına dahil olamadı ve takımdan ayrıldı.

2- David Andersen
NBA patentli oyuncu geçtiğimiz sezon Simone Pianigiani'nin çalıştırdığı Montepaschi Siena'dan transfer edilmişti. Kendisi için ödenen buy-out bedeli, takıma yapacağı katkılar için de taraftarı büyük bir beklenti içerisine soktu. Ayrıca sistemini yakından bildiği Pianigiani ile çalışmaya devam edecek olması hep bir artı olarak düşünüldü. Ancak yaz döneminde eşinin doğumu sebebiyle takıma geç dahil olması ve bu dönemde de dizinden ameliyat geçirmiş olması Andersen'in Fenerbahçe Ülker'de geçirdiği tek sezonda beklenilen performansın çok uzağında kalmasına neden oldu. Savunmada yumuşak kalması ve kolay geçilmesinin yanı sıra hücum performansı bakımından da eski Andersen'e bir türlü yaklaşamaması, ilk geldiğinde taraftarlar üzerinde oluşan algının da kırılmasına neden oldu. Bir yıllık Fenerbahçe Ülker macerasında Türkiye Kupası şampiyonluğu ve finalin MVP'si olma unvanını kariyer defterine eklemesine rağmen devam eden sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilerek sonlandırıldı.

3- Uros Tripkovic
Geçtiğimiz sezon devre arasında takıma dahil edilen Uros Tripkovic, kulüp tarafından "Avrupa'nın en önemli oyun kurucularından biri olarak" taraftarlara tanıtılmıştı. Basketbol kariyerine iyi başlamış ancak beklenen sıçramayı bir türlü yapamamış olan Tripkovic, Fenerbahçe Ülker'in kendisi için bir şans olduğunu söylemişti. Ancak sezon ortasında -destek kuvvet- olarak takıma dahil edilen bu oyuncuyu yarım sezon boyunca neredeyse hiç kullanmadık. Ne ligde ne de Euroleague'de uzun süreler aldığını görmedik. Benchte havlu sallayarak takıma destek olunabiliyorsa keşke bunun için İspanyalardan oyuncu getirmeselerdi. Bu görevi seve seve hem de hiçbir ücret almadan yapabilecek 25 milyon Fenerbahçeli zaten var. Neyse, oynamadığı için performansını bir türlü göremediğimiz Uros Tripkovic ile de 1 yıllık opsiyon hakkı kullanılmadı ve takımdan ayrıldı.

4-Romain Sato
Batiste ile birlikte Panathinaikos'tan takıma dahil edilen Romain Sato'da gelecek sezon ki Fenerbahçe Ülker rotasyonunda yer alamayacak olan isimlerden biri. Görev adamı olarak bilinen ve hücumdan çok savunma yönüyle anılan Sato, Fenerbahçe Ülker'in gönderilen oyuncular içerisinde geçen sezon en büyük katkı yapan isimdi aslında. Her ne kadar skorer bir kimliği olmasa da oynanan lig ve Euroleague maçlarında savunmaya yaptığı katkı çok değerliydi. Ancak oturmamış bir sistemde, Romain Sato'nun yaptığı bu faydalı işler hiç fark edilmedi. Ttakımın başına getirilen Zeljko Obradovic'in gelecek sezon ki kadro planlamasında yer vermediği Romain Sato ile devam eden sözleşme karşılıklı olarak feshedilerek takımdan ayrıldı. Sato gelecek sezon İspanya Ligi takımlarından Valencia Basket'te forma giyecek. Her ne kadar takımdan gönderilmiş olsa da geçtiğimiz sezon yaptığı katkılar için teşekkür etmek istediğim tek oyuncudur Sato. Hakkını teslim etmek boynumuzun da borcudur.

5-Kaya Peker
Sezon başı kalacak, gidecek söylentileri arasından henüz tam olarak kesinleşmiş bir ayrılma haberinin olmamasına rağmen bana göre bu listeye dahil olacak son oyuncuda Kaya Peker'dir. İzzet Türkyılmaz'ın transferi ile İlkan Karaman'ın 5 numaraya çekileceğini tahmin ediyorum. Bu durumda da Kaya için gelecek sezon Fenerbahçe Ülker kapısı kapanmış olacak. Aslında sözleşmesi biten bir oyuncu Kaya. Şu anda serbest. Daha önce yeni sözleşme önerilebileceği konuşuluyordu ancak son gelen haberler takımdan ayrıldığı yönünde. Fenerbahçe Ülker'de geçirdiği 3 sezon boyunca istikrarlı bir görüntü çizemeyen, çoğu maçta vasatı dahi aşamayan Kaya'nın eksikliği elbette hissedilmeyecektir.Hücum yönünde eski Kaya'dan uzak bir görüntü çizen ve takıma zararı, faydasından çok daha fazla olan bir oyuncunun 3 sezon gibi ciddi bir zaman diliminde bu takımda yer alması ise yöneticilik anlamında tam bir rezalet. Neyse ki zoraki de olsa doğru yol bulunmuş oldu. Kaya'nın da gelecek sezon Türk Telekom da oynayabileceği konuşuluyor. Yolu açık olsun...

22 Mayıs 2013

Teşekkürler Çocuklar!



Yine büyük umutlarla başlanılan ve yine sonu hüsranla biten bir sezonu daha geride bıraktık. Fenerbahçe Ülker'de son 2 sezonda yaşananlar gerçekten anlatılacak türde olaylar değil. Son beş senede 4 kez şampiyon olmuş bir takım gitti, yerine bambaşka bir takım geldi. Hatalardan dersler alınmadan, sezon başı hepimizi heyecana sokan transferler yapılmasına rağmen, arka planda çok farklı işlerin döndüğü bir organizasyona dönüştü Fenerbahçe Ülker. Final-Four hedefiyle başlanan sezonda, Top 16'yı zor gören ve tarihinde ilk kez Euroleague'e katılan Beşiktaş'ın ardından grubu sonuncu olarak tamamladık. Üstüne geçtiğimiz yıl olduğu gibi play-off'lara da çeyrek finalde veda ettik. Sadece Türkiye Kupası şampiyonluğu ile yetindik. Hiç yoktan iyidir mi desek yoksa göz boyamayalım mı desek bilemedim.

Ancak yine de ben takıma ve idari kadroya tek tek teşekkür etmek istiyorum. Belki utanır da ders alırlar...

Teşekkürler Kemal Dinçer! Sezon başı geldiğinde ortaya koyduğun hedeflere ve söylediğin sözlerle çelişen bir yönetim gösterdiğin, takım içerisinde gerilen ortamı çözecek hamleyi yapmadığın, sezon boyunca şubeye liderlik yapamadığın, Pianigiani gelmeden önce Obradovic'in geleceğini tahmin edip Mmike ve Sato transferlerini Simone'den habersiz yapıp, sonrada işte bunlar yeni transferlerimiz deyip bombayı Simone'nin kucağına koyduğun için...

Teşekkürler Simone Pianigiani! İlk kez ayrıldığın ülkenden buraya, başarılar kazanmak, "saygı duyulacak bir takım yaratmak" için gelmene rağmen tüm ipleri eline almadığın, masaya yumruğunu vurmayıp, "buranın patronu benim", "isteğim oyuncuları ben alırım" demediğin, sen gelmeden önce yapılmış transferlere ses çıkartmadığın ve bu sonu kendin hazırladığın için...

Teşekkürler Ömer Onan! Takımın kaptanı olarak, oyunculara liderlik edeceğine, geleneği sürdürüp belli oyunculara uyarak bir antrenörün daha ipini çektiğin, ona destek olmak yerine sırtını döndüğün için...

Teşekkürler Emir Preldzic! Geldiğinden beri yeni Bodiroga ha oldu ha olacak denmesine rağmen, Tanrının sana bahşettiği basketbol yeteneklerine bir sezon daha ihanet ettiğin, elit oyuncu olma fırsatlarını elinin tersiyle itmeye devam edip, sıradanlaşmaya başladığın ve takım içerisinde liderlik kavgasına girip huzuru kaçırdığın için...

Teşekkürler Bo McCalebb! Avrupa'nın en önemli oyun kurucularından biri olma unvanıyla geldiğin takımda, liderlik kavgasına girip, takım arkadaşlarına küserek aldığın ücrete ve giydiğin formaya ihanet ettiğin için...

Teşekkürler Mike Batiste! Emeklilik öncesi 1 milyon €'luk garanti kontratı yapıp, Türkiye ve İstanbul tatilini bedavaya getirdiğin için...

Teşekkürler Oğuz Savaş! Bir sezonu daha hayal kırıklıklarıyla tamamlayıp, kalitenin altında bir performans göstererek geride bıraktığın için...

Teşekkürler Uros Tripkovic! Devre arası katıldığın ve büyük katkılar vermen beklenmesine rağmen, nedense seni transfer eden coach'lar tarafından bile tercih edilmeden, kenarda tüm sezon havlu sallayarak, takım arkadaşlarına büyük destek olduğun için...

Teşekkürler Kaya Peker! Kendi başına geliştirdiğin ilginç atış stilinle bir sezon boyunca yine kolay sayıları kaçırdığın ve beklentilerin hep altında kalma istikrarını bu sezona da taşıdığın için...

