22 Ekim 2010

STSL 9. Hafta – Fenerbahçe – Galatasaray Maçı Analizi


Son yılların en marjinal derbisini bekliyoruz. Bu marjinallik takımların kadro yapısından kaynaklanmıyor. Galatasaray’ın içinde bulunduğu durum bütün gözlerin heyecanla bu derbiye çevrilmesine neden oluyor. Bu sefer sorular farklı olduğu için daha heyecanlı bir bekleyiş olduğu ortada.

Normalde derbi ile ilgili bir analiz yapmayı planlıyordum ancak işin teknik ve taktik kısmını Galatasaray yönetimi, Rijkaard ile olan sözleşmelerini fesh ederek ortadan kaldırdı. Fenerbahçe’nin tam form tuttuğu zamanda, derbi ile ilgili hiçbir özel çalışma yapmayacak olan Galatasaray takımı hakkında nasıl bir teknik analiz yaparsak yapalım boş! Mutlaka taktiksel anlamda beklentilerimizi yazacağız ancak önceliği derbi psikolojisine veriyoruz.

Fenerbahçe Rehavete Sürüklenir mi?

Herkesin dilinde Fenerbahçe’nin, UEFA kupasını kazanan kadroyu Ali Sami Yen’de Jhonson’ın golüyle 1-0 yendiği maç var. Haksızda sayılmazlar, rakibi küçük görme, rakip ile dalga geçme, kısacası kibir gibi insani günahların cezası çok büyük olabiliyor. Bunu örneklerini Fenerbahçe her zaman Galatasaray’a yaşatmıştır. Ancak Fenerbahçe’nin bu tarz bir rehavete kapılacağını sanmıyorum. 

Birincisi, Aykut Kocaman futbolcuyken bu tarz maçları çok yaşadığı için, hatta Fenerbahçe Aykut Kocaman’ı golleriyle sıkıntılı günlerden bir Galatasaray derbisiyle çıktığı çokça maç varken, rehavete kapılacağını düşünmek biraz yanlış olur. Bu rehavet duygusunu gören ve yerinde analiz eden bir isim Aykut Kocaman. Takıma hâkim biri olduğu için bu tarz bir rahatlama içinde olmayacağını düşünüyorum.

 

İkincisi, Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’nin başına teknik direktör olarak geçtiği günden beri takımda bir otorite kurmak ve kendi felsefesini kabul ettirmek için çok futbolcuyla yollarını ayırdı. İlk çıktığı Young Boys maçından son çıktığı Konya maçında ki oyuncu tercihleri arasında %90 değişim olduğunu görmemek yanlış olur. İdmanlarda çalışmayanı çok rahat bir biçimde sildiğini görüyoruz. Bu maçta Aykut Kocaman rehavete sürüklenecek futbolcusunu tamamen olmasa da kısmen seçebilecek hâkimiyete erişmiştir.

Üçüncüsü, Fenerbahçe’nin bir anda nasıl bu kadar iyi bir takım olduğunun da cevabıdır bu. Fenerbahçe’de oynayan futbolcuların çoğu ya kendi ulusal takımlarında kaptanlık yapmışlardır ya da geldikleri takımlarda kaptanlık yapmışlardır. Bu tarz maçlarda karakter olarak ön plana çıkan oyuncular maçın stresini çok daha rahat sindirebilir ve daha rahat istediklerini sahaya yansıtabilir. Lugano, Yobo, Emre, Alex, Niang, Mehmet Topuz, Volkan, Gökhan Gönül gibi lider özellikli ve liderlik yapmış futbolcular ile istediklerini sahaya çok rahat yansıtacaktır.

Dördüncüsü, Fenerbahçe yönetiminin çabaları bunu mutlaka azda olsa aşağılara çekecek etkenlerdendir.

Beşincisi, sadece bu maça özel bir taraftar baskısı da azaltıcı etkenlerdendir.

Şimdi yukarıda saydığım bunca etkenden sonra içinizden bu adamlar rehavete sürüklenmeyecekler o zaman diyebilirsiniz ama bu demek değildir ki Fenerbahçe için bu yeterli olacak! İşin birde Galatasaray boyutu var bu psikolojik savaşta.

Galatasaray ölüm kalım maçına çıkar mı?

Galatasaray neredeyse aylardır çalkalanıyor. Rijkaard ile yönetim ve futbolcular arasında büyük bir savaş vardı. Savaşı şimdilik futbolcular kazanmış gibi görünüyor. Bunu Fenerbahçe maçına etkisi mutlaka büyük olacaktır. Haftanın yarısını dinlenerek geçirip, yarısınıda yarım yamalak çalışarak geçiren bu futbolcular, Rijkaard’dan sonra hedefin kendileri olduğunu çok iyi biliyorlar. Özellikle bazı Türk futbolcular bu maçı kendileri için ya hep ya hiç olarak göreceklerdir. 