Bu kadar fazla gereksiz teşekkür etmişken, "gerçek teşekkürü" hak edenleri de unutmayalım. 

Tüm sezon boyunca takımın sayı yükünü çeken, Euroleague Top 16 serisinin "en skorer" ve "en değerli" oyuncusu olmayı başaran, büyük olasılıkla da çubuklu içerisindeki son senesini tamamlayan Bojan Bogdanovic'e tüm hizmetleri için çok teşekkür ediyorum. Taraftarın kendisini unutmayacağını, aksine daha çok arayacağını söylememe zaten gerek yok. Umarım NBA'de de kalıcı olmayı başarırsın...

Sezon başı Galatasaray M.P'ın elinden kaptığımız, tüm sezon boyunca yeterli süreleri vermekte inat edilen, ancak sahaya çıktığı her maçta pota altına sertlik getirip, takım için mücadele etmekten vazgeçmeyen İlkan Karaman'a da çok teşekkürler. Geçtiğimiz sezon transfer döneminde "Fenerbahçe Ülker'in en önemli transferi" denmesinin ne kadar doğru olduğunu ispatladığı için...

Sezon başı dahil olan bir diğer oyuncumuz olan Barış Ermiş'e de, sezon içerisinde az süre bulmasına, Pianigiani'nin özellikle Avrupa rotasyonuna girmekte zorlanmasına rağmen, her aldığı süreyi en iyi şekilde değerlendirip, takıma Bo McCalebb'tan daha fazla tek başına maç kazandırdığı için teşekkürler.

Son teşekkürüm de taraftara... Sezon boyunca yaşanan inişli çıkışlı grafiğe rağmen, takımı hiçbir maçta yalnız bırakmayan "kemik" taraftar topluluğuna da teşekkür etmek istiyorum. Televizyon başında izleyenlerin bile sinir krizlerine girdiği bir takımı sezon boyunca tribünden desteklemiş olmak taktirin en büyüğünü hak ediyor..

Umarım yeni sezonda şu son 2 sezondan dersler alınıp, artık yaşlı oyuncu rotasyonunu temizleyip, gençleştirme çalışmalarına başlanır. Transfer için şimdilik aceleci olunmamalı. Mutlaka ama mutlaka önce coach belirlenip, açıklandıktan sonra bütçeyi hocaya verip, transferleri onun yapmasına izin verilmeli. Ki geleceği söylenen Dusan Ivkovic'in bu konuda taviz vereceğini de zannetmiyorum. Disiplinsiz oyuncuları adam edecek bir koç olan Ivkovic, belki Emir'i de doğru yola yönlendirir. Yoksa böyle bir yeteneğin heba olup gitmesine artık benim gönlüm el vermiyor. 

5 Ocak 2013

Finalin Adı : Fenerbahçe - Galatasaray



Spor Toto Kadınlar Türkiye Kupası yarı final mücadelesinde karşılaştığımız Ceyhan Belediye’yi 57-66 yenerek finale yükseldik.Finaldeki rakibimiz Galatasaray oldu.6 Ocak Pazar günü oynanacak karşılaşmanın başlama saati 15.00…

Birsel-Esmeral-Angel-Vera-Matovic beşiyle yer aldık sahada.Bir gün önce oynanan yorucu maçın neredeyse tamamında sahada yer alan Cappie,bu maçta yerini Biba’ya bırakıyor ve tribüne çıkıyordu.

İlk periyoda baktığımızda Angel’ın hücum gücüyle ayakta durduk.Dış ve orta mesafelerdeki yüzdemiz düşüktü.Burada devreye Angel girip,bireysel performansıyla takımı sürükledi.Savunma tarafına baktığımız zaman ilk 5-6 dakikalık bölümde aksadık.Rakibin hücumdaki en önemli kozu Swords’ü savunamadık,topla buluşmasını engelleyemedik.Özellikle Tuğçe İnöntepe yüksek paslarla asistleri yaptı Swords’e.Birde Tuğçe’nin içeri penetrelerini engelleyemedik bu bölümde.Çok rahat bir şekilde içeri girdi..Bizim için durağan geçen bu bölümden sonra savunmayı toparladık.Vera ve oyuna sonradan giren Nevin pota altını iyi kapattı.Hücumdaki tek skor opsiyonlarını devre dışı bıraktık.Ama bizde hücumda kötü oynadığımız için son saniyeye kadar gerideydik.Yine oyuna sonradan giren Olcay’ın kendi sahasından rakip sahaya gönderdiği uzun pasta Angel sayıyı attı ve ilk periyodu 16-17 önde kapadık.İlk periyotta akıllarda kalan kare Angel’ın nerdeyse smacı vuracak olmasıydı.Bir gün o smaç olacak ama ne zaman.İnşallah bize görmek kısmet olurda canlı canlı izleyebiliriz.

İkinci periyotta her şey istediğimiz gibi gitti.Hem savunmada hem hücumda ritmimizi bulduk.Sadece ilk 1-1.5 dakikalık süre içerisinde düzen dışına çıkıp skor üretemesekte daha sonra sahada yer alan oyuncularımızın hepsinden katkı aldık.Böylece aradaki farkı açmaya başladık.Önce sahneye Esmeral çıktı.Attığı sayı ve Birsel’e yaptığı asistle 5 sayı birden kazandırdı bize.Daha sonra oyuna giren Angel ve kaptan Birsel içeriye penetre ederek rakip savunmanın dengesini bozup,uzunları asistleriyle besledi.Nevin ve Matovic bu asistleri geri çevirmeyip skora katkıda bulundu.Son olarak tempoyu iyice yükselttiğimiz dakikalarda dış atışlardan da katkı aldık.İyi hücum etmemizin,boş oyuncuyu bulana kadar topu iyi çevirmemizin meyvelerini aldık.Birsel ve Biba’nın üçlükleriyle hayat bulduk.Angel yine topları çalarak rakibin hücumlardan boş dönmesine neden oldu.Özellikle Swords’ten kaptığı bir top vardı ki…Swords tam pas atacakken topa hamlesini yapıp kaptı Angel.Yavaşlatılmış görüntüde Swrods’ün kısa süreli şaşkınlığı dikkat çekiyordu.Evet,rotasyonu iyi kullanıp üstüne oyuna girenlerden gereken katkıyı alınca ilk yarıyı çift haneli farkla 27-42 önde kapattık.

Üçüncü periyot skor olarak kısır geçen bir periyot oldu.Ceyhan’ın hiç olmayacak yerlerde basit top kayıpları yapması ve bizim periyodun genelinde as oyuncuları dinlendirerek oynatmamız tempoyu düşürdü.Tabi bu esnada farkı sabit tutmamız bizim için olumluydu (39-54)

Son periyodun ilk 3 dakikasında her iki takımda skor üretemedi.Aslında maç bizim istediğimiz şekilde gidiyordu..Aradaki farkı korumamız,rahat bir tempoda oynamamız bizim işimize geliyordu.Ceyhan son bir hamle adına Ivezic’in liderliğinde üst üste sayılar bulmaya başladı.Bizde bu sayılara karşılık vermekte geç kalmıyorduk.Daha 1 dakika dolmadan Ceyhan’a 3 faul aldıran takımımız bu avantajıda iyi kullanarak faul çizgisine gelmeyi başarıyordu.Farkı bir ara 18 e çıkarınca rehavete kapıldık.Üst üste sayıları potamıza görmeye başladık.Son 1 dakika kala farkı 5 e kadar indirmeyi başardı Ceyhan Belediye.Ama taktik faulleri iyi değerlendiren takımımız farkın kapanmasına daha fazla izin vermeyip adını finale yazdırdı (57-66)

Maçı ikinci periyottaki oyunumuzla kopardık..Iniguez herkesten verim almayı başardı bu maçta.Ayrıca alınan sürelerin dengeli bir şekilde dağıldığını görüyoruz.İstanbul Üniversitesi karşısında çok yıpranmıştı takım.Dinlene dinlene oynamamız ilaç gibi geldi desek doğru olur.Maçın yıldızı seçilen Angel adeta İstanbul Üniversitesi maçında oynayamamasının acısını çıkardı.22 sayı 6 ribaund 5 top çalmayla maçı tamamladı.Maçta attığı son baskette müthişti,jeneriklere konulması gereken bir basket bence…Maçın bizim adımıza diğer bir yıldızı kaptanımız Birsel’di..11 sayı 4 asistle tamamladı maçı.İstanbul Üniversitesi maçında pek etkili olamamıştı.Ama Ceyhan maçında takımı iyi yönetti,üçlükleri rakip potaya yolladı..

Finalin adı Fenerbahçe – Galatasaray..Rakipte tek bir eksik var.Babası vefat eden Fowles ülkesine gitti.Çok üzücü bir gelişme..Sabır diliyorum kendisine..Sakatlıktan çıkan Alba Torrens yarın ki maçta oynuyormuş.Kaliteli bir oyuncu.Tabi sakatlıktan nasıl döneceği soru işareti ve ilk maçı olacak.Whalen-Torrens ikilisinin sahada olduğu zaman iyi işler yapacağı ortada.Dediğim gibi sakatlık sonrası ilk maçı..Bakalım ne kadar süre alacak ve nasıl oynayacak.Sezon başı Cumhurbaşkanlığı Kupası ve ligde aldığımız farklı galibiyetler kesinlikle bizi rehavete sokmamalı..Tek maç,telafisi yok,kupada son 3 yılın şampiyonu,karşımızda dirençli bir rakip bulacağımıza kuşkum yok..Maçın hiçbir anında düşmeden oynamalıyız.Iniguez’in kupadan önceki açıklamaları beni rahatlattı açıkçası.Kupanın favorisi olmadığını ve Galatasaray’ı iki kez yenmemize rağmen onlardan daha iyi değiliz demişti.Ayakların yere sağlam basmasını sağlayan bir açıklama..

İnşallah finalde gülen taraf biz oluruz ve kupayı 10. kez kazanırız..Kraliçelere sonsuz başarılar diliyorum..

4 Ocak 2013

Zorlu Geçen Bir Maçın Ardından...



Spor Toto Kadınlar Türkiye Kupası çeyrek final maçında karşılaştığımız İstanbul Üniversitesi’ni zorlu geçen bir mücadelenin ardından 72-68 yenerek yarı finale yükseldik.Yarı finaldeki rakibimiz Ceyhan Belediye oldu.Yarın (ya da bugün desek daha doğru olur) 20.15’te başlayacak maç Lig TV 3’te yayınlanacak.

Karşılaşmaya Birsel-Cappie-Angel-Nevin-Matovic beşi ile başladık.Maça hücumda istediğimiz gibi başlayamadık.İsabet oranımız düşüktü.Bunun yanında Matovic sorumluluk alıp hücumları bitiren isim olmak istedi;ama hep potadan uzakta buluştu topla.O’nu özel kılan orta mesafe şutlarını atamıyordu.İşte burada sete set hücumda topu pota altına indiremedik.İstanbul Üniversitesi çok iyi savunma yapıyordu.Kesinlikle bizi içeri sokmuyorlardı.Bunca olumsuzluğa rağmen ribaundlarda müthiş bir üstünlük kurduk rakibimize.İlk periyotta yanılmıyorsam 7 veya 8 hücum ribaundu aldık.Fakat hücumda hiç başarılı değildik.Hatta üst üste hücum ribaundu aldığımız dönemde yaklaşık 1 dakika (daha fazla da olabilir) İstanbul Üniversitesi’nin sahasında geçti.Futbol tabiriyle atak üstüne atak yaptık.Ama sayı atamadık,yüzdemiz çok düşüktü.İstanbul Üniversitesi ise savunmasının yanında hücumda da başarılı bir performans sergiledi.Nilay’ın üst üste attığı üçlükler onlara moral kaynağı oluyordu ve daha diri kalıyorlardı maçta.Burda Birsel’in savunma hatası vardı.İki üçlükte de Nilay’a uzak kaldı,bomboş durumda atışları kullanan Nilay cezayı kesti.Üçüncü atışında ise Cappie’nin elinin üzerinden attı üçlüğü.Cappie bu duruma artık isyan edince kenara mola alması için uyarıda bulundu.Hararetli bir şekilde kendisinin ve takımın hatalarını anlatan Cappie motive edici bir konuşma yaptı.Bu konuşma işe yaramış olacak ki son bölümde sayı yemedik;ama hücumdaki tıkanıklık devam etti.Bunda rakibin alan savunmasına dönmesinin payı büyüktü.İlk periyot geçilirken İstanbul Üniversitesi’nin 20-24 üstünlüğü vardı.

İkinci periyoda stepsler ve top kayıpları damga vurdu.Matovic’in sık sık yaptığı hatalı yürümeleri bu maçta çokça gördük.Bu sezon seviniyordum aslında artık steps yapmıyor diye..Nazar değdirdik demek ki.Rakip bile hiç olmayacak stepsler yaptı.Misal;topu pota altından sokup kendi sahasından hiçbir baskı olmadan çıkarken adımları hesaplayamayıp hatalı yürüme yapılması gibi.Ayrıca faul problemi başımızı ağrıttı.Matovic ve Angel’ın ilk yarı biterken 3 faulleri bulunuyordu.Neyse maça gelirsek,oyuna sonrada giren Esmeral takımı ayağa kaldıran isim oluyordu.İlk periyot boyunca yapamadığımız,yapmakta zorlandığımız içeriye girip potaya gitme işini yaptı,üst üste üçlüklerle hayat verdi,üstüne top çaldı.Vera’nın orta mesafeden skor üretmesi,topu pota altına indirmekte zorlandığımız dakikalarda ilaç gibi geliyordu bize…İstanbul Üniversitesi’ne uzun bir süre sayı imkanı tanımadık.Savunmayı toparladığımız bu periyotta ilk 5 dakikada sadece 3 sayı yedik..O da Davenport’un basket faulü idi.Hemen bir parantez Nevin için.Biraz şom ağızlıyım galiba.İyi dediğime nazar değiyor.Ama Nevin gerçekten çok iyi bir performans sergiledi savunma anlamında.Ribaundlarda da rakibe izin vermeyip hepsini topladı.Demin bahsettim,top kayıpları yaptık hem biz hem rakibimiz..Bu sayı bizim açımızdan fazla olsa da İstanbul Üniversitesi için hayli hayli fazlaydı.İlk yarı boyunca tam 16 top kaybıyla oynamışlar.İşleri rayına oturttuğumuz dakikalarda Angel’ın teknik faulü maçı biraz gersede,daha sonra duruldu ortalık.İlk yarıyı 38-30 önde geçerken sadece 6 sayı yiyorduk…

Üçüncü periyotta işler yine istemediğimiz bir şekilde gitmeye başladı.İstanbul Üniversitesi’nin 5-0 lık serisi ve iyi savunmasını izledik.Hücumda da üst üste hatalar ve yanlış tercihler yapmaya başladık.Rakip Davenport üzerinden oynamakta ısrar etti ve başarılı oldu.Bunu engelleyemedik.Bizi krizden çıkaran isim Esmeral oldu.Daha sonra Cappie’nin sorumluluk alması bize basket faul ve asisti ile geri döndü.Yorulan Cappie kenara geldi.Yerine faul problemi olan Angel oyuna girdi ve etkisini kısa sürede gösterdi.Savunmada rakibe yaptığı baskı,rakibin atışını bozması;hücumda ise fast breaklerdeki etkinliği ile 4 sayı 1 asistle oynadı kısa sürede.Ama hakemlerin saçma sapan faul kararıyla 4 faul oldu,yine kenara geldi.Her şeye rağmen Angel’ın kısa süredeki performansı farkı 2 ye kadar indiren İstanbul Üniversitesi karşısında tekrar 8 e çıkıyordu fark.Hücuma hareketlilik kazandıran Angel’ın oyundan çıkması ritmimizi bozdu.Son dakikada sayı atamadık ve fark son periyoda girerken 6 ya indi (54-48)

Son periyotta faul problemine giren Matovic’ten beklenen katkıyı almaya başladık.O’nun bu atışlarına o kadar ihtiyacımız vardı ki…Maçı izlerken kendi kendime ‘’savunma yapmasada olur  yeter ki bu atışları atsın’’ diyordum.Çünkü bu atışları ayrıca dış atışları da kaçırınca rakip iyice pota altına gömülüyordu.Bu da bizim kolay sayı bulma şansımızı ortadan kaldırıyordu.Birde oyuna yeniden giren Angel kısa sürede olmayan bir hücum faulle maça veda ediyordu.Hakemlerin biraz daha dikkatli olması gerekiyor.Angel’ın aldığı son 2 faulün faulle uzaktan yakından ilgisi yoktu.Neyse...Aradaki farkı korumaya devam ederken rakip asla pes etmeyeceğinin sinyalini veriyordu.Nilay ve Bahar ile maça tutunmaya çalışıyorlardı.Farkı en çok 4 e indirmeyi başardılar.Ama direksiyona geçen Esmeral ve Cappie rakibin daha fazla yaklaşmasına imkan tanımıyordu.Son anlarda taktik faullerde bir ara 1/4 atınca stres olsakta,daha sonra yüzdeyi düzelten kraliçeler maçı 72-68 kazanarak yarı finale kalıyordu.