 

İşte bu noktada Galatasaray’ın göstereceği direnç fazlalaşacağı için Fenerbahçe’nin işini fazlaca zorlaştıracaktır. Yani herkesin beklediği gibi çok farklı bir Fenerbahçe galibiyeti senaryosu olmayacaktır.
Futbolcuların ve yönetimin ister istemez bir güç birliği yapacağı ortada. Çünkü her iki grupta şu an sallantıda ve birbirlerini mutlaka destekleyeceklerdir bu derbi öncesinde. Çünkü alınacak bir beraberlik onlara yeni teknik direktör ile ek bir tolerans kazandıracaktır.

Yani ne Fenerbahçe rehavete kapılacaktır, ne de Galatasaray kolay lokma olacaktır.
Elbette ki futbol bir şans oyunudur, Galatasaray maç boyu iki tane atak yapar ve iki gol atıp beraberliği alabilir veyahut Fenerbahçe yedi defa kaleye inip beş gol atabilir. Bunlar futbolun doğasında vardır. Fenerbahçe’nin, Kadıköy’de Trabzonspor ile 1-1 berabere kalarak şampiyonluğu kaybettiği maçı hatırlarsak, bu tarz bir şansın orada olduğunu görebiliriz. Bir defa kaleye gelen Trabzon, otuz defa kaleye gelen Fenerbahçe ile berabere kalabiliyor. Veya Kaleye bile gelemeyen Fenerbahçe, rakibini deplasmanda yenebiliyor. 

Bu psikolojik etmenler maçın taktiksel havasını nasıl etkiler? 

Fenerbahçe çok büyük bir değişiklik olmaz ise Konya maçındaki kadroda Özer’in yerine Alex’i koyarak maça çıkacaktır. Aykut Hoca form tutmuş kadrosunu bozmayacaktır. Alex oynarsa, yabancı sınırında dolayı Caner’in oynayacağını düşünüyorum. Aksi Takdirde Andre Santos’u oynatmak için ya Alex’i kesecek ya da Stoch’u kesip Andre Santos’a yer açacak ki bu pek mümkün görünmüyor çünkü orta göbekte bu maçı kaldırabilecek bir Türk oyuncu bulabileceğini sanmıyorum. Özer’in ve Selçuk’un yokluğunda Aykut Hoca Konya maçında ki Hücum sistemini bozmayacaktır.Olası bir Kazım hamleside beklenebilir Andre Santos için. Kazım'ı sağda, Dia'yı solda kullanarak Andre Santos'a yer açabilir ancaj her durumdada taktiğin değişmeyeceği ortada.

Burada maçı şekillendirecek detaylar Galatasaray ile başlıyor. Galatasaray, mutlak surette dirençli bir şekilde Fenerbahçe’yi karşılayacak. Kalli döneminde, Fortis Türkiye Kupasında Fenerbahçe ile 0-0 berabere kalınan maç ve Ali Sami Yen’de 1-0 yendikleri maçtaki defans mantalitesi ile oynayacaklarını düşünüyorum. Daha sert bir göbek ve daha sert bir savunma uygulayacaklar. Fenerbahçe’nin göbekten zorlaması maçı çıkmaza götürebilir. Bu yüzden Kanat oyuncularının performansının bu maçın detaylarını belirleyeceğini düşünüyorum. Fenerbahçe açısından Dia ve Stoch’un yapacakları maçın sonucunu etkileyecektir. Veya yapılan ortalarda dönen topları toplayacak oyuncular maçın sonucunu etkileyeceklerdir.

Galatasaray açısından fazla bir bilgiye giremiyorum. Yeni bir teknik direktör, kadro kalitesi açısından Fenerbahçe’den çok çok gerideler. Kadrolarında çok önemli oyuncular sakatlık veya ceza dolayısıyla oynayamıyor. Hafta’nın yarısını dinlenerek geçirme ve deplasmanda hemde ezeli rakibiniz ile maça çıkıyorsanız sizin hakkınızda fazla iyi şeyler söylenmez. Ancak psikolojik etmenler dolayısıyla maça çok dirençli çıkacakları kesin.

Maç içinde çok sert oynayacaklarını düşünüyorum. Bol sarı kart ve bol gerginlik yaşanabilir. Bülent Yıldırım’ın maça hakim olamayacağını düşünüyorum. Özellikle ilk dakikalarda çaldığı faul düdükleri arasında standart olmazsa oyuncuları birbirleriyle kavga ettirebilir, kontrolü elinden kaçırabilir.
Hak edenin kazanması dileğiyle

Abdullah Aksoğan

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...