Bizim için oldukça zorlu,yorucu,yıpratıcı bir maçı geride bıraktık. Zaten çok kolay geçeceğini beklemiyordum;ama bu kadar zorlayacaklarını da tahmin etmemiştim.Tek maç olması,olası bir yenilginin telafisinin olmaması ve İstanbul Üniversitesi gibi takımların bu nedenle maçlara daha motive çıkması bizi zorlayan sebeplerdi.İster istemez takım strese giriyor bu yüzden.Ligdeki maçın psikolojisi ile bu tip maçların psikolojisi çok farklı oluyor.Birde yoğun maç trafiği eklenince sinirler yıpranıyor mutlaka.Angel ve Matovic’in agresif tavırları bu yüzdendi.Onlara da hak vermek gerek.Sonuçta bu kadar handikapa rağmen,önemli oyuncularımızın çok erken faul problemine girip kenarda oturmalarına rağmen maçı kazanmamız güzel.Tebrikler Potanın Kraliçeleri…Not;Cappie maçın yıldızı seçildi.18 sayı 4 asistle tamamladı maçı.Neden özel oyuncu olduğunu,neden yıldız olduğunu molada söyledikleriyle gösterdi…

Şimdi önümüzde zorlu bir maç bizi bekliyor.Ceyhan Belediye maçı..Ligde 80-68 lik bir skorla mağlup etmiştik rakibimizi bkz. O maçta Sword ilk yarı boyunca baya zorlamıştı bizi.Buna ek olarak Ivezic ve Karklina’da  dikkat edilmesi gereken oyuncular..Daha çok yabancı katkısıyla oynayan bir takım.İstanbul Üniversitesi maçında rotasyonu istediğimiz gibi kullanamadık.Sürelerin dağılımına baktığımız zaman Birsel 38 dakika,Cappie 36 dakika sahada yer almış.Angel faul problemi nedeniyle sadece 16 dakika sahada yer aldı.Bi 5 dakika daha sahada kalsa maçı koparan isim olurdu bence..Ceyhan maçında inşallah dinlene dinlene oynarız.Bu maçın yıpratıcı geçmemesi için kenar katkısını iyi almamız lazım.Ve tabi ekstra durum (erken faul problemi gibi) yaşamamamız gerek…Aynı ligdeki maçta yaptığımız gibi yapacağımız sert savunma işimizi kolaylaştıracak..Bu zorlu maçta kraliçelerimize sonsuz başarılar..

31 Aralık 2012

Sadece Adı Derbi




Yılın son maçı yılın son derbisi (maalesef sadece isim olarak derbi) yılın son galibiyeti…Potanın Kraliçeleri TKBL 12. hafta mücadelesinde deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 54-95 yenerek 12 de 12 yaptı.

Yayın olmadığı için maalesef maçı izleme imkanı olmadı.Sadece istatistikler üzerinden gidersek;rotasyonu sonuna kadar kullandığımız bir maç olmuş.Hatırlarsak Edremit maçında kenar katkısını alamayınca mecburen as oyuncuları belli bir süre sahada tutmak zorunda kalmıştık.Ama bu maçta sürelere baktığımızda;kaptanımız Birsel 4 dakika,Angel 10 dakika sahada yer alırken,Cappie hiç süre almamış..Ayrıca bu maçta kontenjana takılan isim Matovic oldu..İyide oldu..Bu tip maçlarda rahatlıkla idare ederiz pota altını.Yoğun maç trafiğinde ilaç gibi gelmiştir dinlenmesi..Ek bir parantez açmak istiyorum Vera için..Baktığımızda kolay bir rakibe karşı oynadık;ama Vera hücumda %100 lük bir performans göstererek alkışı hak etti.Maçı 15 sayıyla tamamladı (6/6 ikilik 1/1 üçlük isabeti)

Genç oyuncularımıza dönersek…Olcay yakaladığı şansı iyi değerlendirdi.23 dakika yer aldığı karşılaşmayı 15 sayı 5 ribaund 4 asistle bitirdi..3/5 ikilik ve 3/3 üçlük isabeti tutturdu..Böyle maçlardaki performansı ilerisi için umut veriyor.İyi bir performans göstermesi kendine olan güvenini daha da yukarı çekiyor,şut kullanacağı zaman tereddüt etmiyor,sorumluluk almaktan kaçınmıyor.Bu sezonun geri kalanına baktığımızda hiçte azımsanmayacak şekilde süreler aldığını görüyoruz..Bu fırsatı şu ana kadar çok iyi değerlendirdi bana göre..Arada 1-2 maç kötü performans göstermiş olabilir;ama geriye takılıp kalmaması onun için artı bir nokta..İnşallah böyle devam eder…

Bu sezon ilk kez Galatasaray maçında kadroda gördüğümüz Hülya Çoklar (Daha önceleri maç kadrosunda yoktu diye biliyorum) 10 dakika saha yer aldığı maçı  6 sayı (3/5 ikilik) ile tamamladı.Gelecek için umut verdi..Tecrübesizliği nedeniyle kısa sürede 5 faulle oyun dışı kaldı.O da doğal olarak maçlarda oynaya oynaya gelişecek.Yine Edremit maçına dönersek,Cansu Köksal kısa sürede 5 faulle kenara gelmişti.Maç temposuna alıştıkça bu handikaplarıda ortadan kalkacak..Ümit ediyorum ki inşallah ileride kadronun temelini oluştururlar..

Şimdi önümüzde Türkiye Kupası maçları var..2-6 Ocak tarihleri arasında Antalya’da düzenlecek olan kupanın programı şöyle;

2 Ocak Çarşamba : Canik Bld. – Mersin Bşb. & Galatasaray – Homend Antakya Bld.

3 Ocak Perşembe : Ceyhan Bld. – Kayseri Kaski & Fenerbahçe – İstanbul Üniversitesi (Aynı gün oynanan karşılaşmaların kazananları yarı finalde eşleşiyor)

4 Ocak Cuma günü yarı final ve 6 Ocak Pazar günü final.

Kağıt üzerinde baktığımız zaman Galatasaray’ın yer aldığı bölüm daha kolay gibi gözüksede maçların kağıt üstünde oynanmadığı da aşikar.Sürprizler yaşanmazsa finalin adı Fenerbahçe – Galatasaray olur..Şu an formumuz en üst seviyede.Çıkışa geçtiğimiz bir dönemdeyiz..En son 2009’da kazandığımız Türkiye Kupası’nı bu yıl müzemize götüreceğimize inanıyorum.

Çeyrek final mücadelesinde 3 Ocak Perşembe günü saat 19.30’da İstanbul Üniversitesi ile karşılaşıyoruz..Maç yayını Lig Tv 3’te.Kupa yolunda kraliçelere sonsuz başarılar diliyorum..

28 Aralık 2012

Galatasaray Yok Over and Over !!!




Potanın Kraliçeleri TKBL 11. hafta mücadelesinde karşılaştığı Galatasaray’ı 83-67 yenerek zirvede tek kaldı ve namağlup ünvanını sürdürdü.

Maça biz;Birsel-Cappie-Angel-Nevin-Matovic beşiyle başlarken Galatasaray,Whalen-Işıl-Şaziye-Lyttle-Fowles beşiyle başlıyordu.İlk 5 dakikalık bölümde oyunu domine eden taraf bizdik.Matovic’in hücumda aktif olması -ki alışık olduğumuz orta mesafe şutlardan ziyade turnikeye gidip basketi buluyordu- iyi savunma yapıp akabinde ribaundları alıp hızlı hücumlarla sayı bulmakta zorlanmadık.Burda da başrolde olan isimler Angel-Cappie ikilisiydi.Birebirlerde maç boyunca çok etkili oldular zaten.Rakip ise Fowles ile etkili olmaya çalışıyordu.Aslında iyi savunmamıza rağmen o bölgeyi,biraz şans birazda bizim hatalardan dolayı sayıları buluyordu Fowles.Periyodun bitmesine 5 dakika kala skor 14-6 ya gelince Galatasaray mola aldı..Mola dönüşü maça iyi dönen taraf Galatasaray oluyordu.Işıl ve Şaziye’nin sayılarıyla farkı 3 e kadar indirdiler.Savunmada düştüğümüz dakikalardı.Boş şut imkanı verdik,ayrıca ribaundlarda da  etkili olamadık.Bu sefer molayı alan ve moladan iyi dönen taraf biz olduk.Angel’ın önderliğinde üst üste hücumlardan sayılarla dönmeyi başardık.Savunma tarafında ise Nevin’in gayreti Galatasaray uzunlarına sayı imkanı tanımıyordu.İlk periyodu 26-17 önde kapatırken hücumdaki performansımız göz dolduruyordu.

İkinci periyotta ilk periyodun tam tersi hücumda durgun başladık.İsabet oranımız düştü..Bu durum savunmayada yansıdı.Çokça hücum ribaundu verdik.Rakip uzunları savunamadık.Pota altını çok iyi kullandı bu periyotta Galatasaray.Lyttle ve Wauters ile etkili oldular.Farkı 3 e kadar indirmeyi başardılar.İlk periyottaki tempolu oyun sonrası fiziksel olarak düştük.Kolay atışları kaçırdık,basit hatalar yaptık.Ama büyük maçların büyük oyuncusu Cappie daha sahneye çıkmamıştı.İlk yarının son 1.5 dakikalık bölümünde attığı 7 sayıyla takımı sürükleyen isim oldu.Ayrıca bu bölümde alan savunmasına döndüğümüzü belirtmekte fayda var.Periyot boyunca kolay atış imkanı bulan rakibimize nefes aldırtmadık yaptığımız savunmayla.Burada da en çok alkışı hak eden isim Nevin’di bence.İlk yarı biterken tabelada 42-30 üstünlüğümüz vardı.

Üçüncü periyotta Galatasaray daha fazla etkili olan taraftı. Işıl’ı hücumda iyi kullandılar.Kenar çizgilerde boş durumda Işıl’ı bulmayı başardı Galatasaray ve neticesinde üçlükleri çok rahat bir şekilde kullanıp skor üretti.Ayrıca içeri girip şut kullandığında da el gösterip atışını bozamadık Işıl’ın..Yine kolay sayı bulmaya devam etti.Farkı azaltan Galatasaray’a Angel ve Cappie’nin yine birebirlerdeki etkinliğini kullanıp cevap verdik.Ama savunmadaki aksaklık devam etti.Periyodun sonlarında bu sefer Whalen öne çıktı.Her içeri penetre ettiğinde çok rahat potaya gitti ve sayı üretti..Önlem alamadık bir türlü..Hücumda zorlandığımız anlarda oldu.Yanılmıyorsam 2-3 kez 24 saniye biterken mecburen kullandığımız atışlardan basket bulmayı başardık.Maçın kritik anları bu anlardı bence.Çünkü Galatasaray kolay sayı atarken,savunmadaki oyunuyla zorlamaya başlamıştı bizi.Son saniyelerde bulduğumuz sayılar onları biraz oyundan düşürdü,bizide maçtan koparmadı.Son periyoda 10 sayı farkla 62-52 önde giriyorduk.

Dördüncü periyotta uzunların savaşı oldu desek yanılmayız.Mücadele anlamında değilde skor anlamında.Biz Matovic ile skor üretirken Galatasaray ise bütün hücumlarda topu pota altında Wauters ile buluşturup sayı buluyordu.Ama maçın gizli kahramalarından Esmeral’i unutmamak lazım..Çok iyi bir performans ortaya koydu bu periyotta.Son darbeyi indirmemizde payı büyüktü attığı  sayılarla.Özellikle aldığı basket faul,neden o’nun ülkedeki en iyi kadın basketbolcularından biri olduğunu cevaplar nitelikteydi.Ayrıca takımı özellikle tebrik etmek istediğim bir nokta var.Galatasaray’a son 2-2.5 dakika sayı şansı tanımadık.Buradaki istekli savunmamız görülmeye değerdi.Maçı nasılsa kazandık havasına girmedik,en ufak bir konsantrasyon kaybı yaşamadık bu dakikalarda..Ve akabinde Wauters’a üst üste bloklar yaparak basket şansı vermedik.Maçı 83-67 kazanan kraliçelerimiz çok büyük bir avantaja sahip oldu.Ligde Galatasaray ile galibiyet farkını 2 ye çıkararak liderliğini daha da sağlamlaştırdı.

Maçın başından sonuna kadar üstünlüğümüzü rakibe kabul ettirdik.Son periyot hariç maçın geri kalan bölümünde Galatasaray hep bir hamle yaptı,seri yakaladı geri dönüş adına,farkı azalttılar;ama bizde her seferinde buna bir seriyle karşılık verip maçın başabaş gitmesine izin vermedik.Son periyotta da vurup geçtik..İstatistiklere baktığımızda top kayıplarının maçın gidişatını etkilediğini görüyoruz.Biz sadece 4 top kaybı yaparken,Galatasaray 13 top kaybıyla oynadı.İki takım toplamda 20 asistle oynarken buradan bireysel performansların ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.Cappie ve Angel’ın el üstü şutları,birerbirlerdeki etkinliği…Kısaca bizim takım yapılabilecek her şeyi yapmış.Hem takım hem bireysel performans anlamında.

Bireysel performans demişken;bu tip maçları çok iyi oynayan Cappie yine Galatasaray yok dedi.Maçı 17 sayı 3 asist 3 ribaundla tamamladı.İkinci periyottaki performansı,kendine olan güveni,sorumluluğu alıp takımı sürüklemesi niye özel oyuncu olduğunu gösterdi.Yani kısaca seviyoruz seni Cappie..Angel’da bu maçları oynamayı seven diğer bir oyuncumuz.Maçı 18 sayı 6 ribaund 4 asistle tamamladı.Hızlı hücumlarda cezayı kesti,ribaundlarda etkili oldu.Teke tek kaldığında rakip savunmacıları yere serdi..Matovic ise maçın en skorer ismi oldu.21 sayı 7 ribaund 3 asistle mücadeleyi tamamladı.İlk ve son periyotta çok iyi oynadı.Son periyotta rakip potayı abluka altına aldı.Nevin 9 sayı 3 ribaund 1 asistle tamamladı maçı.Son zamanlarda artan performansı bizleri çok sevindiriyor.Artık daha güvenli daha istekli oynuyor.Burada koç Iniguez’in katkısı tartışılmaz.Hepimizden çok sevinmiştir hatta.Hele bir pozisyonda son saniyede attığı üçlük güven patlamasıydı resmen.Umarım hep bu çizgide devam eder.Savunmada rakip uzunları iyi savundu,dengelerini bozdu.Özellikle Fowles’a iyi box out yapıp hücum ribaundu almasını engelledi.Esmeral maçı 6 sayıyla tamamladı.Maçın kopma anlarında üst üste bulduğu sayılarla takıma ve taraftarlara derin bir oh çektirdi.Kendi adına kötü geçen bir sezondan sonra bu sene küllerinden doğdu..Ve son olarak kaptanımız Birsel..Maçı 7 sayı 5 asist 4 ribaundla tamamladı.

Tribünlere değinirsek;ilk kez bir derbi maça ev sahipliği yapan Fenerbahçe Ülker Sports Arena benim için sınavı başarıyla vermiştir.Alt ve orta katların hemen hemen dolduğu bir ortamda takıma çok iyi destek verildiğini düşünüyorum.4000-5000 arası taraftar vardı herhalde..İddialı bir laf belki ama erkek takımın maçında bile böyle coşkulu bir ortam olmadı bu sezon.Maçın her anında destek çok iyiydi takıma.Lig maçı olmasına rağmen doluluk oranı kadın basketboluna göre üst düzeydi.Final serisinde daha fazla taraftar daha fazla coşku olacağına inanıyorum.Caferağa’nın bize sağladığı avantaj yadsınamaz kesinlikle.Ama takım yeni salonda da aynı performansı sergilemeye devam etti.Demek ki keramet sadece salonda değil çubuklu formada.Kraliçeler,biz burada da aynı çizgide devam ederiz dedi.İnşallah bu şekilde devam eder.

Önümüzdeki günlerde yoğun bir program bizi bekliyor olacak.Önce TKBL 12. hafta maçında Beşiktaş deplasmanına gidiyoruz.29 Aralık Cumartesi günü oynanacak maçın başlama saati 14.00.Daha sonra 2-6 Ocak tarihleri arasında Antalya’da yapılacak olan Spor Toto Türkiye Kupası maçlarına çıkacağız.Bu zorlu süreçte kraliçelere sonsuz başarılar…

Son olarak Cappie’nin klasikleşmiş röportajıyla yazıya noktayı koyalım..



25 Aralık 2012

Galatasaray Maçı Öncesi Antrenman Tadında Bir Maç




TKBL 10. hafta mücadelesinde (22.12.2012)konuk olduğumuz Edremit Belediyesi’ni 59-70 yenerek 10. maçta 10. galibiyetimizi aldık..

Aslında maç için fazla yorum yapmaya gerek yok..Rakibimiz zayıf bir takımdı.Ligde tek galibiyetleri var,o da bu sezon gençlerle yoluna devam eden Beşiktaş’a karşıydı.Yarın ki (26.12.2012) Galatasaray maçı öncesi ter idmanı şeklinde geçen bir mücadele oldu.

Maça çok iyi başlayıp farkı kısa sürede çift haneye çıkardık.Aradaki kalite farkı ortaya çıkmıştı..As oyuncularımız maçı sürükleyip götürdü derken,ikinci periyotta oyuncu değişikliklerinin etkisiyle ritmimizi kaybettik..Acele atışlar,organize olmayan hücumlar şeklinde geçti bu periyot.Belki acımasız bir eleştiri olacak ama fazla süre alamayan oyunculardan daha iyi bir performans beklerdim.Çünkü karşımızdaki rakip genellikle yabancı oyuncularından katkı alan bir ekipti.Kadroca zayıf görünen rakibe karşı daha güzel basketbol bekliyordum.Misal Kübra geçen sezondan beri içeri penetre etmeden oynamayı düşünüyor.Pası aldığı gibi potaya yolluyor.Aslında biraz zorlayıp içeri girse daha yararlı olacak.Iniguez mecburen kötü oyuna müdahale edip;Birsel-Matovic-Angel üçlüsünü tekrar oyuna soktu.Kaptan dümene geçip durumu toparladı..Farkı tekrar yukarıya çeken takımımız 3. periyodun ortalarına kadar 20 ye kadar çıkartmayı başardı.Sonra yine oyuncu değişiklikleriyle gelen ivme kaybı farkın azalmasına neden olsada rakibin yapacak fazla bir şeyi yoktu..Sadece güçleri yettiğince direnmeye çalıştılar..Normal maç temposuyla oynasak 40-50 arası farklarda bitirebilirdik maçı..Ki yine rotasyon yaparak yani..Sadece bu maçta bizim adımıza olumsuz olan nokta kenar katkısını yeterince almamamız..Çünkü takım daha 3 gün önce Romanya’da Euroleague maçına çıkmış,fazla dinlenme şansı bulmadan yine deplasman için yolculuk yapmış..Bu durumda kenardan gelen oyuncuların as oyuncuları dinlendirmeleri gerekiyordu.Hoş 25 dakikadan fazla süre alan oyuncumuz yoktu gerçi ama daha fazla dinlenme imkanı bulabilirdi as takım..

Neyse bu kadar negatif düşünce yeter.Demek konsantre olunmamış maça (sonradan oyuna girenler için söylüyorum) Bende maçı izlerken aklımda Galatasaray maçı vardı zaten.Bir an önce bitse gözüyle izledim maçı.Oyuncularda illaki bunu düşünmüştür..

Şimdi önümüzde kritik bir maç var..Galatasaray’ı konuk ediyoruz..Eğer bu maçı kazanırsak hem Galatsaray hem de Kaski ile galibiyet farkını 2 ye çıkartmış olacağız..Playofflarda saha avantajını kazanmak için büyük avantaj elde etmiş olacağız.Birde önceki yazılarda belirtmiştim..İlk yarıda 13 maçın 8 i kendi sahamızda.Kayıpsız geçersek bu bölümü,ikinci yarı zorlu deplasmanlara gittiğimizden kaybetme lüksü doğacak..Mersin,Kaski,Tarsus ve Galatasaray deplasmanları bizi bekliyor olacak..

Galatasaray’da dikkat edilmesi gereken en önemli isim Lindsay Whalen.TKBL’de 6 maçta 14,3 sayı ve 3,5 asist ortalaması tutturmuş..Eğer Whalen olmasaydı bu maçı rahatlıkla alacağımızı söyleyebilirdim.Sezon başında Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda karşılaştığımız Galatasaray düz takım niteliğindeydi.Yaratıcı oyuncuları hiç yoktu.Ama şimdi Whalen’in Galatasaray’a kademe atlattığı ortada.Bazı maçlarını takip ettim Galatasaray’ın hem ligde hem Euroleague’de..Zorlanarak kazandıkları maçlarda öne çıkan isim hep Whalen oldu.Maçın son anlarında sorumluluk almaktan kaçınmıyor hiçbir şekilde ve maçı alıp götürüyor..İyi savunmamız lazım..Geçiş yollarını kapatmamız lazım..Pota altı oyuncularına gelirsek..Bu sezon transfer ettikleri Ann Wauters ve Sancho Lyttle üst düzey uzunlar..Fowles’ı söylemeye gerek yok zaten..Bahar’ı da ekleyince bu mevkide rotasyonlarının geniş olduğu görülüyor.Bizde de tam tersi sıkıntının olduğu yer pota altı.Benim düşüncem her ne kadar rakibin pota altı daha da güçlenmiş olsada,geçen sezon ki Tina Charles-Fowles ikilisi kadar düşündürmüyorlar.Hatırlarsak Tina Charles başımızı epey bi ağrıtmıştı geçen sezon.Hem Wauters hem Lyttle tabiki elit oyuncu kategorisine giren uzunlar.Ama Tina Charles kadar oyunu sürklase edeceklerini zannetmiyorum.Tabi burada bizim oyuncularada çok büyük iş düşüyor.Matovic ve özellikle Vera’nın uzun kolunun avantajını kullanarak rakiplerini devre dışı bırakması gerek..Ayrıca yakın savunmaları gerekiyor.Hem Wauters hem Lyttle orta mesafedende sayı buluyorlar.Fowles’ı bu konuda her zaman riske edebiliriz;ama bu iki oyuncunun dibinde bitmeliyiz hemen topu aldıklarında.Yalnız Nevin ve Yasemin’in aldıkları sürelerde dinlendirmeleri gerekiyor Vera ile Matovic’i.Eğer 30-35 dakika arası oyunda kalırlarsa orada üstünlük sağlayamayız.Bir ihtimal artık duruma göre Angel’ı 4 numara oynatabiliriz..

Şimdi koç Iniguez’i zor bir tercih bekliyor.Angel-Matovic-Vera kesin maç kadrosunda olacak isimler.Tribüne çıkan isim Biba mı olacak yoksa Cappie mi..Kendi düşüncemi söylersem,her ne kadar Biba son zamanlarda müthiş bir form grafiği yakalasada tercihim Cappie’den yana olur.Cappie belki şu ana kadar ahım şahım bir oyun sergilemedi sezonun geri kalanında..Bana kalırsa rölantide gidiyor.Çünkü vites arttırmasına gerek yok şu anki fikstür ortamında..İhtiyaç halinde tabiki ortaya çıkıyor,sorumluluk alıyor.Yine hatırlarsak geçen sezon geldiğinde birçok kişi gerek varmıydı vs gibi soruları sormuştu.Hatta ilk geldiği günlerdeki oyunuyla eski Cappie değil yorumlarıda yapıldı.Ama Mersinle oynanan yarı final serisinde kıvılcımı yakmış,Galatasaray ile oynanan final serisinde takımı sürükleyen ve şampiyonluğumuzun en büyük mimarlarından biri olmuştu.Şimdi o’nun zamanı..Galatasaray maçlarını çok sever ve çok iyi motive olur..Ayrıca maçın sıkıştığı anlarda Angel ile birlikte delici güç olarak sahada yer alması bizim için büyük bir avantaj teşkil edecek.

26.12.2012 Çarşamba günü 20.30’da Fenerbahçe Ülker Sports Arena büyük salonda başlayacak maçın bilet fiyatları her kategori için 10 TL..Bu kritik maçta yalnız bırakmayalım kraliçeleri..

Caferağa’dan sonra Galatasaray ile evimizde ilk maçımız..Yılarca ev sahibi avantajımızı çok iyi kullandığımız Caferağa’dan ayrılırken tek bir soru meşgul ediyordu hepimizi..Fenerbahçe Ülker Arena aynı etkiyi yapacak mı ? Hatta küçük salon düşünülebilirdi..Belkide güvenlik durumu yüzünden kabul görmedi.Maçtan sonra bol bol konuşulur,tartışılır bu durum..Sonsuz başarılar kraliçeler..

21 Aralık 2012

Birsel Birsel Birsel Vardarlı !!!



Euroleague Women 9. hafta mücadelesinde deplasmanda karşılaştığımız Targoviste’yi 60-89 yenerek kritik bir galibiyete imza attık.

Birsel-Cappie-Angel-Vera-Matovic beşi ile başladık maça.İlk anlarda alan savunması yapan Targoviste iki uzunumuza üst üste hatalar yaptırıyordu.Daha sonra toparlanan kraliçeler Angel’ın önderliğinde üst üste sayılar bulmaya başladı.Savunmanın da sertliğini arttıran takımımız ilk 5 dakikada Targoviste’ye sadece 4 sayı atma şansı veriyordu..Rakibin hücumlarında potamızı iyi savunuyor,rakibe iyi baskı yapıyor ve onları hata yapmaya zorluyorduk.Burda da önplana çıkan isim çaldığı toplarla Angel oldu.İlerleyen bölümlerde savunmadaki agresifliğimiz kaybolunca,Targoviste Currie ve Marginenan ile üst üste sayılar bulup mini bir seri yakalasa da;takımımız hızlı hücumlarla rakibe yakalama şansı vermedi.Oyuna sonradan giren Biba hızlı hücumları bitiren isim oldu.Hızlı hücumların yanında uzunlarımızı da iyi kullandık..Matovic ve son haftalarda artan performansıyla Nevin skora katkıda bulunan diğer isimlerdi.Tabi burada uzunları asistleriyle besleyen Birsel’i unutmamak lazım.Kaptan gemisini çok iyi yönetiyordu yine..İlk periyot geride kalırken tabelada 16-31 üstünlüğümüz vardı.

İkinci periyoda ilk periyodun tam tersi bir görüntü içinde başladık.İlk 3.5 dakikada sayı atamadık ve Targoviste 6-0 lık bir seri yakaladı.Hücumda istikrarımız bozuldu.Aslında şut imkanı bulduk her seferinde;ama isabet sağlayamadık.Yalnız bu olumsuzluğa rağmen Biba topu her aldığında içeri penetre ederek doğru olanı yaptı.Sayı atamasada rakibe üst üste fauller aldırdı.Bunun neticesinde kısa bir sürede faul hakkı dolan Targoviste karşısında ilk sayımızı Nevin’in serbest atışından bulduk.Ama bir türlü tempoyu yükseltemiyorduk,yine kolay basketler yemeye devam ettik.5.20 kala farkı 4 e kadar indirmeyi başardı Targoviste (28-32) 12-1 lik seri sonrasında oyuna giren Birsel-Angel takımı ayağa kaldırdı.Önce sayıları atan Angel,savunmada ise rakibin atışlarını bozarak sayı yememizi engelledi.Periyodun başında şutları girmeyen Biba bu sefer Birsel’in asistlerini değerlendirerek farkı tekrar çift haneye çekmemizi sağladı.İlk yarı biterken 34-49 üstünlüğümüz vardı.

Üçüncü periyot için söylenecek tek şey Birsel Vardarlı..Resital sundu herkese..Periyodun başında üst üste 6 sayı atarak maçı koparmamızı sağladı ilk olarak.Ama sadece sayı mı..Öylesine güzel asistler yaptı ki yine bizi kendine hayran bıraktı.Aynı şeyi söyleyeceğim ama o’nu izlemek büyük keyif,büyük şans..Takım olarak müthiş oynadık.Coach Iniguez’in tam istediği oyun tarzını sahaya yansıttık.Çok iyi savunma ve hızlı hücum..Her ikisini de yapmayı başarınca farkı periyodun sonunda 30 lara kadar çıkarttık (41-73)

Rahat bir tempoda geçen son periyodu rotasyonla oynadık.Biba’nın ilk dakikalarda sayı yağmuruna devam ettiği periyotta,ilerleyen dakikalarda skor üretmekte zorlandık.Biraz daha hareketli olabilirdik sanki hücumda..Periyodun tamamında oynayan Olcay 1-2 hatası dışında olumlu sinyaller vermeye devam ediyor..Her zamanki gibi savunmadaki gayreti,hücumda cesur oluşu ve yaptığı asistler olumluydu kendi açısından..Maçı 60-89 kazanan Potanın Kraliçeleri gruptaki 5. galibiyetini alıyordu.
İkinci periyodun ilk 5 dakikasındaki oyun haricinde çok iyi bir maç çıkardık.Maçın belli bölümlerinde rakibi kitlemeyi başardık;ama asıl 3. periyottaki muhteşem oyunla vurup geçtik desek doğru olur herhalde.10 dakika boyunca hiç düşmeden,aynı çizgide süren performansımız maçın sonlarını rahat geçirmemizi sağladı.Maçlardaki keskin iniş çıkışları artık yaşamıyoruz.Düşündüren bir konuydu.Şu an sergilediğimiz performans sevindirici bu açıdan.Son maçlarda yükselen bir performansımız var.Aman nazar değmesin (Yazar burada tahtaya vuruyor,sizde vurun bence)

Bireysel performanslara gelirsek maçın yıldızı benim gözümde Birsel’di.Öyle bir 10 dakika oynadı ki rakibe son darbeyi indirdi.8 sayı (4/4 ikilik) 7 asistle tamamladı maçı.8 sayının tamamı 3. periyotta geldi.Ve yine müthiş asistler yaptı.Biba yine skorer oyununu sürdürüyor.21 sayıyla takımın ve maçın en skoreri olan Biba muhteşem performansını devam ettiriyor son 1 aydır.Kalitesini ve tecrübesini gösteriyor her maçta.Angel hem savunmada hem hücumda çok iyi bir maç çıkardı.Maçı 15 sayıyla tamamladı.

9 Ocak’a kadar ara verdi Euroleague.Bu tarihte Nadezhda’yı kendi sahamızda ağırlayacağız.Ligde de kritik Galatasaray maçı öncesi 22 Aralık Cumartesi günü Edremit deplasmanına gidiyoruz.FB TV’den de naklen yayınlanacak maçın başlama saati 16.00..Kraliçelerimize başarılar..Bu maçtan sonrada 26 Aralık Çarşamba günü Fenerbahçe Ülker Sports Arena’da Galatasaray’ı konuk ediyoruz…

17 Aralık 2012

Zoru Kolaya Çeviren Savunma

Potanın Kraliçeleri TKBL 9. hafta mücadelesinde Fenerbahçe Ülker Sports Arena’da konuk ettiği,ligin güçlü ekiplerinden Kayseri Kaski’yi 36 sayı farkla 98-62 yenerek ligde namağlup liderliğini sürdürdü.
Birsel-Esmeral-Cappie-Matovic-Vera beşiyle başladık maça.Kaski Pınar Demirok’un liderliğinde maça iyi başladı.Biz ise Birsel-Cappie-Esmeral üçlüsüyle savunmada agresif hücumda hareketli bir performans sergiliyorduk.Esmeral’in içeriyi hep zorlaması,Matovic’in uzun mesafe atışları…Daha sonra skor anlamında devreye Cappie-Vera ikiliside dahil oldu.Son 2-3 lig maçında yabancı kontenjanına takılan,periyodun sonlarına doğru oyuna giren Angel hırslı,iştahlı bir geri dönüş yaptı.İlk pozisyonda topla pota altında buluştu ama sayıyı atamadı.Bu sefer topu rakibinden çalıp turnikeye gitti yine atamadı.Fakat isteği ve heyecanı görülmeye değerdi.Bunun meyvesini periyodun son anlarında,sadece 20-25 saniye içinde 2 basket faulle yani 6 sayıyla aldı.Hücum ribaundunu çok iyi takip edip alması,savunmada rakibin dengesini bozup top kaybına zorlaması maça çok iyi konsantre olduğunun göstergesiydi.Periyodun sonlarında Kaski Nuria Martinez ile ayakta kalmaya çalışsa da Angel’ın müthiş oyunuyla ilk periyodu 23-17 önde kapatmayı başardık.
İkinci periyoda baskılı savunma yaparak başladık.Rakibe nefes alma şansı bile tanımadık.Hücumda kaptan devreye girip üst üste sayılar buldu ve fark çift haneye çıktı.Bu dakikadan sonra Kaski alan savunmasına döndü.Döndü ama bu onlara pahalıya patladı.Her hücumda cezayı kestik alan savunmasına karşı.Önce topu çok iyi dolaştırarak Vera’yı bulduk,o da basket faulle 3 sayı kazandırdı bize.Daha sonra kaptan Birsel ve Esmeral üçlükleri Kaski potasına bıraktı.Maçın kırılma anlarından biriydi bence rakibin alan savunmasına dönmesi.Onların sonu oldu diyebiliriz hatta maç içinde..Bu bölüme kadar 22-3 lük bir seri zor geçeceği düşünülen maçı,umulmadık şekilde kolaya dönüştürdü.Yaptığı yanlıştan adam adama savunmaya dönerek vazgeçen Kaski 7-0 lık bir seri ile cevap vermeye çalışsada,hemen toparlanan kraliçeler hızlıhücumlarla skor üretmeye devam etti.İk yarının son saniyesinde gelen Birsel’in üçlüğü farkı 22 ye çıkardı (52-30)
Üçüncü periyoda Matovic’in skorer oyunuyla başladık.Kayseri Kaski’de ise yine ön plana çıkan isim Martinez oldu.Her şey güzel giderken hakemlerin Iniguez’e çaldığı anlamsız teknik faul ortamı gerdi.Bir pozisyonda Matovic dizine darbe aldı,doğal olarak canı yandı.Hakemler bunun üzerine oyunu durdu;ama Kaski kenar yönetimi tepki gösterdi oyun durduğu için.Bunun üzerine Iniguez’de tepki gösterdi haklı olarak.Ama hakemler bu tepkiyi teknik faul ile cezalandırıp gerginliği daha da arttırdı.Neyse maça dönersek,periyodun bitmesine 3 dakika kala oyuna giren Olcay savunmasıyla dikkat çekti.Martinez’i çok iyi savundu,top aldırtmayıp rakibi hataya zorladı.Son anlarda Vera-Matovic ikilisi ile üst üste sayılar bulduk.Matovic sayılarının yanı sıra yaptığıasistlerle de damga vurdu (78-45)
Son periyodun büyük bir bölümünü rotasyonla oynadık skorun verdiği rahatlıkla…Olcay savunmasının yanına top çalmayıda ekledi.Ayrıca attığıüçlüklerle kendine olan güvenini gösterdi.Kenardan gelen oyuncular katkıvermeye devam etti.Esra oyunda kaldığı süre içerisinde olumlu işler yaptı.İyi bir alternatif olduğunu gösterdi.Bir tek Emel hayal kırıklığına uğrattı.Tabişimdi kısa süre oyunda yer aldı;ama ribaundlarda etkili değildi.Ayrıca fazla kalıplı olmamasına rağmen,atletik bir yapıya sahip olmasına rağmen çok ağır gözüktü bana göre..Maça dönersek tekrar,tıpkı geçen haftaki Samsun Basket maçında olduğu gibi tamamen kenardan gelen oyuncularla oynadığımız dakikalarda,savunmada dirençli bir oyun ortaya koyduk.1-2 pozisyon dışında rahat sayı imkanı tanımadık…Maçı 98-62 kazanan Potanın Kraliçeleri yaptıklarımüthiş savunma ile zoru kolaya çevirdi.
İstatistiklere baktığımızda;ribaundlarda 45 (13 ü hücum) 30 (9 u hücum) üstünlüğümüz vardı.Asistlerde de 27-12 üstünlüğümüz vardı.Takım oyununu ne kadar iyi oynadığımızın bir göstergesiydi.Hatta bir hücumda tamamen pasa odaklanıp 24 saniyenin dolduğunun farkına varamadık.En doğru pozisyonu yakalamak için müthiş bir çaba gösterdik maç boyunca…Kısaca şiir gibi basketbol oynadık..Oyuna giren çıkan herkes konsantre bir şekilde elinden gelenin en iyisini yaptı.
Nevin’den hiç bahsetmedik..Ribaundlarda etkiliydi.İkinci periyotta yaptığımız savunmada onunda payı çok büyüktü.Skor olarak sadece 4 sayıda kalsada,aldığı 9 ribaunt ve sert savunmasıyla gayet iyi bir performans sergiledi..Vera ve Matovic 20 şer sayı atarak toplamda 40 sayıyla pota altınıdomine ettiler.Özellikle Matovic neden Avrupa’nın sayılı uzunlarından biri olduğunu gösterdi.Arkası dönük,orta mesafe,yüksek post fark etmeksizin her yerden sayı bulma potansiyeline sahip.Vera ise müthiş bir yüzde tutturdu ikilik atışlarda..Sadece bir şut kaçırdı ve 8/9 attı..Kaptanımız Birsel’de ikinci periyotta yakaladığımız seride başrolde olan oyunculardan biriydi.Üst üste attığıüçlükler,oyun sıkıştığı zaman içeri penetre ederek bulduğu sayılarla üzerine düşeni fazlasıyla yaptı..13 sayı 7 asistle tamamladı maçı..Angel uzun bir süre sonra oynadığı lig maçını 12 sayı ile tamamladı.Rotasyona gitmeyip kenara gelmese daha da sayı atardı.Son olarak Olcay..Maçı 10 sayıyla tamamladı..Şut kullanırken kendine güveni,savunmadaki gayreti muazzamdı..Ayrıca Martinez genç oyuncu diye birkaç kez baskı kurmaya çalışıp,hataya zorlamak istedi;ama Olcay çok rahat bir şekilde bu baskıdan kurtuldu.Zaten daha sonra vazgeçti Martinez baskıdan.Her geçen gün her geçen maç her geçen dakika daha iyi olma yolunda ilerliyor Olcay.İnşallah böyle devam edip yeni Birselimiz olacak..
Şimdi önümüzde kritik bir Targoviste deplasmanı var.19 Aralık Çarşamba günü oynanacak maçın başlama saati 18.00 olarak gözüküyor.Yayın yine olmayacak sanırım.Kraliçelerimize sonsuz başarılar diliyorum…
(Bu arada Euroleague bu haftaki maçlardan sonra 3 haftalık bir araya giriyor.)

12 Aralık 2012

Rahat Tempo ve Galibiyet




Potanın Kraliçeleri TKBL 8. hafta mücadelesinde deplasmanda karşılaştığı Samsun Basket’i 55-78 yenerek namağlup ünvanını korudu.

Olcay-Cappie-Biba-Nevin-Matovic beşiyle başladığımız maçta ilk dakikalarda skor üretemedik.Doğru şutu buluyorduk ama bir türlü basket atamıyorduk.İlerleyen bölümlerde hızlı hücumla yakaladığımız şansları iyi değerlendirip üst üste sayılar bulmaya başladık.Dip çizgilerden Cappie ve özellikle Biba’yı doğru zamanda topla buluşturuyor,bomboş durumda basketi bulmalarını sağlıyorduk..İlk periyotta kendi adımıza dikkat çeken bir nokta vardı.Hücumda pota altını kullanmayı pek düşünmedik.Daha çok dış atışa yönelik bir oyun oynadık.Bu periyot 10-24 üstünlüğümüzle geçerken rakibimizin tek hücum opsiyonu Frazee oluyordu.
İkinci periyota yine durgun başladık..Hücumda üst üste top kayıpları yaptık..Bir süre sonra toparlanan kraliçeler,ilk periyotta yapmadıklarıpota altı hücumunu Vera oyuna girdikten sonra devreye soktu.Bu periyotta ilk dakikaları saymazsak hücumda yüksek yüzdeyle oynadık.Kenardan gelen oyuncularımızdan (Esmeral-Yasemin) maksimum faydayı aldık.Bir süre kenarda dinlenip oyuna tekrar giren Biba üçlük yağmuruna devam etti.Olcay yine savunmayı iyi yapan oyuncumuzdu.Zaten tek isim o idi bu konuda.Rakibini sürekli rahatsız etti.Top kaptı ve neticesinde bir pozisyonda topu rakip için tehlikeli sayılan bir yerde çalıp teknik faulü yaptırttı.Gelelim savunmamızdaki aksaklığa..Pota altı savunmamız yumuşak kaldı.Oraya kadar çok rahat girip bomboş turnikeleri attılar.Eski oyuncumuz Vajda ile dışarıdan,Black ile içeriden etkili oldular.Fakat belli bir yere kadar sürdürebildiler bu durumu.Onlardan başka katkı verecek bir oyuncu bulamadılar.İlk yarıyı 26-47 önde kapattık..

Üçüncü periyotta pota altı savunmamız düzeldi.Rakip topu pota altına indirince,arkalarına dönme imkanı vermedik,iyi kapattık orayı.Hücumda illaki sayı bulsakta,bazı pozisyonlarda skorun verdiği rehavetle acele atışlar kullandık.Samsun Basket’te buna ayak uydurunca karşılıklı kaçan basketleri çokça izledik bu periyotta.Final periyoduna girerken 41-66 üstünlüğümüz vardı.

Son periyodun neredeyse tamamını rotasyonla oynadık.Hücumda kötü bir performans sergilesekte savunmada gayretliydik en azından.Bir kaç kez top çaldık,rakibin atışlarını bozduk,sayı bulacaklarken faullerle bunu durdurup kolay sayı şansı ve boş şut imkanı tanımadık.Sadece 10 sayı atabildik;ama savunmadaki oyun gözardı edilmemeli ne olursa olsun.Rakibin gardı iyice düşünce rahat tempoda geçen bir periyot oldu.Maçı 55-78 kazanan Potanın Kraliçeleri 8 de 8 yaparak fire vermeden yoluna devam etti.Bu arada Samsun Basket kadro olarak çok zayıflamış.Maddi sorunları mı var bir bilgim yok açıkçası.Geçen sezon Miller kardeşlerin önderliğinde çok iyi bir performans sergilemişlerdi.Öyle kolay lokma olan bir takım değildi.Yanlış hatırlamıyorsam geçen sezon playoffta çeyrek finalde Kaski’yi zorlamışlardı elenmelerine rağmen..

İstatistiklere bakınca can sıkıcı olan nokta,rakibe verdiğimiz 12 hücum ribaundu.Bizim açımızdan baştan sona kadar rahat geçen bir mücadelede bu kadar hücum ribaundu vermemiz olumsuz bir istatistikti bizim için..Maçın bazı anlarında savunma yapamasakta,hücumda topu pota altına indirmekte ve içeri penetre etmekte zorlansakta,rakibin 2-3 oyuncusu dışında skor katkısıalamaması maçı bizim açımızdan kolaya çevirdi.Takımın bu maçta en skorer ismi olan Biba’nın (19 sayı) yükselen performansı devam ediyor.Bir tek geçen hafta Euroleague’de Famila deplasmanında 5 sayıda kaldı.Onun dışındaki maçlarda çift haneli sayılara ulaşmayı başardı.Aman nazar değmesin.5/7 üçlük isabetiyle oynadı.Diğer skorer oyuncumuz Cappie maçı 16 sayıyla tamamladı.Hızlı hücumlarda en büyük kozumuzdu.Bu maçta coach Birsel’i oynatmadı.Yoğun geçen maç trafiğinde dinlenmeye ihtiyacı vardı kaptanın.Doğru bir karardı.Yerine oynayan Olcay gayet başarılı bir performans sergiledi bence.Özellikle savunma baz alındığında..24 dakika yer aldığı maçı 7 sayıyla tamamladı.Ve Nevin..Maçı 9 sayıyla tamamlayan Nevin iyi sinyaller vermeye başladı.En azından şutları daha güvenli kullanmaya başladı.Hatta kullanmaya başladı diyebiliriz.Geçen maçlarda potaya bakmaya korkar hale gelmişti.Kendisi için sevindirici.Ama bu performansı tabiki yeterli seviyede değil henüz.Daha da iyi olması lazım.

Son olarak 13.12.2012 Perşembe günü deplasmanda oynadığımız ve 74-69 kaybettiğimiz Famila maçına değinirsek..Maç yayını olmadığı için izleme şansımız olmadı.İlk önce sürpriz bir yenilgi oldu benim için.İlk kuralar çekildiğinde Nadezhda deplasmanında bir yenilgi bekliyordum;ama bu maç ekstra oldu açıkçası.Yine bir uyarı diyebiliriz aslında.Bundan önceki 2 sezonda grup maçlarında yenilgi yüzü görmeyince garipsiyoruz bu yenilgileri ama sanki deplasmanda kırılgan bir yapıya sahibiz Euroleague’de..Kendi sahamızda da zorlansakta,maçın kritik anlarında oyuna ağırlığımızı koymayı başarıyoruz.Deplasmanda aynı karakteri sahaya yansıtamıyoruz.Euroleague’de bu hafta maçımız yok bay geçiyoruz.Haftaya Targoviste deplasmanına gidiyoruz.Kritik bir maça çıkacağız.Mutlak surette kazanmamız gereken bir karşılaşma.Çünkü Arras dışında kalan 5 takımında ilk dörde girme şansı var.Eğer yenilirsek işler iyice karışacak.Kraliçeler gerekeni yapacaktır tabi..

Bu haftayı bay geçmemiz çok iyi oldu bir yandan.Haftasonu ligin güçlü rakiplerinden Kayseri Kaski’yi konuk edeceğiz.Kaski şu an ligde 2. sırada.Galatasaray’ı ligin 3. haftasında hem de deplasmanda yendiğini unutmamak lazım.Zorlu bir rakip var karşımızda.Maçın başından sonuna kadar dikkatli birşekilde oynamamız lazım.16 Aralık Pazar günü Fenerbahçe Ülker Sports Arena’da (küçük salon olur büyük ihtimal bir değişiklik olmazsa) saat 15.30’da başlayacak maçta kraliçeleri yalnız bırakmayalım..Sonsuz başarılar…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...